Ne aldık, ne verdik

Ne aldık, ne verdik

  • 26 Nisan 2013 10:43


Ahmet HAKAN; Türkler soruyor ne verdik ?

TÜRKLER soruyor: Ne verdik?

Kürtler soruyor:
Ne aldık?
Türkler soruyor:
Ne aldık?
Kürtler soruyor:
Ne verdik?

Bu zamana kadar kimsecikler sormazdı:
Ne aldık?
Ne verdik?

Oysa 30 yıldır hep birlikte acayip kanıksadığımız “kanlı bir alışveriş”in içindeydik:
Şehit veriyorduk, gerilla canı alıyorduk.
Bomba veriyorduk, karakol baskını alıyorduk.
Tutuklama veriyorduk, kaçırma alıyorduk.
Baskın veriyorduk, öfke alıyorduk.
Kan veriyorduk, kan alıyorduk.
“Kaç şehit” sorusu veriyorduk, “kaç gerilla” sorusu alıyorduk.
Güvenlik politikası veriyorduk, şehit cenazesi alıyorduk.
“İmha edilmiş PKK” veriyorduk, “yeni PKK” alıyorduk.
Köşeye sıkıştırma uygulaması veriyorduk, şehirlerin göbeğinde patlatılan bombalar alıyorduk.
Daha çok baskı veriyorduk, daha çok dağa çıkış alıyorduk.

30 yıl boyunca, bir tek gün bile...
Bu kanlı alışveriş karşısında...
“Yahu ne alıyoruz, ne veriyoruz” diye sormamışsın.
30 yıl sonra ucunda “barış” olan büyük bir umut belirmiş.
Ve sen...
Sabah akşam hep aynı soruyu soruyorsun:
Ne aldık/Ne verdik?
Ne verdik/Ne aldık?

Hem Türklere, hem de Kürtlere söylüyorum:
Ne mi aldık?
Ne mi verdik?
Kanı, ölümü, bombayı, baskını, düşmanlığı, baskıyı verdik.
İnsanlığı, huzuru, barışı, kardeşliği, umudu, dayanışmayı aldık.
Söyleyin bakalım:
Yeryüzünde bundan daha kârlı bir alışveriş var mıdır?

İşte bunlar hep magazin

DEMET Akalın’ın sevgili eşi Okan Kurt’un yaptığı o tuhaf dansla “ağır abi”likten istifa etmesi ve Alişan’a sayıyla mağlup olması...
Doğuş adlı şarkıcının gündem olabilmek için ne yapacağını şaşırması...
Ebru C. isimli bir sunucu kızımızın “Türk Sanat Musikisi” albümü çıkarmaya yeltenmesi...
Sinan Akçıl adlı kardeşimizin Justin Bieber olmayı, ret ve inkâr sürecinden benimseme sürecine girmesi...
Okan Bayülgen’in eşi Şirin Hanım’ın, Okan Bayülgen’in eski sevgililerine karşı “cool” tavrını bir yana bırakıp pençelerini çıkarmaya başlaması...

Gizli tanıkların açık hedefleriyiz

DEMOKRATİK hukuk devletlerinde “gizli tanıklar”...
Çok tehlikeli örgüt yapılarını çökertmek için kullanılırlar.
Belalı yapılanmaları deşifre ederler.
Çökerttikleri örgütlerin hedefi haline gelmemeleri için kimlikleri gizlenir.
Can güvenlikleri tehlikeye girmesin diye önlemler alınır.

Bizim ülkemizde ise “gizli tanıklar”...
Bazen iftira makinesi gibi çalışırlar.
Kimliklerinin bilinmemesini avantaja çevirirler.
Herhangi bir iddiaları için kanıt sunmaya zerre kadar ihtiyaç duymazlar.
Hem sanık, hem da tanık olurlar.
33 askeri şehit etmekten hükümlü olmalarına rağmen mahkemelerde gizli tanıklık yapabilirler.
“Gizli tanık” statüsünün getirilerinden yararlanmak için her türlü sallamayı yaparlar.
Yaptıkları sallamalar, sorgusuz sualsiz “iddianame” haline getirilir.

Demokratik hukuk devletlerinde...
Gizli tanıklar, korunmaya muhtaç kahramanlardır.
Bizim ülkemizde ise...
Bütün bir toplum, gizli tanıklardan korunmaya muhtaçtır.

1 Mayıs’ta Taksim olmaz

GEÇEN gün Taksim Meydanı’nda yapılan düzenleme çalışmalarını yerinde denetlemek maksadıyla Taksim Meydanı’na doğru yola çıktım.
Çıkmaz olaydım!

Manzara şudur:
Taksim Meydanı’nın her tarafı kazılmış.
Gelen geçen etrafı çevrili inşaat alanındaki iş makinelerini seyrediyor.
Meydana giden yolların önemli bir kısmı kapalı...
Meydandaki yolların sadece bir kısmı sınırlı olarak trafiğe açık...
- Meydanda bırakın araç trafiğini, doğru dürüst yaya trafiği bile söz konusu olamıyor.

Hal bu iken...
Sendikaların 1 Mayıs için “İlle de Taksim” diye tutturmalarını anlamak mümkün değil.
1 Mayıs ile Taksim Meydanı arasındaki büyülü ilişkinin elbette farkındayım.
Ancak meydanın şu anki hali, ne yazık ki bu büyülü ilişkiye teknik olarak geçit vermiyor.
Bu inat sürer ve “İlle de Taksim” denilirse...
En büyük eziyeti emekçiler çekecek.

Yeni bir şey yok

BİR geleneksel “Obama soykırım demedi” şenliklerini daha geride bıraktık.
Bu yıl da geçen yıllardan farklı değildi:
Obama yine “soykırım” demedi ve “biz” yine rahat bir nefes aldık.
Obama “büyük felaket” dedi ve “biz” yine bunu pek mesele etmedik.
Sadece Dışişleri kanalıyla “teessüfler Obama” dedik.
Bu 24 Nisan’ı da atlattık ve yine hep beraber “Seneye Allah kerim” dedik.

İlişki dinamitleyen netameli cümleler

KONUŞMAMIZ lazım.
Hayatındaki yerim ve
anlamım ne?
Artık eskisi gibi değilsin.
Seni biraz özlemek istiyorum.
Sen benim için fazlasın.
Sorun sende değil bende.
Sen çok değiştin, artık eskisi
gibi değilsin.

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Anket amacından saptı
Türkiye
Turizm köyü Türk lirasına sahip çıkıyor
Dünya
Kahire'de bombalı saldırı: 6 polis öldü

Hava Durumu

10°
Detaylı Hava Raporu