“Filistinlilerden kelepir arazi”

“Filistinlilerden kelepir arazi”


Kudüs Bilinci Derneği, yıllarca zihnimize kazınan" Filistinliler ellerinde arazi, toprak, tarla ne var ne yok hepsini Yahudilere satmış, şimdi de dünyaya ağlayıp, mızıklanıyorlardı" düşüncesinin alt yapısının nasıl oluştuğunu ve altında yatan gerçeklerin anlatıldığı ezber bozan bir yazı kaleme aldı.

Eğitim hayatımıza damgasını vuran klişeler vardır, ilkokul üçüncü sınıftan itibaren hayatımıza girer, kolay kolay da çıkmazlar, çıkamazlar, çıkmasına izin verilmezler.

“ -Vahdettin haindi bir kere, sattı memleketi düşmana!
—Bu yüzden Almanlar yenilince biz de yenilmiş sayıldık.
—Zaten Araplar da bizi sırtımızdan vurdu
—Ee ne de olsa Türkün Türkten başka dostu yoktu
—Olmasına da gerek yoktu gerçi, ne de olsa bir Türk dünyaya bedeldi.”

Tarihe ait ezberciliğimiz resmi söylemin de etkisiyle ne idüğü belirsiz bir ucubeye dönüşmüştü. İşte bu garaibden bir garip de “satmasalarmış ayol onlar da topraklarını, şimdi tasası bize mi düştü?” klişesiydi. Klişe gereğince, Filistinliler ellerinde arazi, toprak, tarla ne var ne yok hepsini Yahudilere satmış, şimdi de dünyaya ağlayıp, mızıklanıyorlardı. İki gözümüz önümüze akacak kadar emindik bu bilgiden ve dolayısıyla aksini düşünmek aklımıza dahi gelmiyordu. Velev ki düşünseydik bile ne yapabilirdik yani, her koyun kendi bacağından asılacak değil miydi?

Kasıtlı ya da kasıtsız şekilde dolaşıma sokulan ve sürekli tekrarla pekişen klişelerimize bu derece inanmışken “lan bunca toprağı satıp, onca parayı alıp, o günün şartlarında, ne yaptı bu adamlar da, yıllardır sersefil yaşıyorlar” demek aklımıza gelmiyordu haliyle... Gelsin istenmiyordu. Yeri yurdu, evi barkı, bağı bostanı satıp o paralarla mülteci kamplarında yaşamanın mantığını sorgulama gereği duymayalım diye parmağın ucuna odaklanmamız isteniyordu. Bambaşka amaçlara hizmet eden bir kısım “şer güçler” de böyle çetrefilli bir konuda boş duracak değildi elbette…

Düşünmeye başlayınca hararet yaptıracak kadar beyni zorluyordu bu çelişkiler ve akabinde ardı arkası kesilmeyen bir silsileye dönüşüyordu sorular… Öğrenilen her yeni bilgiyle ezberlerimiz bozuluyordu bir bir… Derinlere daldıkça mahiyeti ve çerçevesi de genişliyordu mevcut soruların… Fakat hala ısrarla "Filistinliler topraklarını sattı" diyordu, bazı insanlar. Bunu bilerek mi söylüyorlardı, bilmeden bir yanlışa hizmet mi ediyorlardı, ayırmak zor. Fakat en azından bir titreyip kendine gelme ve bazı soruların cevaplarını isteme zamanı…

Mesela; “Filistinliler topraklarını Yahudilere sattı” iddiasını ısrarla ve inatla dillendiren bazı insanlar;
1. Balfour deklarasyonunun içeriğinden haberdar mıydılar acaba?
"Majestelerinin Hükümeti, Filistin'de Museviler için bir milli yurt kurulmasını uygun karşılamaktadır ve bu hedefin gerçekleştirilmesini kolaylaştırmak için elinden geleni yapacaktır.” derken Sir Arthur James Balfour, hangi hükümetten bahsetmekte ve kimin içini ferahlatmaktaydı diye düşünüyorlar mıydı hiç?

2. Ya Birleşmiş Milletlerin ev sahibine sorma gereği dahi duymadan, ev sahibinin yani Filistin’in toprağından epeyce bir payı İsrail için ayırıp sonra da “biz burada bir İsrail devleti kurulmasını tavsiye ediyoruz” şeklindeki saçma sapan kararı hakkında ne düşünüyorlardı?
Yani bir takım yabancıların durup dururken 3 oda 1 salon evlerine yavaş yavaş yerleşerek gittikçe yayıldıklarını, tuvalet ve banyo da dahil kullanamaz hale geldiklerini bir kez dahi tahayyül etmişler miydi?

3. Peki, 1800'lü yıllardan itibaren dünyanın dört bir yanındaki Yahudilerin kimi zaman zorla, yaşadıkları ülkelerden koparılıp, Filistin topraklarına gemilerle taşındığını biliyorlar mıydı?
Ne vaat edilmişti de, bunca insan hiç bilmedikleri bir coğrafyada yaşamaya ikna olmuştu?

4. Diyelim ki Filistinliler yaptılar bir hata, sattılar topraklarını... Hani bunun belgesi denmez miydi normal şartlarda adama? Yüzlerce yıllık tapu belgelerine ulaşılırken, Osmanlı arşivlerinde yüzlerce yıllık tapu kayıtları saklanırken Filistin topraklarının satış sözleşmelerinin olmaması işgüzar kağıt kurtlarının marifeti olabilir miydi sadece?

Bu “Kelepir” toprakları tek bir belge olmadan mı satmıştı acaba gidecek hiçbir yeri olmayan gariban Filistin köylüleri?

5. Her şey yolunda giderken, siyonistler “keş” paralarını “çat” diye ortaya koyup, Filistinlilerin evlerini, topraklarını “çatır çatır” satın alırken(!) ne oldu da koca bir köyü katletmek zorunda(!) kaldı o ara İsrailliler? “Deir Yasin katliamı” bu gönüllü(!) alışverişin neresinde kalıyordu acaba? Alanın da satanın da razı olduğu durumlar hep bir katliamla mı sonuçlanıyordu yoksa bu dünyada?

6. Peki, koca Filistin’de bütün Araplar topraklarını israile satarken(!), Eriha’da yaşayan Arapların toprakları çok mu değerliydi, Eriha’nın Arapları çok mu akıllıydı da satmadılar tek karış toprağı Yahudilere? Ya da tam tersini düşünerek çok mu değersizdi de Siyonist Yahudiler burada tek karış toprak almadılar mesela?
Filistin’in birçok bölgesinde yerleşim yeri açtıkları halde Eriha'da böyle bir şeye yıllardır teşebbüs etmemelerinin hikmeti neydi ola?

7. Velev ki yine iddia edildiği gibi Filistinlilerin tamamına yakını topraklarını satmış olsalar, Filistin’de tek bir Filistinli dahi kalmamış olsa bile, biz Müslümanların sorumluluğunu azaltır mı bu durum? Bilinçli bir müslümanın ilk kıblemizi, Aksa’yı bağrında bulunduran Kudüs’ü terk edip, unutmasına bahane olabilir mi bu gerekçeler?

Canını bu kutsal topraklar için vermiş binlerce mü’minin, Hz. Ömer’in, Selahattin Eyyubi’nin, Kanuni Sultan Süleyman’nın, İkinci Abdülhamit’in vebalini taşıyabilecek kadar güçlü müyüz biz?

7. Vaktinde topraklarını satan Filistinliler olduysa dahi 21. yüzyıl dünyasında satmayanların topraklarına el koyma hakkını kendinde gören İsrail’e “hop ne oluyor, az soluklan hele, onlar topraklarını satmıyor, işgal de edemezsin” deme cesaretini gösterebildik mi hep beraber?
Daha dün gibi oysa, 2014 Gazze savaşından hemen sonra işgalci İsrail El- Halil'deki Kiryat Erbaa bölgesinde Filistinlilere ait 4000 dönümlük araziye el koydu, tüm dünyanın gözü önünde, pervasızca…

9. Ezcümle, dürüstçe soralım kendimize. Yıllardır dilimize pelesenk edilen “topraklarını satan Araplar”dan başka satmayan Araplara ne oldu diye… Bütün sıkıntı ve baskılara katlanan, evi ve arazisi için Yahudi zenginler tarafından fahiş fiyatlar teklif edilen Arapları neden hiç konuşmuyoruz acaba? Burak duvarının karşısındaki tek (rakamla 1) göz odalı evi için önüne açık çek bırakılan Ayşe abladan kaçımız haberdarız mesela?

***

Bilgi... Bilinç... Farkındalık Yolunda

Kudüs Bilinci Derneği

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
3 komutan DAEŞ'den ayrılıp muhaliflere katıldı
Türkiye
Düğünde dolara izin yok
Dünya
Suriyeliler de dolara karşı harekete geçti

Hava Durumu

10°
Detaylı Hava Raporu