Tek yapabileceğim doğruluk ve dürüstlük için dövüşmek

Tek yapabileceğim doğruluk ve dürüstlük için dövüşmek

  • 06 Haziran 2016 15:16


Muhammed Ali... Efsane tanımlamasını sonuna kadar hak etmiş, gerek sporculuğuyla gerek politik duruşuyla dünyanın adından en çok söz ettiren kişiliklerinden biri.

Muhammed Ali... Efsane tanımlamasını sonuna kadar hak etmiş, gerek sporculuğuyla gerek politik duruşuyla dünyanın adından en çok söz ettiren kişiliklerinden biri.

Sanat, politika, spor ya da cemiyet hayatından tanınmış bir kişi vefat ettiğinde, "... dünyasından bir yıldız kaydı" başlığını Türk basınında sıkça görmüşüzdür. Belki de bu manşeti gerektiği şekilde hak eden ender insanlardan biriydi; Muhammed Ali. Sporcu kimliğinin, bokstaki büyük başarısının yanı sıra Müslüman kimliği, ABD gibi geçmişte farklı tenli insanlara karşı sicili pek parlak olmayan bir ülkede siyahi oluşu, politik duruşu ve daha birçok özelliği Muhammed Ali'yi "yıldız" yapmaya fazlasıyla yetiyordu.

"Kelebek gibi uçarım, arı gibi sokarım" dediğinde sadece boks sporunda bir efsane olarak kalmayacak, "Vietnamlılar bana bir şey yapmadı ki, onlarla savaşayım" diyerek, belki de yaşadığı dönemin en radikal çıkışlarından birine imza atarak, ezilen halkların gönlünde kolay kolay yıkılmayacak bir tahtın sahibi olacaktı. Cassius Marcellus Clay Jr. olan adını Müslümanlığı seçtikten sonra Muhammed Ali olarak değiştirmesi ise hayatları boyunca boksa ilgi duymayan hatta bu spora soğuk bakan dünya Müslümanlarına sabahlara kadar boks maçı izletecekti.

Sporcu kimliğinden sıyrılarak popülaritesini bu kadar arttıran, farklı birçok milletten ve ırktan kendine hayran kitlesi kazandıran dünyada ender kişilerden biri olmuştu Muhammed Ali. İşte bu nedenle gerçek bir "yıldız" olarak tanımlanmayı sonuna kadar hak ediyordu.

Ama o diğer yıldızlardan da farklı olmalıydı... Hollywood Bulvarındaki ünlü Şöhretler Kaldırımında toplam 2 bin 582 dünyaca ünlü isme ait yıldız bulunur. Bu isimler arasında Muhammed Ali de vardır. Ancak bir farkla; 2 bin 582 yıldız arasında sadece Muhammed Ali'nin ismi kaldırımda değil, yerden yukarıda, duvarda asılıdır. Ünlü Dolby Sinemasının duvarına yerleştirilmiş olarak 2002 yılından beri sergilenen bu yıldızın duvarda asılı olmasının da bir hikayesi ve Muhammed Ali'den kaynaklı bir özelliği vardır. Ali, Hollywood Bulvarına yıldızı konulması için teklif gittiğinde, “Ben peygamber ismi taşıyorum, insanların ismimin üzerine basarak geçmesini kabul edemem. Peygamberimin ismini yere yazdıramam.” şeklinde cevap vererek dünya Müslümanlarının kalbinde müstesna bir yer edinmiştir.

Muhammed Ali'yi güzel bir insan ve büyük bir sporcu olarak tanımlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, efsane boksörün ölümünün ardından yayınladığı taziye mesajında, "Muhammed Ali, milyonların kalbini fethetmiş büyük bir sporcu ve güzel bir insandı. Muhammed Ali'nin yaşamı boyunca ırkçılığa ve ayrımcılığa karşı verdiği özgürlük mücadelesi hiçbir zaman unutulmayacak. Azmi, cesareti, duruşu ve kararlılığıyla tüm insanlığa ilham kaynağı olan Muhammed Ali'ye Allah'tan rahmet diliyorum." ifadelerini kullandı.

"Sadece boks değil dünya sporunun önemli bir ismini kaybettik, kendisini rahmetle anıyorum." diyen duayen spor spikeri ve boks maçlarının unutulmaz ismi Orhan Ayhan, ünlü boksörün birçok maçını televizyon ekranlarında yorumlamıştı. Ayhan, Muhammed Ali'nin, spor hayatı boyunca çok önemli başarılara imza attığını belirterek, "3 şampiyonluk maçına çıktı, 3'ünü de kazandı. Bunun yanında 25 unvan maçı aldı. Toplamda çıktığı 61 maçın 56'sından zaferle ayrıldı. Sadece 5 mağlubiyeti oldu." diyerek efsane sporcuyu anlatıyor.

Muhammed Ali'nin 1960 Roma Olimpiyatları'nda, henüz 18 yaşındayken, 81 kiloda altın madalya kazandığını hatırlatan Ayhan, şunları kaydediyor: 
"Bu kadar genç yaşta olimpiyat şampiyonu olan nadir sporculardandır. Daha sonra profesyonel boksa başladı ve bunların içinde George Foreman ile Joe Frazier ile yaptıkları en öne çıkan maçlarıdır. Bu maçların ikisini de ben anlattım. Muhammed Ali'yi sadece bir maçında yerinde izledim. 1976'da Münih'teki maçında ringin yanındaydım. Maçın organizatörü, Avrupa şampiyonumuz Cemal Kamacı'nın menajeriydi ve bana Muhammed Ali'nin odasına girebileceğim bir kart verdi. Tanıştık, fotoğraf çektirdik, başarılar diledim."

Erbakan'ın davetlisi olarak Türkiye'ye geldi 

1976 yılında, eski başbakanlardan Necmettin Erbakan'ın davetlisi olarak Türkiye'ye gelen Muhammed Ali ile kaldığı otelde röportaj yapma fırsatı da bulduğunu dile getiren Orhan Ayhan, Erbakan ve Muhammed Ali'nin cuma namazını birlikte kılıp daha sonra Topkapı Sarayı'nı gezdiklerini anlatıyor.

Maçını anlattığı boksörler arasında en renklisi ve en teknik dövüşenin Muhammed Ali olduğunu vurgulayan Orhan Ayhan, "Muhammed Ali'nin maçlarını anlatırken çok keyif aldım. En düşürücü boksör Mike Tyson, performansını en uzun süre devam ettiren boksör ise George Foreman'dır. Foreman, 5 sene boksa ara vererek papazlık yapmıştı. 1994'te yeniden dünya şampiyonu olduğunda, 46 yaşına girmesine 1 ay 19 gün vardı." ifadelerini kullanıyor.

Altın madalyasını nehre fırlattı

"Ben Amerika'yım. Tanımadığınız yönüyüm onun. Alışın bana. Siyah, öz güvenli, kendinden emin... Benim adım bu, sizin değil. Benim dinim, sizin değil. Benim amaçlarım, sizin değil. Alışın bana."

ABD'nin Kentucky eyaletinin Louisville kentinde 17 Ocak 1942'de dünyaya gelen Muhammed Ali, orta sınıf Afro-Amerikan bir ailenin 6 çocuğu arasında yer alıyordu. 
12 yaşındayken, bisikletinin çalınmasının ardından karakola başvuran Muhammed Ali, sinirlerini kontrol altına almakta zorlanınca karakoldakilerin boks yapması tavsiyelerini dinler. Sonraki 4 yıl boyunca boks antrenörü Chuck Bodak tarafından çalıştırılan Muhammed Ali, bu süre zarfında bölgesel birçok turnuvada "Altın Eldiven" kazanır ve amatör olarak çıktığı 100 maçın 95'ini alır.

Birçok otorite tarafından tüm zamanların en iyi ağır sıklet boks şampiyonu olarak kabul edilen Muhammed Ali, asıl çıkışını 1960 Roma Olimpiyatları'nda hafif ağır sıklette altın madalyaya ulaşarak yapacaktı. Zaferinin ardından gittiği bir restorana ten rengi nedeniyle alınmamasına kızan Ali, kazandığı altın madalyayı Ohio Nehri'ne fırlatır. ABD'li boksör, emekliye ayrılmasından yıllar sonra olimpiyat ateşini taşıdığı 1996'da Atlanta'da düzenlenen oyunlarda aldığı ödülle, kaybettiği madalyaya yeniden kavuşacaktı.

Duayen spor spikeri Orhan Ayhan bu anları şöyle anlatıyor:

"İsyankardı çünkü ırkçılık mağduruydu. Olimpiyat şampiyonu olduktan sonra doğduğu kent Louisville'de, ırmağın yanında bir restorana girerken kapıda durdurup, 'zenciler giremez' dediler ve madalyasını fırlatıp suya attı. 1996 Atlanta Olimpiyatları'nda ben açılış maçını anlatırken, ABD Başkanı Bill Clinton ona hem olimpiyat meşalesini yaktırdı hem de madalyasını yeniden boynuna taktı." 

22 yaşında ilk altın kemer

"İki siyahi adamın dövüşünü birçok beyaz adamın izlemesine boks denir."

İlk profesyonel maçında 29 Ekim 1960'da Tunney Hunsaker'ı yenen Muhammed Ali, aralarında döneminin önemli boksörleri Tony Esperti, Jim Robinson, Donnie Fleeman, Alonzo Johnson, George Logan, Willi Besmanoff, Lamar Clark, Doug Jones ve Henry Cooper'ın da yer aldığı rakiplerini de mağlup etti.

Profesyonel boks hayatının ilk üç yılı boyunca ringde çıktığı 19 maçın 15'ini nakavtla kazanan Ali, hızlı yükselişiyle boks camiasının da dikkatini çekti. 
Müsabakalarda alaycı ifadeler kullanarak psikolojik açıdan rakiplerinin üzerinde baskı kurmasıyla ünlenen Muhammed Ali, dönemin ağır sıklet boks şampiyonu Sonny Liston ile unvan maçına 25 Şubat 1964'te Miami'de çıktı. Karşılaşma öncesinde düzenlediği basın toplantısında ünlü "Kelebek gibi uçarım, arı gibi sokarım" ifadesini kullanan Ali'nin performansı, kesin favori olarak gösterilen ABD'li Liston karşısında büyük heyecan uyandırdı. Liston'un 7. rauntta aldığı darbelerin ardından maça çıkamaması üzerine galip ilan edilen Muhammed Ali, böylece ilk altın kemerine henüz 22 yaşında uzandı.

Liston ile 1965'in mayıs ayında rövanş maçına çıkan Muhammed Ali, ilk rauntta yaklaşık 2 dakika içinde rakibini devirerek unvanını korudu. Muhammed Ali'nin rakibinin devrilmesine yol açan darbesi o kadar hızlıydı ki boks tarihine "hayalet yumruk" olarak geçti.

Türkiye'nin profesyonel bokstaki ilk Avrupa şampiyonu sporcusu ve aynı zamanda Muhammed Ali'yle aynı salonda antrenman ve maç yapma şansı yakalayan Cemal Kamacı, Muhammed Ali gibi bir boksörün bir daha dünyaya gelmediğini söylüyor.

Kamacı, ABD'li efsane boksörden övgü dolu sözlerle bahsederken, "Allah'ın takdiri. Böyle insanların ölümü insanı üzüyor. Allah rahmet eylesin. Muhammed Ali ve boks dendiğinde fazla konuşmaya da gerek yok. Muhammed Ali gibi bir boksör daha dünyaya gelmedi. İstediği anda nakavtla maçı bitirebilen bir boksördü. Ağır sıklet olmasına rağmen hafif sıklet gibi seri hareket ediyordu. Bu Allah'ın verdiği bir yetenek. Daha iyisi gelmedi." ifadelerini kullanıyor.

Müslümanlığı seçmesi

Muhammed Ali'nin İslam diniyle ilgisi, Wallace D. Fard Muhammad tarafından ABD'de kurulan "İslam Milleti" adlı siyahi harekete 1964'te katılmasıyla ortaya çıktı. 
İlk olarak kendisine "Cassius X" adını veren ünlü boksör, daha sonra ise Muhammed Ali adını seçerek Müslüman olduğunu açıkladı. Ali, dönemin Afro-Amerikan Müslüman siyasi temsilci ve insan hakları savunucusu Malcom X ile yakın ilişkiler kurarken, İslamiyet'in doğru tanınması ve yaygınlaşması amacıyla çeşitli çalışmalarda bulundu.

Muhammed Ali, 11 Eylül 2011'de Dünya Ticaret Merkezi'ne yapılan terör saldırılarının ardından bir gazetecinin, "Bu dehşetin meydana gelmesine sebep olan teröristlerle aynı dinin bir mensubu olarak neler hissediyorsunuz?" şeklindeki sorusuna hiç tereddüt etmeden, "Siz, Hitler ile aynı dini paylaşan bir mensup olarak neler hissediyorsanız aynısını." cevabını vererek İslam konusundaki hassasiyetini her platformda dile getirmiştir.

Vietnam Savaşında "Vietnamlılar bana hiçbir kötülük yapmadı ki onlarla savaşayım" diyerek askere gitmeyi reddeden Ali hakkında 1967'de soruşturma açıldı. Suçlu bulunarak elinden altın kemeri alınan ve spordan 3,5 yılı men cezası alan ünlü boksör, pes etmeyerek uzun yıllar sürdürdüğü hukuk savaşından galip ayrıldı.

Boks hayatına yeniden 1970'de dönebilen ünlü boksör, ilk maçında Jerry Quarry'i nakavt etti. Henüz hazır olmamasına rağmen ikinci maçında döneminin ağır sıklet boks şampiyonu Joe Frazier ile karşılaşan Ali, puan farkıyla kariyerinin ilk mağlubiyetini bu müsabakada aldı. ABD'li boksör, 1974'te yapılan rövanş mücadelesinde ise bu kez sayı farkıyla rakibini mağlup etti.

Muhammed Ali, 1974 yılındaki ikinci büyük zaferini, iri fiziği ve o güne kadar tüm maçlarını kazanmasıyla dönemin en güçlü boksörü olarak gösterilen George Foreman karşısında aldı. Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin başkenti Kinşasa'da düzenlenen ağır sıklet unvan maçında rakibini 8. rauntta deviren Ali, yeniden dünya şampiyonluğunu ilan etti.

İki boksör, bu kez 1975'te Filipinler'de karşı karşıya geldi. Oldukça çetin geçen mücadeleyi 14. raundun sonunda bu kez teknik nakavtla kazanan Muhammed Ali, böylece boks tarihine adını altın harflerle yazdırdı.

Muhammed Ali'nin unvan maçında yendiği eski şampiyon boksörlerden ABD'li George Foreman, tüm zamanların en iyisi olarak nitelediği rakibinin ölümüne ilişkin, "Bir parçam kopup gitti." ifadesini kullandı.

Sonraki yıllarda yaşının ilerlemesinin de etkisiyle kariyerinde düşüşe geçen ünlü boksör, 1978'de Leon Spinks'e yenilmesinin ardından rakibini tekrar mağlup ederek dünya şampiyonluğunu 3. kez elde eden ilk boksör oldu. Ali, 1980'de Larry Holmes'a, 1981'de ise Trevor Berbick'e yenilerek ağır sıklet şampiyonluk unvanını kaybetmesinin ardından boks kariyerini noktaladı.

Muhammed Ali, kariyeri boyunca çıktığı 61 karşılaşmanın 56'sını kazanırken, bunların 37'sini nakavtla tamamladı.

Efsane ABD'li basketbolculardan Kerim Abdülcabbar, Muhammed Ali'nin ölümünün ardından arkadaşı ve akıl hocasını kaybettiğini aktararak, "Bugün ABD için çok şey yapan bir insanın ölümüyle başımızı eğiyoruz. Yarın cesareti, fedakarlığı ve açık sözlülüğünü tekrar hatırlayarak başımızı kaldıracağız." dedi.

BM Barış Elçisi; Muhammed Ali 

"Tek yapabileceğim doğruluk ve dürüstlük için dövüşmek. Hiç kimseyi kurtaramam. Süpermen bir bilim kurgu karakteri ama ben gerçeğim." diyen Muhammed Ali, henüz 39 yaşında eldivenlerini asıp boks kariyerini noktalamasına karşın sosyal kişiliğiyle her dönem popülerliğini korumuş ve özellikle birçok hayır kurumuna yaptığı bağışlarla dikkati çekmişti.

Parkinson hastalığına 1984'te yakalanan ABD'li boksör, Arizona'nın Phoenix kentinde kurduğu Muhammed Ali Parkinson Merkezine maddi yönden sağladığı büyük katkılarla kendisiyle aynı kaderi paylaşan hastalara da yardımcı oldu.

Hayatı boyunca Ali, ölümcül hastalıklara yakalanan çocukların tedavisi gibi birçok sosyal duyarlılık gerektiren projede yer alarak yardıma muhtaç kişilerin yanında bulundu. Engelli sporcuların olimpiyatlarda yer alması için de mücadele veren Ali, Fas ve Meksika gibi ülkelere giderek maddi yönden yardıma ihtiyaç duyan insanlarla da bizzat ilgilendi.

Birleşmiş Milletler, sosyal sorumlulukları nedeniyle 1998'de Muhammed Ali'yi "Barış Elçisi" seçti.

Ünlü boksörün hayatı, Hollywood tarafından 2001 yılında beyaz perdeye de uyarlandı. ABD'li ünlü aktör Will Smith'in başrolünde oynadığı "Ali" adlı yapım, büyük ses getirmişti. 



AA

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Karadenizli esnaf Türk lirasına sahip çıkıyor
Türkiye
Ek iş olarak başladılar, 20 tonluk üretime ulaştılar
Dünya
Haydi Müslümanlar, şimdi !!!

Hava Durumu

10°
Detaylı Hava Raporu