‘FETÖ’cülar reklamcılık sektöründe de kanser gibi yayıldı’

‘FETÖ’cülar reklamcılık sektöründe de kanser gibi yayıldı’

  • 03 Ağustos 2016 16:22


ANADER Anadolu Reklamcılar Derneği Genel Başkanı Muhittin Özdemir, reklamcılık piyasasında yuvalanan FETÖ sempatizanlarına meydan okudu: ‘Hükûmet, ordu ve bürokraside gereğini yapıyor. Şimdi sıra, bunları sivil toplum ve meslek örgütlerinden kazımakta!’

ANADER Anadolu Reklamcılar Derneği Genel Başkanı, ünlü reklamcı Muhittin Özdemir, diğer pek çok iş kolu gibi reklamcılık sektöründe de Fethullah Terör Örgütü’ne fiilen mensup, finansal destekçi, organizatör ya da sempatizan düzeyinde binlerce kişinin bulunduğunu ileri sürerek, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti, son derece haklı bir operasyon başlatarak, bünyesini âdetâ bir kanser gibi sarmış olan bu gözü kara yapıdan hücre hücre temizlenirken, bugünlerde bizlerin de profesyonel reklamcılar olarak benzer bir temizliği kendi bünyemizde yapmamız artık şart oldu” diye konuştu. Özdemir, çeyrek yüzyıllık bir reklamcılık geçmişinden sonra, Anadolu kentlerindeki reklamcıları temsil etmek üzere kuruluşuna büyük emekler ve fedakârlıklarla öncülük ettiği ANADER’in de henüz başlangıç aşamasından itibaren bu örgütün sempatizanları tarafından kuşatıldığını savundu. 

Konuyla ilgili olarak derneğin İstanbul temsilciliğinden yapılan Muhittin Özdemir imzalı basın açıklamasında, Anadolu’nun çeşitli kentlerindeki profesyonel reklamcıları bir araya getirmek ve bir güç birliği oluşturmak üzere, temelleri 2012 yılında atılan ANADER’in henüz çalışmalarına başladığı ilk aylardan itibaren FETÖ mensuplarının bunaltıcı taarruzlarıyla karşı karşıya kaldığı ve dernek yönetiminin örgüte yakın hukukçuların da yardımıyla ele geçirilmeye çalışıldığı ifade edildi. Örgüt mensuplarının, derneğin fikir babası olması ve kuruluşuna hem finansal, hem de fikrî bazda önemli katkıları olmasına rağmen, yönetim organlarına sızar sızmaz ilk işlerinin kendisini mahkemeye vermek olduğunu vurgulayan Özdemir, “Bunlar öylesine hastalıklı ruhlardır ki, Pensilvanya’dan aldıkları kesin emir doğrultusunda, küçük bir taşra lokantasına garson bile olsalar, oradaki diğer garsonlara hayat hakkı tanımazlar. İşe başladıkları ilk günden itibaren en önemli uğraşları diğerlerini saf dışı bırakmak olur” şeklinde konuştu. Ünlü reklamcı, ayrıca Kayseri’deki reklamcılık firmalarından bazı yöneticileri de bu illegal yapının bölgedeki koordinatörleri olmakla suçladı.

1993 yılında alanında Kayseri’nin en eski reklam ajansını kuran ve sonraki yıllarda da İç Anadolu bölgesinde reklamcılık hizmetlerinin profesyonel standartlara ulaşması için uzun soluklu bir mücadele veren Özdemir, İstanbul odaklı bir reklamcılık sektörü yerine bu sektörde hizmet veren firmaların ülke çapında homojen bir dağılım sergilemesi ve yüksek hizmet kalitesine sahip firmalar üzerinden temsil edilebilmesi için yaptığı çalışmalarla tanınan bir isim…

 Muhittin Özdemir’in reklam sektöründe önemli bir tartışma başlatmaya aday açıklamasının tam metni şöyle:

“Güç ve sermaye kokusu aldıkları her yere çöreklenirler”

Başta, derneğimizin kuruluş üssü Kayseri olmak üzere, ülkemizin dört bir köşesinde faaliyet gösteren yerel ve bölgesel reklam ajanslarının değerli temsilcileri, saygıdeğer halkımız,

Son iki haftadır milletçe yaşadığımız süreci, herhalde en güzel şekilde “Bir musibet, bin nasihattan iyidir” şeklindeki o ünlü atasözümüz açıklamaktadır.

Adına hukukî dosyalarda “FETÖ’cüler” denilen şeytanî örgütlenmenin siyasetten askeriyeye, ticaretten medyaya kadar neredeyse her alanda sergilediği sinsi yayılmacılık bizce çok uzun yıllardır mâlûm olmasına rağmen, devletimiz âdetâ kanserden farksız olan bu yapının toplumun dokusundan kazınması adına en ciddi temizlik operasyonunu 15 Temmuz 2016’daki kanlı darbe girişiminden sonra başlatmıştır. Her ne kadar bu temizlik operasyonu bize göre epeyce geç kalmışsa da bugün -her şeye rağmen- hem devletin yönetim organları, hem de toplumda FETÖ’cülerin Türkiye’nin aydınlık geleceğinde ne denli dehşetli bir tehlike oluşturduklarının hemen herkes tarafından anlaşılmış oluşu, bizim için yine de büyük bir teselli kaynağıdır.

Devletimiz son iki haftadır son derece ciddi tuttuğu bir operasyonla bağırsaklarını temizliyor. Hattâ, buna bağırsaklarını temizlemek de denemez artık, bünyenin her tarafını sarmış olan kanserli hücreleri ödünsüz cerrahî müdahalelerle tek tek kesip atıyor. Bizim de söz konusu yapıdan yıllar yılı hem maddî hem de manevî açıdan ağır zararlar görmüş Türk reklamcıları olarak, bu temizlik karşısındaki duruşumuz olabildiğine nettir: FETÖ’cüleri devletten ve ticaret hayatından kazıyıp atacak her kararda, her operasyonda karar alıcı mekanizmanın kayıtsız şartsız yanındayız. Çünkü, bu tehlikenin yalnızca son iki haftadır değil, bir ömür boyu farkında olmuş ve onunla her cephede çarpışmış bir toplumsal cephede yer alıyoruz.

Öte yandan, FETÖ’cülerin temizlik operasyonunda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yapacağı en vahim hata, onların yalnızca devlet bürokrasisi, ordu ve medyada yapılandıkları şeklinde dar bir bakış açısına saplanıp kalması olacaktır. Oysa, bu kanserli dokuyu çok yakından tanıyan ve kendi ölçeğinde onların gazabına uğramış her iş adamı, özellikle de reklamcılık sektöründeki ajans sahipleri ve çalışanları, FETÖ’cülerin büyük iş kolu-küçük iş kolu demeden Türkiye’de ticaretin nabzının attığı istisnasız her alana gözü kara bir şekilde saldırdığını, orayı kısa süre içinde ele geçirip Pensilvanya’daki çete başının sözünün geçtiği bir çiftliğe dönüştürmeye çabaladığını gayet iyi biliyor. Bu yayılmacı taktik, bunların ta kırk yıldan beri doğalarında vardır, genetik kodlarının ayrılmaz bir parçasına dönüşmüştür. Öyle ki Anadolu’nun derinliklerindeki küçük bir yol üstü lokantasına iki tane garson alınacak olsa, bu “robotlar ordusu”ndan işe girmeyi başaran iki tanesinin daha ilk günden yapacakları şey, diğer garsonları bir biçimde işten attırıp onların yerine de kendi elemanlarını koymak olacaktır! Onlar, FETÖ’nün aklını, şuurunu, vicdanını, adalet duygusunu tamamen Pensilvanya’ya teslim etmiş durumdaki kulları olarak, bu tür yayılmacı eylemlerini yerine getirirken bir mazlumun rızkıyla oynadıklarını, ona ve ailesine büyük ızdıraplar yaşattıklarını asla düşünmezler. Böylesi hasta ruhlu tipler için bu gibi insanî meseleler, “kutsal dâvâları” (!) karşısında olsa olsa birer teferruattan ibarettir.

“İlk işleri, düzeni bozup ortalığı karıştırmak oldu!”

Ülkemizde, İstanbul dışında kurulup örgütlenmiş ve yine ağırlıklı olarak Anadolu’daki markalara hizmet veren reklamcılık sektörünün en büyük temsilcisi konumundaki ANADER’i, ilk yılından başlayan ciddi bir emek, harcama ve örgütleme çabasının sonucunda, 2012 yılında bir grup meslektaşımızla birlikte kurmayı başardık. Bu bir meslekî örgütlenme olduğu ve hiç kimseye de somut hukukî gerekçeler olmadan “Derneğimize girmeyin!” diyemeyeceğimiz için, ANADER kuruluşundan itibaren yerel ve bölgesel ölçekte hizmet veren çeşitli reklamcıları birer ikişer bünyesine katmaya başladı.

Ancak, yeni üyelerin katılımına paralel olarak, biz de farklı sektörlerdeki pek çok meslek örgütü gibi FETÖ yandaşlarının bunaltıcı kulis faaliyetleri, dernek bünyesindeki sinsi manipülasyonlarıyla boğuşmaya başladık. Anılan kişilerin bu konudaki kirli mücadeleleri 2013 yılında  Yapılan seçimlerde gerek tacizkâr sözleri ve suçlamaları, gerekse derin kulis faaliyetleriyle tam bir terör rüzgârı estiren bir faaliyete dönüştü.    

Okuduğunuz bu basın açıklamasıyla, Kayseri’de genel çerçevede ticaret, özelde de reklamcılık sektörünü parsellemiş, bu alanda akla gelebilecek her türlü kayırmacı tutum, adaletsizlik, manipülasyon ve yayılmacılığı sergileyen, ANADER bünyesinde de canhıraş bir ele geçirme mücadelesi verip bunu yargıdaki yandaşlarına taşıyan yerel çetenin en önde gelen isminin paralel çetenin Kayseri imamı olarak geçtiğimiz günlerde tutuklandığı herkesin malumu. Bu kişiler,  yine FETÖ çizgisine yakın duran bir iş dünyası meslek örgütünün kapatılan Kayseri şubesinin de en önde gelen simâları arasında yer almaktadırlar:

“Namuslular da namussuzlar kadar cesur olmalı”

Türkiye’nin en önde gelen sanayi, ticaret ve turizm kentlerinden biri olan Kayseri’de, devletin diğer kurumları FETÖ örgütünün acımasız yayılımıyla nasıl ki kıran kırana boğuşuyorsa, durumun özel sektörde de hiç farklı olmadığının, bizlerin de mesleklerini düzgünce yapmaya çalışan iş dünyası temsilcileri olarak bu rezil çeteye karşı yıllardır benzer bir onur mücadelesi verdiğimizin bütün Türkiye tarafından bilinmesini isterim. Vaktiyle bir devlet büyüğümüzün söylemiş olduğu o unutulmaz cümledeki gibi, “Bir ülkede namuslular da en az namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o ülkede hiçbir hayırlı iş yapılamaz.”

Saygılarımla,

 

MUHİTTİN ÖZDEMİR

ANADER Anadolu Reklamcılar Derneği

Genel Başkanı

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
3 komutan DAEŞ'den ayrılıp muhaliflere katıldı
Türkiye
Düğünde dolara izin yok
Dünya
Suriyeliler de dolara karşı harekete geçti

Hava Durumu

10°
Detaylı Hava Raporu