Siz de artık yeter demelisiniz

Siz de artık yeter demelisiniz


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Milletvekillerine sesleniyorum; bu iktidar sadece bizi değil sizi de rahatsız etmeli. Siz de 'yeter artık' demelisiniz" ifadesini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Çankaya Belediyesinin "Engelsiz Dershane Eğitim Merkezini" ziyaret etti. Dersane hakkında bilgi alan Kılıçdaroğlu, merkezinin kuruluşunun 11'inci yılı nedeniyle öğrencilerle pasta kesti. 

Gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını da yanıtlayan Kılıçdaroğlu, yargıda yaşanan son gelişmelerle ilgili bir soru üzerine, Türkiye'nin süratle hukuk devleti olmaktan çıktığını savundu.

Yürütme organının yasama ve yargıya baskı kurduğunu ileri süren Kılıçdaroğlu, "Savcının elinden soruşturma yaptığı dosyalar alınıyor ve ilgili Başsavcı çıkıyor televizyonlara 'O savcının görevi değil' diyor. 2 yıldır soruşturma devam ediyor, aklına yeni mi geldi senin" ifadesini kullandı.  

"Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in İstanbul'a gidip yolsuzluk ve rüşvet operasyonu dosyasına müdahale edeceğini" söylediklerini Kılıçdaroğlu, "Hemen yalanlama geldi, yoktur böyle bir şey diye. Arkasından bir gerçeği gördük, Adalet Bakanı gitti ve görüşmeleri yaptı. Görüşmelerden sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı yolsuzluk yapan savcının elinden dosyasını aldı" diye konuştu. 

İki bakanın istifasıyla eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın açıklamalarını hatırlatan Kılıçdaroğlu, Geldiğimiz nokta şu, hırsızların özgür bırakılıp hırsızlık soruşturması yapan savcıların pasifize edildiği bir sürecin içine girdik" iddiasında bulundu. 

-HSYK açıklaması

HSYK’nın Adli Kolluk Yönetmeliği'nde değişiklik yapılmasına ilişkin açıklamasını anımsatan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Yargının kalbi söylüyor, beyni söylüyor bunu; 'Bize müdahale ediliyor.' 'Yaptığınız yönetmelik değişikliğiyle yolsuzluğun ve rüşvetin üzerine gidilemez' deniyor. Bir siyasal iktidar, yolsuzluk ve rüşveti nasıl korur? Aklım almıyor. Bütün yaşamım boyunca böyle bir tabloyla Türkiye Cumhuriyeti ilk kez karşılaşıyor. 'Bizim abdestimizden şüphemiz yok' diyorlar. Abdestinden şüphen yoksa neden yönetmeliği değiştiriyorsun? Abdestinden şüphen yoksa neden savcının elinden o dosyayı alıyorsun? Abdestinden şüphen yoksa dört Bakanın önüne neden istifa dilekçelerini koydun? Abdestinden şüphen yoksa o dört Bakana, 'Beni savunan bir açıklama yapın' diye neden baskı kurdun? Senin her tarafın şüpheli sadece abdestin değil. İnancın da şüpheli senin."

-"Dünyaya rezil olduk"-

İktidarın milyarlarca dolarlık bir rüşvete bulaştığını ve paniğin de bundan kaynaklandığını öne süren Kılıçdaroğlu, gelinen 

Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Gelinen noktada Türkiye tüm dünyaya rezil oldu. Yolsuzlukları savunan, savcıları görevden alan, polisle yargıyı karşı karşıya getiren bir iktidar. Savcı 'ifade alacağım' diyor, İçişleri Bakanı ‘Hayır o polis onu getirmeyecek’ diyor. Neden, hırsız hırsızlığına devam etsin diye. İnsanda biraz utanma olur, insanın biraz yüzü kızarır. Şimdi çıkmışlar, bunu komploya bağlıyorlar. Ne komplosu? Hırsızlığın komplosu mu olur? Eğer komploysa bu milletin başına bir komplo getirdiler zaten seni buraya, sen milletin yakasına yapıştın, düşmüyorsun o yakadan. Köşeyi döndün. Bir Başbakan bir banka genel müdürünün evinde, ayakkabı kutusunda saklanan parayı savunur mu arkadaşlar? Böyle bir örnek dünyada var mıdır acaba? İmam hatip okulu yapılacakmış o parayla… Tamamen yalan. O paraların tamamı tüyü bitmemiş yetimin haklarından elde edilen paralardır. Ne söyleyeyim, o parayı yiyenler, yolsuzluk yapanlar, tüyü bitmemiş yetimin hakkını gasp edenlere zehir zıkkım olsun diyeyim, başla ne söyleyeyim? Hukuk devleti diye bir devlet kalmadı. Hukuk devleti ayaklar altına alındı. Böyle bir yapıyı Türkiye hiç görmedi, ilk kez tanık oluyor ve hepimiz seyrediyoruz."

-"Hiçbir zaman AKP'nin iktidarını gayri meşru ilan etmedik"

"Buradan Adalet ve Kalkınma Partisi'ndeki dürüst milletvekillerine seslenmek isterim" diyen Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Sizler, Türkiye'nin saygın insanlarısınız. Millet size oy verdi geldiniz iktidar oldunuz. Hiçbir zaman AKP'nin iktidarını gayri meşru ilan etmedik. Hukuk zemininde gelmiştir, milletin oyunu almıştır. İktidardadır, beğeniriz veya beğenmeyiz eleştiririz ama sonuçta bu iktidarı hiçbir zaman gayri meşru ilan etmedik. Taa ki son yolsuzluk ve rüşvet operasyonuna kadar. Dört bakanın ve çocukların yolsuzluk olayına bulaşmaları, Başbakan'ın bunları kelle koltukta savunmaya çalışması, bir Bakan'ın doğrudan doğruya Başbakan'ı hedef alarak, 'talimatı sen verdin ben de gereğini yerine getirdim, eğer birisi istifa edecekse önce sen istifa et' demesi, artık bu hükümetin gayrimeşru olduğunu gösteriyor. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyen bir hükümet var."

Turgut Özal'ın başbakanlığı döneminde 40 ANAP milletvekilinin, yolsuzluk yapan bir bakanı, soruşturma komisyonu kurarak Yüce Divan'a gönderdiklerini hatırlatan Kılıçdaroğlu, "40 namuslu adam çıktı. AKP'deki kul hakkına saygı gösteren gerçekten bu ülkeye, aldığı oyların hakkını veren, hukukun üstünlüğünü savunan milletvekillerine sesleniyorum; bu iktidar sadece bizi değil sizi de rahatsız etmeli. Siz de 'yeter artık' demelisiniz.  Bu hükümet bu milletin yakasından düşmeli. Eğer bunu yapmazsak tarihe karşı hepimizin sorumluluğu var. Çocuklarımıza vereceğimiz hesap olmaz" diye konuştu. 

AK Parti'de bazı milletvekillerinin istifa ettiğinin hatırlatılarak, "Devam edeceğini düşünüyor musunuz" sorusu üzerine de Kılıçdaroğlu, "İstifa olur olmaz ben onu bilmiyorum. Ama sonuçta, vicdanının sesini dinleyen herkesin rahatsız olduğunu biliyorum" dedi. 

AK Parti'deki "son derece düzgün insanların" sayısının az olmadığını, çok fazla olduğunu bildiğini aktaran Kılıçdaroğlu, "Onlar vatandaşın yüzüne bakamıyorlar, başları önlerine eğik. Onları bu hale düşüren kendi iktidarlarından, Erdoğan hükümetinden hesap sormaları gerekiyor" açıklamasını yaptı. 

AK Parti'li milletvekillerinden "yolsuzluklarla mücadele etmek için iktidar olduklarını" hatırlamalarını isteyen Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"2002'yi 2003'ü düşünün, Yolsuzluklarla Mücadele Komisyonu kuruldu. Ben de o komisyonun üyesiydim. Geldiğimiz noktaya bakın, geçmiş siyasal iktidarların miras olarak bıraktıkları yolsuzluk dosyalarına, yolsuzluk miktarlarına rahmet okutacak bir tablo ile karşı karşıyayız. O kadar ki doğrudan yargıya müdahale ediliyor. 'Dosyalara girin, belgeleri yok edin' deniyor. Bakan, doğrudan müdahale ediyor. Başbakan talimat veriyor. Bunlar olmaz. Ayıptır, günahtır. Bu ülkeye yazıktır. 90 yıllık demokrasi birikimimiz, 90 yıllık ahlaki birikimimiz bu noktaya gelmemeliydi. Bütün bunları yapanlara 'ahlaklı' diyebilir miyiz biz?"

-"Hedefte ben varım"

Başbakan Erdoğan'ın "Hedefte ben varım" açıklamasının hatırlatılması üzerine ise Kılıçdaroğlu, şunları dedi:

"Başbakan niye hedef? Önce o soruyu soralım. Sayın Erdoğan Bayraktar ne dedi? 'Talimatları o verdi, biz de yerine getirdik. İstifa edecekse önce onun istifa etmesi gerekir.' Hedefi kim gösterdi? Kendi bakanı söylüyor, ben söylemiyorum. Hakim, savcı da söylemiyor. Söyleyen kim? Beraber çalıştığı bakanı. Bizim Cumhuriyet tarihimiz bir geleneği vardır. Doğrudan Başbakan'a bağlı bir birim vardır, MİT. Bütün hükümetler döneminde bu böyledir. Ama AKP hükümetleri döneminde doğrudan başbakana bağlı iki birim vardı, birisi MİT Müsteşarlığı, diğeri de TOKİ. İhale dağıtan bir sistem neden doğrudan Başbakan'a bağlı? Bunun cevabını versin. Ben ondan sonra gerekeni söyleyeceğim. 'Hedef benim.' Yolsuzlukların başında sen olursan hedef sen olursun. Çete reisi sen olursan, elbette hedet de sen olacaksın."

Operasyonun adına "Büyük yolsuzluk ve rüşvet operasyonu" dendiğini belirten Kılıçdaroğlu, "Operasyon kimlere karşı yapılır? Çetelere karşı yapılır. Kim telaşlanıyor? Ben telaşlanıyor muyum? Hayır. Sizler, milletvekilleri telaşlanıyor mu? Hayır. Kim telaşlanıyor? Erdoğan. Neden? Çete reisi olduğu için. Çete reisi. Benim merak ettiğim şu. 1 milyar dolar, 2 milyar dolar, 3 milyar, 5 milyar dolar...Kaç lirayla doyacaksınız siz? Öbür dünyaya malı mülkü mü götüreceksiniz? Dünya malı bu kadar tatlı mı sizin gözünüzde" dedi.

-"Kaç F-16 uçağı, kaç havaalanı, kaç baraj yapar"

Eski İçişleri Bakanı Muammer Güler'in bankadaki hesabının boşaltıldığını, ancak geri almak için dava açmadığını öne süren Kılıçdaroğlu, şu açıklamaları yaptı:

"Muammer Güler dava açmıyor. Neden? Çünkü şöyle düşünmüştür, 'haydan geldi huya gitti. Niye dava açayım' demiştir. 900 küsür bin lira. Millet asgari ücretle iş bulamıyor. Çalınan paranın rakamını çıkarın, kaç asgari ücret yapar. Kaç F-16 uçağı, kaç havaalanı, kaç baraj yapar. Çıkarın bunları farklı bir tablo göreceksiniz. Vurgunun boyutunu göreceksiniz. Neden hükümet telaşla, 'illa biz bunu kapatalım' diyor, bütün gücüyle buna yükleniyor? Bakın biz bugün engelli arkadaşlarımızla beraberiz, onlar en azından asgari ücretle iş bulmak için alın teri döküyorlar. Bunların tamamına bizim saygımız var. Ben isterim ki bu kardeşlerimiz için daha güzel olanaklar sağlansın. Eğer hırsızlık olmasaydı bunların tamamı olurdu. İşsizlik varsa nedeni budur. Hiç kimse unutmasın. Bir başbakan önce kendi çocukalarını ticaretten uzak tutar. Siyasetten, çıkar odaklarından uzak tutar. Vakıf kılıfı yapacaksınız, paralar oraya akacak. Devletin hazine arazisini götürüp vakfa vereceksiniz. Niye veriyorsunuz? Bu ülkede dünya kadar vakıf var, hepsi gönüllü. Alın teriyle çalışıyor. ÇYDD'nin başına gelenleri biliyorsunuz. Herkes şapkasını önüne koyup düşünmeli. Hepimiz vergi veriyoruz. Demokrasilerde vergi veriyorsak, hesabını soracağız."

Yolsuzluk ve rüşvetin olağan karşılanmaya başlandığı toplumların iflah olmayacağını dile getiren Kılıçdaroğlu, "Ahlaki temelleri çürümüş olur. O nedenle bütün toplumu görev çağırıyoruz. Yaşı, boyu, cinsiyeti, kimliği ne olursa olsun. Madem bu topraklarda yaşıyoruz, bu siyasal iktidar bize hesap vermiyor, bizim paralarımızı çalıyor, yakınları aracılığıyla yiyor. O zaman bunun hesabını sormak, her yurttaşın boynunun borcu ve görevidir" ifadesini kullandı. 

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Teröristbaşı Fetullah Gülen'in 17 Aralık darbe girişimi pişmanlığı
Türkiye
Akdeniz'de deprem meydana geldi!
Dünya
'Stockholm sendromu'nun son örneği: İşgalcisinin adını bebeğine verdi!

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu