Başbakan Erdoğan’dan ilk 'Mustafa Sarıgül' yorumu

Başbakan Erdoğan’dan ilk 'Mustafa Sarıgül' yorumu


Başbakan Erdoğan, Mustafa Sarıgül’le ilgili CHP’yi eleştirerek, “Bir yandan yolsuzluktan ihraç edeceksin, ardından can simidi gibi ona sarılacaksın.

Başbakan Erdoğan, Mustafa Sarıgül’le ilgili CHP’yi eleştirerek, “Bir yandan yolsuzluktan ihraç edeceksin, ardından can simidi gibi ona sarılacaksın. Anamuhalefet partisinin genlerinde bu var” dedi. Partisinin grup toplantısında konuşan Başbakan Erdoğan, dün son yolculuğuna uğurlanan usta gazeteci Savaş Ay için Allah’tan rahmet diledi. Yeni anayasa konusuna değinen Erdoğan, “Hükümet olarak Anayasa, yasa ne derse, millet ne derse biz onu yaparız” ifadesini kullandı. Erdoğan, CHP’ye geçen Mustafa Sarıgül’le ilgili de ilk kez konuştu. Başbakan, “Bir yandan yolsuzluktan ihraç edeceksin, ardından can simidi gibi ona sarılacaksın. Böyle bir mantık olur mu; olur. Anamuhalefet partisinin içinde, genlerinde bu var” dedi.
Yaşam tarzına müdahale iddialarına sert çıkan Başbakan, “Dikkat edin; attığımız her adımda, ağzımızdan çıkan her cümlede, bir koro ‘yaşam tarzımıza müdahale ediliyor’ diyerek kampanya başlatıyor. Senin 200 yıldır sahip olduğun haklara, bu milletin tamamı kavuşuyorsa bu normalleşmedir“ diye konuştu.
ARINÇ’LA TERS DÜŞMESİ
Erdoğan, isim vermeden Bülent Arınç’la arasında yaşananlara da değinerek, “Elbette bu kadro içinde olaylara farklı yaklaşımlar olabilir. Dava arkadaşlığının gereği olarak meseleyi aramızda konuşuruz. Bazı çevreler, AK Parti sandıkta kaybetsin diye değil, AK Parti’nin içinde nifak oluşsun, AK Parti çatırdasın, bölünsün diye dua ediyor. Biz çıkar işbirliği yapmış bir kadro değiliz, biz dava ortaklığı, kader birliği yapmış bir kadroyuz. Bu hareket içindeki, bu dava ve bu parti içindeki hiçbir kardeşim, inanıyorum ki, pusuda bekleyen bu zavallılara ümit vermeyecektir” ifadelerini kaydetti.
"Her zaman Hüseyin’lerin tarafında durduk"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Biz millet olarak hiçbir zaman Yezid’in ve Yezid’lerin tarafında durmadık. Her zaman Hüseyin’lerin tarafında durduk. Kerbela faciası Yezid’in iktidar hırsının bir hedefiydi. Şu anda coğrafyamızda Kerbela üzerinden ayrışanların birbiriyle kanlı mücadelesi de tamamen birilerinin iktidar hırsının hedefidir" dedi.
Başbakan Erdoğan, grup toplantısında yaptığı konuşmada, yaşanan tayfun felaketi nedeniyle çok zor günler geçiren Filipinler halkına bir kez daha başsağlığı ve geçmiş olsun temennisinde bulunduğunu belirterek, "Filinpinler’de 4,5 milyon kişinin etkilendiğini ve 330 bin kişinin evsiz kaldığını Birleşmiş Milletler açıkladı. Can kaybı konusunda henüz sağlıklı rakamlar alınamıyor ancak can kaybının da 10 binli rakamlara ulaşılabileceği ifade ediliyor. Önceki gün Filinpinler devlet başkanına taziye telgrafı göndererek üzüntülerimizi ifade ettik ve dayanışma mesajımızı ilettik. Tabii Filipinler’deki büyük afet karşısında sadece mesaj ve temennilerimizi iletmekle kalmadık. Dün, Başbakan Yardımcımız Sayın Beşir Atalay’ın refakatiyle içinde battaniyeler, barınma çadırları, mutfak setleri bulunan 65 tonluk kargo uçağı dolusu yardım malzemesini Filipinler’e ulaştırdık. Başbakan Yardımcımızla birlikte AFAD Başkanı ve ekibi de Filipinler’e ulaştılar ve orada yardım çalışmalarını başlattılar. Türkiye’nin her aşamada Filinpinliler’in yanında olacağını belirtmek istiyorum" dedi.
Bugün 1999 yılında Düzce’de yaşanan depremin 14. senesi devriyesinin olduğunu hatırlatan Erdoğan, 782 vatandaşın hayatını kaybettiğini, 2 bin 700 vatandaşın da yaralandığını hatırlatarak, hayatını kaybedenlere rahmet diledi. Başbakan Erdoğan, "Cumartesi günü hem değerli dostumuz hem de Türkiye’nin yetiştirdiği değerli gazeteci arkadaşımız Savaş Ay ruhunu Hakk’a teslim etti. Dün Savaş Ay, sevenlerinin yoğun katılımıyla düzenlenen cenaze merasimiyle Hakk’a uğurlandı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan itibaren birlikte çalıştığımız değerli dostumuz Savaş Ay’a Allah’tan rahmet, yakınlarına, sevenlerine ve medya camiasına sabır ve başsağlığı diliyorum" diye konuştu.
"MEZHEPLER ARASINDA BİR YORUM OLARAK KALMALI"
Yarın Türkiye ve tüm İslam coğrafyası olarak Muharrem ayının 10. gününün idrak edileceğini belirten Erdoğan, "Aşure adını verdiğimiz bu gün insanlık tarihindeki birçok önemli hadisenin yıldönümü olarak biliniyor. Birçok hadisenin 10 Muharrem’de gerçekleştiği rivayet ediliyor. 10 Muharrem sadece İslam’da değil, Hristiyanlık ve Musevilik’te de önemli gün olarak kabul ediliyor. Bizim için 10 Muharrem’in acı bir hatırası var. Hz. Peygamberi’n mübarek torunu Hz. Hüseyin efendimiz, 10 Muharrem gününde Kerbela’da ailesiyle birlikte şehit edilmişlerdir. Bu vesileyle Hz. Hüseyin efendimiz ve Ehli Beyd’i bir kez daha hürmetle yad ediyor, Allah’ın selamı ve rahmeti üzerlerine olsun diyorum. Hz. Peygamber, Muharrem ayında tutulan orucun Ramazan’dan sonra tutulan en faziletli oruç olduğunu buyurmuştur. Peygamber efendimizin bu sünneti hem Türkiye’de hem İslam dünyasında, hem Sünniler hem Şiiler arasında çok güçlü şekilde yaşatılıyor. Dün de Türkiye Uzlaşı ve Toplumsal Kalkınma Vakfı’nın davetine icabetle bir Muharrem iftarına katıldık, Alevi kardeşlerimizin bulunduğu bir sofrada orucumuzu açtık. Kerbela’nın, özellikle de Hz. Hüseyin efendimizin şahadetinin bir tefrikanın, bir ayrışmanın aracı olamayacağını biz her fırsatta ifade ettik, ediyoruz. Bu, sadece Türkiye içinde değil, bu noktada büyük ıstıraplar çeken bölge ülkelere de defaatle vurguladık. 13 asırdan fazla bir süredir üzerinde konuşulan bu meselenin bir anda çözüleceği umudunda değiliz. Bu meselenin mezhepler arasında bir yorum farkı olarak kalmasını, sadece fikir düzeyinde bir farklılaşmayla sınırlı olmasını her zaman arzuladık ve bunun için de tavsiyelerimizi her fırsatta dile getirdik" ifadelerini kullandı.
"BİZ HİÇBİR ZAMAN YEZİD’İN TARAFINDA DURMADIK"
Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti:
"Kerbela’dan, 1374 yıl önce yaşanmış acı hadiseden yola çıkılarak kardeşin kardeşini katletmesini, kardeşlerin birbirlerine hasım olmasını, Kerbela üzerinden bir kutuplaşmanın yaşanmasını biz en başta Hz. Hüseyin efendimizin mübarek hatıralarına haksızlık olarak görüyoruz. Bugün dünyanın herhangi bir yerinde kendisini Müslüman olarak tanımlayan bir şahıs ya da bir grup çıkıyor üzerine bombaları sarıyor, giriyor bir camide, ibadethanede, kutsal mekanda bu bombaları patlatıyor. Böyle bir vahşetin, böyle bir gaddarlığın bırakınız Sünniliği, bırakınız Şiiliği, insanlıkla da alakası yoktur. İslam’la da uzaktan yakından alakası yoktur, olamaz. Çocuklar ölüyor, kadınlar ölüyor, ibadet eden masum insanlar ölüyor. Kerbela’dan ders çıkarılması gerekirken hemen her gün yeni Kerbela’lar yaşanıyor. Hemen her gün çağın Yezid’leri, çağın Hüseyin’lerini katlediyor. Biz millet olarak hiçbir zaman Yezid’in ve Yezid’lerin tarafında durmadık. Her zaman Hüseyin’lerin tarafında durduk. Kerbela faciası Yezid’in iktidar hırsının bir hedefiydi. Şu anda coğrafyamızda Kerbela üzerinden ayrışanların birbiriyle kanlı mücadelesi de tamamen birilerinin iktidar hırsının hedefidir."
Hz. Hüseyin’in Şii ya da Sünni olmadığını, Hz. Peygamber’in torunu olduğunu söyleyen Erdoğan, "Bütün varlığıyla sadece Müslüman’dı, o zaman ne Şii ne de Sünni vardı. Bugün de Irak’ta, Suriye’de, Yemen’de mazlumu katledenin sıfatı Yezid’tir, mazlumun sıfatı da Hüseyin’dir. Biz, bu geniş coğrafyada öldürerek ayakta kalmaya çalışan iktidarlara aynı nazarla bakıyoruz. Hem İslam coğrafyasında, hem Türkiye’de bizim ortak medeniyetimizin mensuplarının artık bu güç savaşlarının daha samimi şekilde reddedilmesini, sorgulamasını, vicdanlarıyla bu konuda karar vermelerini bütün Müslümanlardan özellikle istiyoruz. Bizim aramıza başkaları girmezse, bizim aramıza yabancı fitne odakları girmezse eğer özümüzle bizi biz yapan değerlerle konuşabilirse, inanın aramızda hiçbir mesele kalmayacak. Alevi ve Sünni kardeşim arasında ortak değerlerin yanında farklılıklar çok cüzi seviyededir. Biz aynı toprakların insanıyız, aynı medeniyetin ortak mimarlarıyız. Nasıl ki Mevlana ismi silindiğinde bu topraklardan hiçbir şey kalmazsa, Hacı Bektaşi ismi silindiğinde de bu topraklarda hiçbir şey kalmaz. Çok daha öncesinde bu topraklar üzerindeki medeniyeti hep birlikte inşa ettik. Hüzünleri, kederleri birlikte yaşadık. Sevinçleri birlikte paylaştık. Yakın tarihte yaşanmış Dersim, Çorum, Kahramanmaraş gibi acı hadiseler bizim bin yıllık kardeşliğimizi bozamaz. İktidar hırsı içindeki Yezid’in izindeki birtakım nifak odakları bizim aramızı açamaz. Bazı ülkelerin, bazı partilerin, bazı milletvekillerinin, özellikle de birtakım kanlı terör örgütlerinin kışkırtmaları bizim kadim kardeşliğimizi sarsamaz. Biz aracılarla konuşmayacağız. Biz yüz yüze, gönül diliyle konuşacağız. Aramıza birileri girdiği ve gönül dili zedelendiği müddetçe biz sorunlarımızı aşamayız" şeklinde konuştu.
"GÜÇ DEVŞİRME PEŞİNDEKİ ODAKLARI ARAMIZA ALMAYALIM"
Erdoğan, "11 yıllık süreçte Alevi kardeşlerimizin sorunlarını çok samimi şekilde ele aldık. Bugüne kadar hiçbir hükümetin sergilemediği samimiyet sergiledik. Yaptığımız çalıştaylarla çözüm yollarını belirledik. En son Nevşehir’deki üniversitemizin adını Hacı Bektaşi Üniversitesi yaparak bu noktada adım attık. İnşallah çok daha fazlasını yaparız, yapacağız. Güç devşirme peşindeki odakları aramıza almayalım. Militan devşirme peşindeki terör örgütlerini, Alevilere sadece birer oy deposu olarak bakan istismar siyasetini aramıza almayalım" dedi.
"YARIN İTİBARIYLA EMLAK KONUT’A YAKLAŞIK 3,3 MİLYAR LİRA NAKİT GİRDİSİ GERÇEKLEŞECEK"
Geçtiğimiz hafta Türkiye ekonomisinde özellikle de ulaştığı güven ve istikrar seviyesini gösteren dikkat çekici bir gelişmenin yaşandığını kaydeden Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Dünyada nereden nereye geldiğimiz, nereye gitmekte olduğumuzu, güven ve istikrarın ne denli önemli olduğunu hep vurguluyoruz. Emlak Konut kuruluşumuzun toplam büyüklüğü 3,5 milyar lira, yani 1,6 milyar dolarlık bir halka arz gerçekleşti. Bu arzın 2,6 milyar liralık kısmı uluslararası yatırımcılara, 650 milyar liralık kısmı da yerli yatırımcılara tahsis edilmiştir. Emlak Konut’un uluslararası yatırımcılara tahsis edilen kısmına 80 değişik yatırımcıdan toplam 5 milyar liralık talep geldi. Dolar olarak ifade edersek biz 1,3 milyar dolar arz ettik, 2,5 milyar dolar talep geldi. Yerli kısmındaysa 650 milyon liralık arza 3.5 katı fazlasıyla 2,4 milyar lira talep geldi. Böylece toplamda 3,25 milyar liralık arza 7,5 milyar lira talep geldi. Emlak Konut’un arz işlemi 2013 yılında yapılan en büyük arz işlemi olurken, Türkiye’de bugüne kadar yapılmış Halkbank ve Türk Telekom’dan sonraki en büyük üçüncü arz işlemi oldu dünyadaki ekonomik krize rağmen. Ayrıca Emlak Konut’un arzı 2013 yılında Doğu Avrupa, Ortadoğu ve Afrika bölgesindeki en büyük halka arz işlemi, Avrupa’da ise en büyük 3. halka arz işlemi oldu. Yarın itibarıyla Emlak Konut’a yaklaşık 3,3 milyar lira nakit girdisi gerçekleşecek. Bu işlem Türkiye ekonomisinin ulaştığı güven ve istikrar seviyesini göstermesi bakımından son derece önemli."

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Asla Yalnız değilsin !!!
Türkiye
Ek iş olarak başladılar, 20 tonluk üretime ulaştılar
Dünya
Cerablus'a dönüşler sürüyor

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu