Rusya'da kriz ciddi boyuta ulaştı!

Rusya'da kriz ciddi boyuta ulaştı!


Dünya genelinde petrolü en çok üreten ülke ABD. Petrol fiyatlarının düşüşünden en fazla etkilenen ülkeler ise Rusya ve Suudi Arabistan...

Uluslararası alanda petrol rekabeti tüm hızıyla devam ediyor. Bölgesel krizlere rağmen hammadde ihtiyacını karşılamak isteyen ülkeler petrol üretimine hız vermiş durumda. Rekabet kızıştı. Uzun yıllar boyunca en büyük petrol üreticisi konumunda olan Suudi Arabistan, bu unvanını 2015'te Amerika Birleşik Devletleri'ne kaptırdı.

Kuzey Haber Ajansı'nın bildirdiğine göre günlük 12 milyon 500 bin varil ile en büyük petrol üreticisi unvanını elde eden Amerika Birleşik Devletleri'ni, 11 milyon 600 bin varil ile Suudi Arabistan ve 10 milyon 800 bin varil ile Rusya izliyor. Bu üç ülkeyi sırasıyla günlük petrol üretimleri 5 milyon varilin altında olan Çin, Kanada, Birleşik Arap Emirlikleri, İran, Irak, Meksika ve Kuveyt izliyor.

Bu durum genel petrol ütretimi istatistiklerine de yansıdı. Üretim artışında, Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte Kanada günde 310 bin varil ve Brezilya 230 bin varil ile bu yılın rekor düzeylerine ulaştı. OPEC, üretimi yerinde sayarken grubun küresel üretimden aldığı pay da yüzde 41 ile 2003’ten bu yana en düşük seviyesine indi. Küresel petrol üretimi, küresel tüketimin iki katından fazla büyüme elde etti. Üretim, günde 2 milyon 100 bin varil arttı.

FİYATLAR SON 7 YILIN EN DÜŞÜK SEVİYESİNDE

Asya ekonomilerinde yaşanan daralma ve Ortadoğu'da artan petrol üretimi, petrol fiyatlarında düşüşe neden oluyor. Petrol fiyatlarının hızla düşerek varil başına 30 dolar seviyesine gerilemesi, ekonomileri büyük ölçüde petrol satışlarından elde edilen gelirlere bağlı olan ülkeleri tedirgin ediyor.

Rusya, Venezuela, Irak, İran, Suudi Arabistan, Nijerya, Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada gibi üretici ülkeler daha önce öngörülmeyen bir bütçe açığı riskiyle karşı karşıya. Uluslararası yatırım bankaları, Asya ekonomilerindeki yavaşlamanın sürmesi halinde petrolün varil fiyatının 20 dolara kadar gerileyebileceğine dikkat çekiyor. Bir varil petrolün üretim maliyeti, Rusya için 15 doların üzerinde iken bu rakam Amerika Birleşik Devletlerinde 60, Kanada'da da ise 80 doları buluyor.

Maliyet; Venezuela'da 70, Nijerya'da 35 dolar iken Ortadoğu ülkeleri İran, Irak ve Suudi Arabistan için 20 ila 30 dolar arasında değişiyor. Fiyatlardaki düşüş Rusya ekonomisine ağır bir yük getirirken, diğer üretciler için de durum farklı değil.

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, Ekim ayında yaptığı bir açıklamada, petrol sektöründe yatırımların devam edebilmesi için fiyatların ideal seviyesinin 88 dolar olduğunu söylemişti. Finans Bakanı Rodolfo Marco da ülkesinin 2016 bütçesinin, petrol fiyatlarının varil başına 40 dolar olma öngörüsüne göre hesaplandığını vurguladı. Ancak bu öngörülerin tutmamasından ötürü, Venezuela'da büyük bir bütçe açığı ve yüksek bir enflasyon bekleniyor.

Ekonomik krizle mücadele eden Irak da Ekim ayında onayladığı 94 milyar dolarlık 2016 bütçesini, petrol fiyatlarının gelecek sene varil başına ortalama 45 dolar olmasını öngörerek hazırladı. Düşen petrol fiyatlarına rağmen ham petrol üretimini 2014'te günlük ortalama 3,3 milyon varilden, bu yılın Kasım ayında 4,3 milyon varile çıkaran Irak, 2016'da günlük ortalama 3,6 milyon varil ham petrol ihraç seviyesine ulaşmayı planlıyor.

Üzerindeki yaptırımlar nedeniyle ham petrol ihracında sıkıntı yaşayan ve üretim seviyesi son 4 yılda giderek düşen İran da 2016 bütçesini henüz açıklamasa da, bunun varil başına petrol fiyatlarının 42 ila 50 dolar seviyesi baz alınarak belirleneceğini açıkladı. Tahran yönetimi, yaptırımların kalkmasıyla birlikte petrol üretimini 6 ay içinde 1 milyon varil artırmayı hedefliyor. İran'ın üretimi artırmasıyla birlikte oluşacak arz fazlası nedeniyle, piyasalarda fiyatların daha da gerilemesi beklentisi hakim.

Dünyanın en büyük petrol ihracatçısı olan Suudi Arabistan ise düşen petrol fiyatları ve varil başına düşük üretim maliyeti sayesinde, küresel petrol piyasasında pahalı üretim yapan ülkeleri saf dışı bırakmaya çalışıyor. Gelecek hafta 2016 bütçesini açıklayacak olan Suudi Arabistan'ın bu yılki bütçesinde 100 milyar dolar açık vermesi öngörülse de ülkenin 650 milyar doları geçen fonları daha uzun süre düşük petrol fiyatlarına dayanabilmesini sağlıyor.

Nijerya, 2016 bütçe çalışmalarını henüz tamamlamasa da gelecek yıl akaryakıt sübvansiyonları için 2,6 milyar dolar harcamayı planlıyor. Afrika'nın en büyük ekonomisi ve petrol üreticisi konumunda bulunan Nijerya'da, 2016 bütçesinde petrol fiyatlarının varil başına 35 ila 40 dolar olarak baz alınması hedefleniyor. Petrol üretimi devlet tekelinde olmayan ve serbest piyasadaki binlerce bağımsız üreticiden oluşan Amerika Birleşik Devletleri'nin petrol endüstrisinde ise üreticiler, düşük petrol fiyatlarına karşı ayakta durmaya çalışıyor.

Amerikalı büyük enerji şirketlerinin yatırım harcamaları, petrol fiyatlarındaki düşüş nedeniyle bu yılın ilk 9 ayında, geçen yılın aynı dönemine göre, yüzde 7 ile yüzde 63 arasında geriledi. Kanada'da ise düşük petrol fiyatlarından dolayı ülkenin en büyük 7 enerji şirketi yatırım harcamalarını bu yıl, geçen yıla göre ortalama yüzde 39 azalttı. Ayrıca, uzmanlar, bu yedi şirketin gelecek yılki harcamalarında yüzde 10 ila 20 oranında ek kesinti yapılabileceğini belirtiyor.

ABD STOK YAPMAYA DEVAM EDİYOR

Uluslararası alanda petrol fiyatlarının düşmeye devam etmesi ile birlikte gözler Washington'a çevrilmiş durumda. Zira Amerika Birleşik Devletleri, uluslararası arenanın en büyük petrol üreticisi. Üretimdeki artış ise kesintisiz sürüyor. Ham petrol fiyatlarının son on yılın en düşük seviyesine inmesinin ardından, petrol şirketlerinin cirolarını artırmak için üretimi genişletmeye gitmeleriyle birlikte ülkede son dört aydaki en hızlı artış gerçekleşti.

Ülkedeki sondaj kuyularının sayısı da 17 kuyu daha açılarak 541'e çıkarıldı. Batı Teksas'taki Permian havzası, beş sondaj kuyusu ile bu artışta başı çekti. Analistler, bu artışın büyük sürpriz olduğu görüşünde. Bu hamlelerin getirisi ise stok artışı oldu. Amerika Birleşik Devletleri, petrol stokları 1930 yılından bu yana gerçekleşen en yüksek seviyeyi gördü.

Ülkenin petrol stokları, 490 milyon 7 yüz bin varile yükseldi. Bunun sonucu olarak stoklar, son beş yılın mevsimsel ortalaması olan 120 milyon varil üzerinde seyretmeye devam etti. Ancak petrolle ilgili ülkeden gelen en önemli haber petrol ihracatı yasağının kaldırılması oldu. Ülkede 40 yıllık petrol ihracatı yasağını kaldıran mali plan üzerinde anlaşmaya varıldı. Bu aynı zamanda petrol piyasası için tarihi bir karar olarak yorumlandı.

İhracat yasağının temeli ise Arap-İsrail Savaşı. Mısır ve Suriye'nin Ekim 1973'te İsrail'e karşı açtığı savaşın başlangıcından altı gün sonra OPEC üyesi Arap ülkeleri, Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Japonya, Kanada ve Hollanda'ya İsrail'e yardım ettikleri gerekçesi ile petrol ambargosu uygulama kararı aldı.

Dünyada petrol tedarik krizinin yaşanmasına neden olan ambargo, Mart 1974'te son bulduğunda petrol fiyatları varil başına 3 dolardan yaklaşık 12 dolara fırlamıştı. Washington yönetimi, bu krizin ardından, kendi ülke sınırları dahilinde çıkarılan rafine edilmemiş petrol ve doğalgaz ürünlerinin ihracatına yasak getirdi. Bu yasağa daha sonra rafine edilmiş ve ağır işlemden geçmiş petrol ürünleri de dahil edildi. Yasak, Kanada'ya ham petrol ihracatı ile Amerikan şirketlerinin ülke dışından elde ettiği ham petrol ihracatını kapsamadı.

RUSYA'DA KRİZ CİDDİ BOYUTTA

Petrol fiyatlarının son bir yıl içinde yaşadığı büyük düşüş, uluslararası siyasette zor bir dönem geçiren Rusya'yı her geçen gün darboğaza taşıyor. Petrol varil fiyatlarının önce 50, ardından da 40 doların altına inmesiyle para birimi rublenin yaşadığı sarsıntıya tanık olan Ruslar krizin nereye varacağından emin olmak istiyor.

Hem enerji bürokratları hem de iktidar partisine mensup politikacılar söz konusu düşüşün uzun soluklu olmayacağı yönünde demeçler veriyor. Ancak geride kalan 2015 yılına bakıldığında bu demeçlerin gelinen noktayla örtüşmediği görülüyor. Rusya’yı petrol fiyatları ile ilgili bekleyen en kötü senaryolar hükümet yetkililerinin de öncelikli gündemi.

Siyasetçiler, gelecek yıl petrol varil fiyatlarının yükselmemesi halinde alınabilecek önlemlerin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğine inanıyor. Meseleyle ilgili ümit verici konuşan Başbakan Medvedev ise elli dolar üzerinden hesaplanan bütçenin tekrar ele alınacağı yönünde açıklamalar yapıyor.

Petrol fiyatlarındaki düşüş ülkede yaşanan ekonomik durgunluğu da yaygınlaştırmış durumda. Başta konut satışları ve banka kredileri durgunluktan etkilenirken; devlet yatırımlarının önemli bir bölümü de fiilen durdu. Geçen yıl aynı dönemle karşılaştırıldığında yarı yarıya gerileyen konut satışları yeni yaşam alanlarının inşasını da güçleştiriyor. Rublenin yaşadığı sert düşüşün, Türkiye'yle yaşanan krizle birlikte enflasyonu daha da büyütmesi beklenirken, gelirlerin azalması da orta gelirli Rus ailelerinin harcamalarındaki kısıtlamayı artırıyor.

Enerji gelirlerindeki düşüş nedeniyle bütçesinde ciddi açıklar vermeye başlayan Rusya, petrol tesislerinin yenilenmesi için gereken kaynakları da yitiriyor. Önemli bir bölümü Sovyetler döneminden kalma teknolojiyle faaliyet gösteren enerji sektöründe bir varil petrolün Ruslar'a maliyeti, aynı miktarda petrolün Suudlar'a maliyetinden çok fazla.

Önceki yıllarda varil maliyetinin beş dolar seviyesinde olduğunu savunan dönemin Başbakan Yardımcısı İgor Seçin, zamanla enerji bakanlığına ait raporlar vasıtasıyla tekzip edildi. Bir varil petrolün 15 dolardan pahalıya maledildiği Rusya'da, rafineri ve nakliyat giderlerinin de emsalleriyle karşılaştırılamayacak oranda maliyetli olduğu kaydediliyor.

KRİZDEN EN ÇOK ARABİSTAN ETKİLENECEK

Suudi Arabistan'da petrol fiyatlarındaki düşüş her geçen gün daha fazla hissediliyor. Düşen petrol fiyatları yüzünden ülkenin bütçe açığının yıl sonunda 107 ila 133 milyar dolar civarında olması bekleniyor. Yorumlar, Suudi yönetiminin bu krizden beklenenden daha fazla etkileneceği yönünde.

Zira Suudi yönetiminin petrol gelirlerinin gayri safi milli hasıla içindeki payı yüzde 46,4. Petrol sektörünün bütçe gelirleri içindeki payı ise yüzde 80. Son açıklamalar, petrol fiyatlarındaki düşüş nedeniyle Suudi Arabistan’ın döviz rezervlerinin 7 milyar 700 milyon dolar azalarak 647 milyar dolara indiği yönünde.

Bu durum ise petrol fiyatlarındaki düşüşle birlikte birçok başka etkene dayandırılıyor. Yemen’deki savaşa önemli derecede müdahil olunması ve Eylül ayında yaşanan hac felaketi, Suudi Arabistan’ın ekonomik ve siyasi görünümünü zora sokmuş durumda. Günlük 11 milyon 600 bin varil petrol üretimi olan Suudi Arabistan'ın 175 milyar varil petrol rezervi olduğu tahmin ediliyor. Ancak ülkenin tek avantajı geniş rezervi değil. Suudi Arabistan, aynı zamanda dünyada varil başına en düşük maliyet ile petrol üreten ülke konumunda..

Ancak Riyad yönetimi uzun süredir petrol tartışmalarının merkezinde bulunuyor. Suudi Arabistan'ın fiyatları yükseltmek için üretimi azaltmak yerine üretimi artırarak piyasadaki payını korumak istediği ifade ediliyor. İddialar ABD’nin Suudi Arabistan ile birlikte, petrol fiyatlarını Rusya ve İran’ın bütçe dengelerini bozacak seviyenin altına indirerek, bu ülkeleri iflasa sürüklemenin peşinde olduğu yönünde.

Bu tezi savunan uzmanlar; Libya, Irak, Nijerya gibi bölgelerde yaşanan gerilimin normal şartlarda petrol fiyatlarını arttıracak bir etki yaratması gerektiğini belirtiyor. Yani mevcut düşüşün yapay etkilerle gerçekleştiği iddia ediliyor. Riyad yönetimi 1980'lerin ortalarında fiyatlardaki düşüşün önünü kesmek için üretimi kısınca hem düşüşü engelleyememiş, hem de o dönem başlıca müşterisi olan Amerikan pazarında önemli bir pay kaybetmişti. Bugün Suudi Arabistan için başlıca müşteri olarak Amerika Birleşik Devletleri'nin yerini Çin almış durumda. Suudi yetkililer, aynı senaryonun Çin pazarında da tekrarlanmasını istemiyor.

IRAK EKONOMİSİNİN YÜZDE 90'I PETROLE DAYANIYOR

Irak dünyanın en zengin petrol yataklarına sahip ilk 10 ülkesi arasında. Ülkenin ekonomisi de büyük oranda petrole dayanıyor. Son olarak hazırlanan 2016 bütçesinde de ülke gelirlerinin yüzde 90’dan fazlası petrole dayandırıldı. Bu nedenle düşen petrol fiyatları ülkeyi derinden etkiliyor.

Irak'ın 2016 bütçesinde petrolün varil fiyatı 45 dolardan hesaplandı. Ancak bu halihazırda Irak’ın satış yaptığı rakamın üstünde bir fiyat. Dolayısı ile bütçede açık verilmesi Bağdat için kaçınılmaz. Uzmanlar geçen yıl olduğu gibi bu yıl da bütçede 20 milyar dolarlık açık bekliyor. Irak bu sorunu üretimini artırarak aşmaya çalışıyor. Ancak halihazırda DAİŞ ile mücadele sürdüğü ve bazı petrol yatakları da örgütün kontrolünde olduğu için bu hedefe ulaşılması zor görünüyor.
Irak’ta düşen petrol fiyatları nedeniyle ekonomik sorun yaşayan tek yer merkezi yönetim değil. Kuzeydeki bölgesel yönetim de düşen fiyatlar nedeniyle ekonomik bir darboğazdan geçiyor. Özellikle petrol ihracatında yaşanan iç anlaşmazlıklar sorunun önüne geçilmesini engelliyor. Erbil-Bağdat hattında çözülemeyen bir petrol ihracatı ve bütçe paylaşımı sorunu mevcut.

İki yönetim arasında var olan anlaşmaya göre Kürt yönetiminın Irak merkezi hattına günlük 550 bin varil petrol göndermesi gerekiyor. Bunun 300 bin varilinin Kerkük, geri kalanının Kürt bölgesi kontrolündeki sahalardan temin edilmesi taahhüt ediliyor. Irak merkezi yönetimi ise buna karşılık Erbil’in anayasal hakkı olan yüzde 17’lik bütçeyi düzenli şekilde gönderme vaadinde bulunuyor. Ancak imzaların atılmasının üzerinden aylar geçmesine rağmen anlaşmalar uygulamaya konulamıyor.

Bağdat, Kürt yönetiminden gerekli petrol sevkiyatını almadığını söylüyor, Erbil ise Bağdat’ın kendi hakkı olan bütçeyi göndermediğini. Bu anlaşmazlıklar sürerken Kürt bölgesi ise kendi bağımsız petrol ihracatını gerçekleştirmeye devam ediyor. Kerkük petrollerinin statüsü de Erbil ve Bağdat arasındaki bir diğer sorun.

DAİŞ saldırıları sonrasında Kerkük’ün kontrolü Kürt yönetimine geçtiği için halihazırda petrol çıkarım sürecini de Kürt makamlar yönetiyor. Her ne kadar çıkarılan petrol Bağdat hattı üzerinden yurt dışına sevk ediliyor olsa da, bu durum Erbil ve Bağdat arasında gerilim yaratıyor. Kerkük-Ceyhan Petrol Boru Hattı'nı hedef alan saldırılar da kimi zaman sevkıyatın durmasına ve hem Bağdat’ın hem Erbil’in zarar etmesine neden oluyor.

İRAN, İHRACATA HIZ VERECEK

İran, dünyanın dördüncü büyük petrol rezervlerine sahip ülkesi. Ülke, nükleer programı nedeniyle uygulanan yaptırımların ağırlaşmasından önce OPEC ülkeleri arasında önemli bir payı elinde bulunduruyordu. Günlük üretimi 2 milyon dört yüz bin varil civarında seyreden İran, hem Asya hem de Avrupa ülkelerine petrol satıyordu.

Ancak nükleer çalışmaları sebebi ile İran’a uygulanan yaptırımlar artınca, önce Avrupalı ülkeler petrol alımını azalttı. Avrupa Birliği ülkeleri Ocak 2012’de aldığı kararla 1 Temmuz 2012'ye kadar alımı kademeli olarak düşürmeyi ve ardından tamamen bırakmayı hedef olarak belirledi. Ancak bu kararın ardından İran Avrupa Birliği ülkelerini beklemeden İngiltere ve Fransa’ya olan satışları durdurdu. Ardından diğer ülkeler de alımlarını iptal etti.

İran avrupa'ya petrol satamayınca üretimi de aynı oranda düşürmek zorunda kaldı. Tahran yönetimi, her ne kadar Asya pazarına yönelse de bölge ülkeleri de petrol alımında düşüşe gitmek zorunda kaldı. Zira Batı'nın yaptırımlarının kendilerini hedef almasından çekindi.
İran'ın, iç tüketim ile birlikte günlük 4 milyon varile yaklaşan petrol üretimi, Asya ülkelerinin de petrol alımını azaltması ile yarı yarıya düştü. İran petrol ihracatı 2013 yılına geldiğinde günlük 1 milyon varilin altına indi. Aynı dönemde dünyada petrol üretim fazlasının yüksek olmaması sebebi ile petrol fiyatları da 130 dolarlara kadar çıktı.

Ancak bu durum uzun sürmedi ve İran’dan boşalan pazarı Suudi Arabistan doldurmaya başladı. Petrol fiyatları da düşüşe geçti. Özellikle son 1 yılda fiyatlar 40 dolarların altını görünce İran’da endişe arttı. Bütçe hesaplamaları petrolün varil fiyatının 100 dolar olacağı öngörüsüyle yapılmıştı ancak bu tahminin yarısı bile tutturulamadı.
Bu yıl ise varil fiyatı 70 dolardan hesaplandı ancak 40-50 dolar seviyelerinde seyretti. İran, Amerika Birleşik Devletleri ve Suudi Arabistan’ın kendisini köşeye sıkıştırmak için petrol fiyatını düşürdüğünü iddia etti. Tahran yönetiminden yapılan açıklamalar petrol fiyatlarının 20 dolara düşmesi halinde dahi üretimin artırılacağı yönünde oldu.

Uzmanlar İran’ın petrol üretim maliyetinin 14-15 dolar seviyesinde olduğunu ifade ediyor. Petrol gelirleri konusunda büyük bir kayıp yaşayan İran yeni dönemde üretimini ve satışlarını artırarak kaybettiği gücü tekrar kazanmak istiyor. Yönetimden, opec içerisindeki payını tekrar günlük 2 milyon 500 bin varile çıkarılacağı açıklamaları geliyor.

Siyasi alandaki gelişmeler de bu hedeflerin tutturulabileceği yönünde umut doğuruyor. 5+1 ülkeleri ile nükleer anlaşmaya imza atan İran, son olarak petrol alanını da yabancı yatırımcıya açtığını duyurdu. İngiliz ve Fransız petrol şirketlerine 100'er adet akaryakıt istasyonu kurmaları için özel izin verildi.
Son OPEC toplantısı sırasında İran Petrol Bakanı, Amerikan şirketlerinin de İran petrol endüstrisinde bulunmasına karşı olmadıklarını vurguladı. "İran petrol piyasası, Amerikan şirketlerinin faaliyetlerine açıktır" dedi.

İran Petrol Bakanlığı Stratejık Planlama Genel Müdürü Said Kavampur ise İran'ın gelecek 6 yıllık süreçte petrol alanında 150 milyar dolar yatırıma ihtiyacı olduğunu belirtti. Kavampur, bu yatırımın 100 milyar dolarlık bölümünün yabancılar ve özel sektör tarafından yapılabileceğıni, geri kalan kısmı ise yerel kaynaklar aracılığı ile sağlayacaklarını kaydetti.

FİYATLARDAKİ DÜŞÜŞ AZERBAYCAN'I DA VURDU

Uluslararsı alanda petrol fiyatlarında yaşanan düşüş, Orta Asya'da özellikle Azerbaycan'ı vuruyor. Bölgenin, ekonomisi büyük oranda petrol gelirlerine bağlı ülkesi zor bir dönemden geçiyor. Son olarak Azerbaycan da devlet gelirlerinin yüzde 75'ini sağladığı petrol ve gaz fiyatlarındaki düşüş karşısında devalüasyona giden eski Sovyet ülkeleri arasına katıldı.

10 ayda iki kez parasını devalüe eden ülke, dalgalı kur rejimine geçerken, Azerbaycan manatı, euro karşısında yüzde 47,88, dolar karşısında ise yüzde 47,63 değer kaybetti. Azerbaycan Merkez Bankası, devalüasyon gerekçesini, “21 Aralık itibariyle dalgalı manat kur rejimine geçmeye karar vermiştir. Buna göre manat kuru döviz piyasasındaki arz ve talep tarafından belirlenecektir” diye açıkladı.

Azerbaycan ekonomisinin can damarını enerji gelirleri oluşturuyor. Azerbaycan ihracatın yüzde 95'ini, devlet gelirlerinin ise yüzde 75'ini oluşturan petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki değişime karşı özellikle kırılgan bir konumda. Yani yeraltı kaynakları açısından çok zengin olan ülke için petrolün taşıdığı anlam büyük.

Topraklarından ve Hazar Denizi'nden çıkartılan petrol sayesinde uluslararası sisteme entegre olan Azerbaycan hayata geçirilen yeni projelerle güçlenmeyi hedefliyor. Bu sürecin başlangıcı 1994 yılında imzalanan yüzyılın petrol anlaşması ve ardından inşa edilen Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı. Petrol boru hattının yıllık kapasitesi 50 milyon tona ulaşmış durumda. Resmi verilere göre ülkedeki petrol rezervi hali hazırda 1 milyar 5 yüz milyon ton düzeyinde. Bu da, yeni kaynak bulunmasa daha üretimin 20 yıl boyunca süreceğini gösteriyor. Ancak petrol fiyatlarındaki düşüşün devam etmesi halinde her ne kadar rezervi zengin olsa da petrol satışının ekonomiyi ne kadar ayakta tutabileceği tartışmaya neden oluyor.

KAZAKİSTAN DA DEVELÜASYONA GİTTİ

Düşen petrol fiyatalrından etkilenen Asya ülkelerinden Kazakistan, bölgede serbest kur rejimine geçen bir diğer ülke oldu. Ancak ülkede doların yükselişi durdurulamıyor. Zira Kazakistan, Venezuela'dan Suudi Arabistan'a petrol zengini pek çok ülkede düşen enerji fiyatlarıyla mücadele etmek için yeni yollar bulmakta zorlanıyor.

Ağustos ayında ülkenin en büyük iki ticaret ortağı Rusya ve Çin'den gelen devalüasyon adımlarının ardından tengenin serbest düşüşüne izin vermişti. Daha önce 2014 başında yüzde 20 devalüasyon yaşayan ülkenin ekonomisi zor durumda. Toplam ihracat gelirlerinin yüzde 55'i petrol ve diğer doğal kaynakların ithalatına bağlı olan ülkede, petrol fiyatlarındaki düşüş bütçe gelirlerine de olumsuz yansıyor.

Tüm olumsuz tabloya rağmen Kazak yönetimi gelecekten ümitli. Yine de üretim beklenen düzeyde değil. 2014 yılında üretim bir önceki yıla göre 1 milyon ton azalarak 80 milyon 800 bin ton olarak gerçekleşti. Kazakistan'da halihazırda keşfedilmiş 160 ayrı petrol ve doğalgaz sahası mevcut. Bunların çoğunda üretime henüz başlanmış değil. Özellikle Hazar Denizi kıyısındaki Tengiz ve Kaşagan petrol sahalarının geniş bir potansiyeli var. Henüz üretimin başlamadığı Kaşagan bölgesi, dünyada beşinci, ortadoğu dışında ise en büyük petrol bölgesi olma özelliğine sahip. Dünyada 1968 yılından bu yana bu büyüklükte başka bir rezerv henüz keşfedilmedi.

DÜŞÜŞ VENEZUELA'DA SİYASETİ ETKİLEDİ

Venezuela Enerji ve Petrol bakanlığı, ülkede üretilen ham petrolün varilinin geçen hafta sonu itibariyle aylık yüzde 6 daha değer kaybederek 30 doların altına indiğini açıkladı. Haziran 2014’te 115 dolar olan petrol fiyatı 29 dolar seviyesine indi. Kriz, ülke ekonomisini derinden etkiledi. Zira Venezuela'nın ihracatının yüzde 95’i ve kamu bütçesinin yarısı petrole dayalı. Düşen petrol fiyatları Venezuela’da enflasyonu yüzde 150-200 gibi rakamlara çıkarmış durumda.

Uluslararası Para Fonu, Venezuela’da enflasyon tahminını bu yıl için yüzde 159, gelecek yıl için ise yüzde 200 olarak açıkladı. Büyüme ise eksi yüzde 10’a düştü. Tüm bu karamsar tabloya rağmen dünya genelinde en fazla kanıtlanmış petrol rezervine sahip ülke Venezuela. Ülke tüm kaynakların yüzde 17,8'ine sahip. Yine de bu durum halihazırdaki krizi çözmüyor. Kriz ise ekonomiyle sınırlı değil.

Ekonomiyi kötü yönetmekle suçlanan Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro liderliğinde, temel ihtiyaç malzemelerinin bulunmasında sıkıntı yaşanınca, son kongre seçiminde muhaliflerin oluşturduğu koalisyon üçte ikilik çoğunluğu ele geçirdi. Venezuela’nın sıkıntılı bir ekonomiyle boğuşmasının nedeninin ülkenin eski lideri Hugo Chavez'in politikaları olduğu belirtiliyor.

Buna gerekçe olarak da Chavez döneminde yapılan harcamaların büyüklüğüne işaret ediliyor. Zira Chavez göreve geldiğinde petrolün varil fiyatı 15 dolar civarındaydı. Hayatını kaybettiği 2013 yılında ise 100 doları geçmişti. Chavez'in ülkeyi yönettiği yıllarda petrol gelirini bedava yemek, elektrik, eğitim, toplu konut, sosyal yardımlar ve Küba’dan gelen doktorlar gibi farklı kalemlere yatırmasının, bugün Venezuelası’nın zorlanmasına yol açtığı kaydediliyor.

OPEC'İN YETKİNLİĞİ TARTIŞILIYOR

Petrol fiyatlarındaki düşüş, üretici ülkelerin ihraç politikaları ve uluslararası alanda yaşanan siyasi krizler. Tüm bu tablo, petrol ihraç eden ülkeler örgütü OPEC içindeki görüş ayrılıklarını derinleştiriyor. Zira son dönemdeki krizler, kuruluşun fonksiyonunu yitirdiğine dair tartışmaları artırdı. Suudi Arabistan'ın Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri ile birlikte OPEC'e üretimde kesinti yapmaması konusundaki ısrarı gerilimi tırmandırdı.

Zira Venezuela, İran ve ekonomik gelirleri yüksek ölçüde petrol ihracına bağlı olan Kuzey Afrika ülkeleri, kuruluşun üretimini kısmasında ısrar ederek petrol fiyatlarını yükseltmeyi ve gelirleri artırmayı talep ediyor. Bu ay başında OPEC ülkelerinin Viyana'daki olağan genel toplantısında da bu durum yeniden su yüzüne çıktı.

Toplantıda OPEC, resmi olarak üretim kotası belirlemedi. Fiili seviyesinde üretime devam etme kararı verdi. OPEC'in resmi kotası olan günlük ortalama 30 milyon varile rağmen, Suudi Arabistan ve Irak'ın artan üretimiyle birlikte kuruluş Ekim 2015'te 31 milyon 4 yüz bin varil ham petrol üretti. Bu miktar, küresel petrol üretimi göz önüne alındığında pazar payının yüzde 33'üne denk geldi. Suudi Arabistan, bu hamleyi OPEC'in kararlarına rağmen yaptı..

Pazar payını önemli ölçüde kaybeden ve iç çekişmeler nedeniyle tartışmaların arttığı OPEC'in genel sekreteri El-Bedri'nin, Viyana'daki toplantı sonrasında basın mensuplarına örgütün gücünü koruduğunu söylemesi ise şaşkınlık yarattı. Uzmanlar, en etkili zamanlarında piyasadaki tüm politikaları ve fiyatları belirleyen OPEC'in, azalan piyasa hakimiyeti, ortak politika geliştirememe ve iç çekişme gibi zafiyetleri nedeniyle gelecekte eski gücünden uzak bir topluluk olabileceği uyarısında bulunuyor.

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Başbakan yeni sistemin ayrıntılarını açıkladı
Türkiye
Akdeniz'de deprem meydana geldi!
Dünya
YouTube'da parayı çuvalla götürenler!.

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu