Myanmar iç barışı sağlama düşüncesinde

Myanmar iç barışı sağlama düşüncesinde

  • 31 Ağustos 2016 11:01


Myanmar'da yaşanan iç karışıklıklara çözüm bulmak için hükümet ile direnişçi gruplar arasında barış görüşmelerine başlanıyor. Kasım 2015'te sivil yönetime geçen Myanmar'da barış görüşmelerinin başlaması İngiliz sömürgeciliğinden bu yana devam eden iç karışıklıklara bir çözüm buunması yolunda önemli bir viraj olarak görülüyor.

Myanmar'da bugün başlayacak ve beş gün sürecek tarihi bir barış konferansı düzenliyor. 
'21. yüzyıl Panglong Konferansı' adı verilen program, merkezi hükumet ve ülkenin önde gelen etnik yapılarıyla uluslararası çevreleri bir araya getirecek. Adını bağımsızlıktan kısa bir süre önce benzer şekilde gerçekleşen konferanstan alan bu etkinlik, ülkenin 8 Kasım 2015 seçimlerinden sonra başlayan sivil yönetim sürecinin önemli bir evreye girmesi anlamını taşıyor.
Myanmar'ın sayısız etnik gruplardan oluşan heyetler rengarenk görüntüleriyle Naypyidaw konferans salonunu doldurdu.

17 farklı grup barış masasına oturdu
Onyedi direnişçi gruplar başkentte düzenlenen görüşmelere katıldı, ancak hala silahlar bırakılmış değil. Ülkenin bir çok yerinde ordu ile çatışamalr devam ediyor.

Ateşkesi kabul eden direnişçi gruplardan biri olan Chin Ulusal Cephe'nin genel sekreteri Khua Uk Lian, "iyimser olduğunu" söyledi ancak " kolay olmayacağı" uyarısında bulundu.
Çatışma bölgelerinde yaşayan yerel halk sakini kendi topraklarında yatan zengin yeşim, kalay ve maun ahşap ormanlarına rağmen yoksulluk içinde yaşıyorlar.

Bağımsızlığını kazandığı 1948'den kısa bir süre sonra, ülkeyi yöneten askeri rejimler döneminde ve 1988 yılında başlayan demokrasi mücadelesinde, bu mücadelelerin öznesi konumundaki etnik yapılar siyasi, ekonomik, kültürel ayrımcılıklara maruz kaldılar. 1947 yılında yapılan birinci Panglong Konferansı siyasi bağımsızlığı etnik yapılarla paylaşma hakkı tanıyordu. Ancak bu girişimin mimarı Aung San'ın, yani bugün demokrasi hareketinin lideri olan Dışişleri Bakanı Su Çi'nin babasının silahlı saldırı sonucu öldürülmesiyle, bağımsızlık sonrasında siyasi bağımsızlığı paylaşma düşüncesi, ordu mensupları eliyle, ülkenin yüzde altmışını oluşturan Burma (Burmese veya Barma) denilen etnik çoğunluğun hakimiyetine evrildi.

Bir önceki devlet başkanı ve 'yarı-sivil' olarak nitelenen Thein Sein'in inisiyatifiyle başlatılan barış görüşmelerinde bazı etnik yapıların dışarıda bırakılması, bu girişimin kapsayıcı olmaktan uzak olması kadar, şüpheyle karşılanmasına da neden oldu. Sivil bir yönetim olarak Ulusal Demokrasi Birliği hükumetinin bu seferki barış görüşmelerinde aldığı inisiyatif, merkezi hükumet, etnik yapılar ve uluslararası çevrelerde ülkenin geleceği için umutların yeşermesine neden oluyor.

İngiliz sömürgeciliğinden bugüne devam bir kriz
Myanmar, bölgenin diğer bazı ülkeleri gibi etnik çoğunluğu oluşturan bir toplumsal yapı teşkil etmekle kalmıyor. Aksine, bu etnik yapıların neredeyse hepsinde siyasi bilincin oldukça gelişmiş olması, merkez-çevre ilişkilerinin daha bağımsızlık öncesinden başlayarak siyasi yönetim hakkı elde etmek gibi bir hedefe yönelik olmasına yol açıyor. Merkezi oluşturan ve adına 'Burma' denilen etnik çoğunluk ile diğerleri arasındaki (özellikle de Arakan, Karen, Şan, Kaçhin gibi öne çıkan etnik yapılarla) ilişkileri belirleyen şey ise geçmişi 19. yüzyıla kadar uzanan bir tarihsel ilişkiler ağı: İngilizlerin bölgedeki varlığı ve yönetimle ordu yapılanmasında görev verilen etnik yapılarla verilmeyenler arasındaki ilişki, bağımsızlık sonrasındaki ayrışmanın da temellerini oluşturuyor.

21. Yüzyıl Panglong Konferansı 
Konferansa 21. Yüzyıl Panglong Konferansı adının verilmesinin nedeni, 1947 yılında, yani bağımsızlıktan kısa bir süre önce aynı adla bir konferansın gerçekleştirilmiş olması. O dönem ulusal lider konumundaki Aung San'ın Şan, Kaçin ve Çin etnik topluluklarının liderleriyle yaptığı görüşmelere, konferansın yapıldığı yerden hareketle 'Panglong Konferansı' ismi verildi. Etnik yapılarla gerçekleştirilen bu konferans, ülkenin siyasal yaşamının dizaynına yönelik bir girişim olduğu için bağımsızlığın da önemli bir güvencesiydi. Ancak bu güvenin sarsılmasında, öncelikle 19 Temmuz 1949'da, yani bağımsızlıktan altı ay önce, Aung San'ın diğer bazı ulusal liderlerle birlikte katledilmesinin ve ikinci olarak, bağımsızlık sonrasında Burma milliyetçilerinin etnik yapılarla siyasal iktidarı paylaşmak yerine merkeziyetçi bir otorite tesis etmelerinin rolü büyük.

İkinci Panglong Konferansı, bir dizi görüşmelerin başlangıcı kabul ediliyor. Bu süreç, aynı zamanda Myanmar'ın aslında 1947'de yarım kalmış bir projesini tamamlama hedefi taşıyor. O da, merkezi gücü oluşturan nüfusun yüzde altmışlık bölümüne tekabül eden Bamar etnik çoğunluğuyla, nüfusun geri kalanını oluşturan etnik yapılar arasında bir güven tesis etmek ve görüşmeleri, bağımsızlık öncesi süreçte federal yönetim düşüncesiyle harekete geçen dönemin liderlerinin bıraktığı yerden devam ettirmek. Bu hedefin gerçekleştirilebilmesi için askeri rejimin sona ermesi gerekiyordu. 8 Kasım 2015 seçimleri bu süreci şu veya bu şekilde ortadan kaldırmaya matuf bir girişimdi ve bunda da başarılı olundu.

Myanmar hükümeti için önemli bir sınav olacak
Söz konusu barış süreci, Su Çi'nin önderliğindeki Ulusal Demokrasi Birliği hükumeti için önemli bir sınav niteliği taşıyor. Öyle ki 'demokratik' yönetim çağrılarına muhatap olan Su Çi'nin verdiği mücadele, artık pratiğe geçirilmeyi bekliyor. Hedefte merkez-çevre ilişkisinde güven tesisi ve akabinde gelecek siyasi ve ekonomik kazanımlar bulunuyor. Konferansa Thein Sein döneminde, 2015'de başlatılan ve 'Ulusal Ateşkes Anlaşması' adıyla gündeme gelen barış görüşmelerine davet edilen sekiz grubun dışında, dışarıda tutulan on üç etnik yapı da davet edildi. Bu grupların önemli bir bölümünün geçen yıl başlayan barış görüşmelerine davet edilmemiş olmaları, ülkede merkez-çevre ilişkilerindeki sorunun devam etmesi anlamı taşıyordu. O dönemde, söz konusu bu etkin yapıların liderleri, yeni hükumetin barış süreci görüşmelerini beklediklerini açıklamışlardı. Şimdi bu sürece gelinmiş görülüyor. Birleşik Milletler Federal Konseyi temsilcileri geçen hafta yaptıkları açıklamada konferansa katılacaklarını ilan ettiler.

Siyasal çözüm isteniyor
Etnik yapıları barış masasına sevk eden bir diğer husus ise, geniş kitlelerin artık savaş ve çatışma ortamına son verilmesi konusundaki talepleri. Merkezi orduyla (Tatmadaw) etnik yapıların gerillaları arasında yaşanan çatışmalar, sivil halkın evlerini barklarını terk etmelerine, temel hak ve hizmetlerden mahrum bir hayat sürmelerine ve geleceklerinin belirsizliği gibi son derece insani kaygıların oluşmasına neden oluyor. Doğal zenginlikleri potansiyel olarak bünyesinde barındıran ülkenin geniş toplum kesimlerinin barış ve huzur içerisinde yaşayacakları bir ortamın oluşturulmasında, hiç kuşku yok ki uluslararası çevrelerin de bir etkisi olacaktır. Bu nedenle Su Çi'nin, görüşmelere Birleşmiş Milletler genel sekreteri Ban Ki-moon'u davet etmesi bunun göstergelerinden biri.
Bir diğer husus ise, başta ABD ve AB olmak üzere Batıyı temsil eden ülkelerin ve birliklerin Myanmar'da hüküm süren askeri rejime yönelik siyasi ve ekonomik ambargolarının büyük ölçüde sonlandırılmış olması. Ayrıca ikili ve bölgesel ilişkilerde Myanmar'a rollerin verilmeye başlanması da kuşkusuz barış sürecinde bir katalizör işlevi görecektir.

 

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Halep’te süresiz ateşkes zaruridir
Türkiye
Şırnak'ta terör mağduru ailelere destek
Dünya
Irak ordusu DEAŞ'a karşı halktan yardım istedi

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu