Mavera Vakfı'ndan Bahçe Sahiplerine Tarihi Çağrı

Mavera Vakfı'ndan Bahçe Sahiplerine Tarihi Çağrı

  • 17 Haziran 2016 19:18


Mavera Eğitim ve Sağlık Vakfı mütevelli heyeti başkanı Mehmet Koca vakfın geleneksel olarak verdiği iftarda Kur'an ve tarihten verdiği örneklerle bahçe sahiplerine seslendi.

Mavera Eğitim ve Sağlık Vakfı mütevelli heyeti başkanı Mehmet Koca "Bahçe Sahipleri" olarak sembolleştirdiği mal ve mülk sahiplerine tarihi bir mektupla çağrıda bulundu. İnfak'ın hayatın gerçeği olması gerektiği vurgusunu yapan Mehmet Koca'nın konuşması tam olarak şöyle gerçekleşti:
 

Sevgili Kardeşlerim, 
Zor günlere tanıklık ediyoruz…
Bugün etrafı ateşle çevrili bir konfor alanında yaşıyoruz…
Onun için her sabah yeni bir kaygıyla uyanıyoruz güne… 
Öyle ki, korkularımızın, kaygılarımızın esiri olarak savrulup duruyoruz.
Dolayısıyla hayat bizleri ne ile yüzleştirirse onunla yetiniyoruz. 
Zorluklar karşısında bocalıyor, feraha erişince hemencecik geçmişteki zorluğu unutuveriyoruz.  
Ölümün soğuk eli yanıbaşımızdaki coğrafyalarda kol gezerken,  içinde yaşadığımız konfor alanının ila nihaye hep korunaklı kalmasını temenni ediyoruz...
Oysa Allah bize kitabında bahçe sahiplerinin hikayesini anlatıyor…
Bolluk ve zenginlik içinde yaşayan insanların hikayesi…
Sahip oldukları zenginliğin kendilerinden menkul olduğunu sanan, büyüklenen, bencil insanların hikayesi…
Çevresine kör ve sağır, yanı başında olup bitenlere bigane insanların hikayesi…
 “Sabah olurken: ‘Madem devşireceksiniz, hadi erkenden mahsulünüzün başına gidin!’ diye birbirine seslendiler.” 
“Derken: ‘Aman, bugün orada hiçbir yoksul yanımıza sokulmasın!’ diye fısıldaşa fısıldaşa yola koyuldular.” 
“Yoksullara yardım etmeye güçleri yettiği halde, böyle konuşarak erkenden gittiler.” 
“Fakat bahçeyi gördüklerinde: ‘Herhalde biz yolumuzu şaşırmış olmalıyız!’ dediler.” (Kalem 21/26)

Sevgili kardeşlerim, 
Bahçe sahiplerinin unuttukları, ihmal ettikleri, görmezden geldikleri hakikat ansızın onları buluverdi. Onun için hergün içinde büyük bir gururla dolaştıkları bahçelerine vardıklarında, karşılaştıkları manzara karşısında söyledikleri ilk şey: ‘HERHALDE BİZ YOLUMUZU ŞAŞIRMIŞ OLMALIYIZ’ oldu. 
...
Yanı başımızda milyonlarca kardeşimiz evinden, ocağından, ailesinden kopmuş halde can havliyle Akdeniz’in, Ege’nin karanlık sularında meçhule giden botlara istifleniyor…
Ve bizler dramatik bir film karesi olarak izliyoruz olup biteni. 
Onları ile aramızda inşa ettiğimiz şeffaf konfor duvarlarımız var…
Bizler ile onlar arasında hasara uğramasından endişe ettiğimiz bahçelerimiz var…
Suriye’yi, Irak’ı, Libya’yı, Yemen’i, Bosna’yı bizden ayıran nedir?
Bu coğrafyalarda yaşayan kardeşlerimizin başına gelen felaketlerden, onların tabi tutulduğu imtihanlardan muaf tutulacağımızın kesin bilgisine sahip olanınız var mı?
Suriyeli kardeşlerimize dokunan ateşe karşı bizleri koruyacak olan hangi zırhtır?
…..
Kütüphaneler bizden önce yaşamış sayısız bahçe sahibinin hikayesi ile dolu. 
Yaşadığımız bu coğrafyada büyük acılar, yürek burkan trajediler hep devam edegelmiş.…
Haçlı saldırıları tam 2 asır devam etmiş. 
İki yüz yıl boyunca, dalga dalga karadan, denizden gelen Avrupalı yağmacılar tarafından eşine az rastlanan zulümler kıyımlar yapılmış…
O günden bize ulaşan sadece birkaç isim. Kılıçaslan, Selahaddin, Zengi… ve daha birkaç isimsiz kahraman…
Şair’in Anadolu’yu anlatırken söylediği üzere; 
Ne İskender takmışım,
Ne şah ne sultan
Göçüp gitmişler, gölgesiz!

Ardımızda bir gölge dahi bırakamayacağımız bir hayat yaşıyoruz... 
Bize dair ne bir seda, ne de bir akis bulunmayacak. 
Kubbelerde adımız yankılanmayacak. 
Buna karşın beyhude bir tutkuyla bu dünyada sonsuza dek yaşamak istiyoruz. 
……
Bahçe sahipleri; cenneti bu dünyada yaşama, onu bu dünyada inşa etme hırsıyla yerkürenin altını üstüne getirdi. Ayak basılmadık bir karış toprak, aşılmadık deniz bırakmadı. 
Artık Galaksiler dolaşan uyduları var bahçe sahiplerinin…
Peki sonuç?
Maalesef onların cenneti olan bu dünya; Afrika’nın, Asya’nın, Orta Doğu’nun Cehennemi oldu. 
Bir başka deyişle kibirli zalim bahçe sahiplerinin bu dünyada kurguladıkları cennetin devamlılığı için, Suriye’li, Filistinli, Iraklı, Yemenli kardeşlerimiz cehennemi yaşıyor...
Bugün dünyanın dört bir yanına saçılmış mazlum kardeşlerimizin acılarını yüreğimizde hissetmenin ötesinde sorumluluklarımız var kardeşlerim. 
Zalim ve nankör bahçe sahiplerine karşı hakkı haykırmak gibi bir sorumluluğumuz var. 
Bu adaletsiz dünyanın zulmüne ortak olmamak için, gür bir sedaya, yürekli bir duruşa ihtiyacımız var.
Mukadder olan elbette gelip bizi bulacaktır. 
 “Gerçek şu ki, insan için çalışıp didindiğinden başkası yoktur.”
(Necm, 39)
İlahi iradenin rızası için, dünyanın en ücra köşesindeki mazlum çocukların hakkı için, Ahirette Allah’ın kendisinden razı olduğu bir kul olabilmek için hiç de kolay bir yol yok önümüzde. 
Hak yolda daha çok çalışmaya, daha çok çalışmaya, daha çok paylaşmaya ihtiyacımız var…

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Bu Habere 1 Yorum Yapılmış

  • Ahmet Hamamcıoğlu

    18 Haziran 2016 02:14

    Cevap Ver

    Mehmet , " Bahçe Sahipleri " Kavramını hatırlatman çok ilgimi çekti ,şimdiye kadar neden kimse " YAŞADIKLARIMIZI " bu örnekle anlatmadı ( veya ben mi duymadım ) , lütfen bu konuşmanın metnini bir şekilde geniş kitlerle paylaş ( ben sadece face de paylaşabilirim ) , " POZİYONUMUMUZU " ancak bu kadar NET ifade edebiliriz . Tebrik ederim

Gündem
Halep’te İnsanlık Ölmesin" kampanyası başlatıldı
Türkiye
Düğünde dolara izin yok
Dünya
İngiltere ve Galler'de 300'den fazla polise cinsel istismar suçlaması

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu