Alman Medyasında Türkiye Algısı ve Türkiye Seçimleri

Alman Medyasında Türkiye Algısı ve Türkiye Seçimleri


Türkiye-Almanya ilişkileri gerek Osmanlı İmparatorluğu döneminde, gerekse cumhuriyetin kurulmasından sonra inişli-çıkışlı bir grafik izlemiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nun, I. Dünya Savaşı’na Almanya’nın yanında girmesi, Nazi Almanyası’ndan kaçan Yahudilerin Türkiye’ye davet edilmesi ve akabinde 1960’larda başlayan işgücü göçü (Gastarbeiter) 20. yüzyılda Türkiye-Almanya ilişkilerine etki eden en önemli süreçlerdir. Bu gelişmelerden özellikle Türkiye’den Almanya’ya gerçekleşen işgücü göçü 2000’lerin başından itibaren iki ülkenin ilişkileri açısından önemli bir hal almıştır.

Türkiye, 2000’lerin başına kadar Almanya’da yaşayan vatandaşlarını kendi ekonomik, siyasi ve sosyal problemleri sebebiyle adeta görmezden gelmiştir. İşgücü göçünün başladığı 1960’lı yıllardan 2000’lere kadar Türkiye, ekonomik olarak çok sıkıntılı günlerden geçmiştir. Bunun yanında siyasi alanda da hemen hemen her on yılda bir muhtıra, post modern darbe vb. değişik isimler altında darbeler olmuştur. Yurtdışında yaşayan “Gurbetçiler, Almancılar” adeta döviz kaynağı gibi görülmüş, bu minvalde irili ufaklı şirketler, holdingler kurulmuş ve Almanya’da yaşayan Türklerin birikimleri Türkiye’ye kanalize edilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda, o dönemlerde TRT’nin yurtdışında yaşayan Türk vatandaşlarına yönelik yayın yapan kanalı olan TRT Int’te yayınlanacak program konularından bir tanesi şöyledir: Tasarruf yapmanın önemi ve Türkiye’deki önemli yatırım alanları, hazine borçlanma enstrümanları, kredi mektuplu döviz tevdiat hesapları ve süper döviz hesaplarının tanıtımı ve önemi, İMKB işlemlerinin tanıtım ve duyurulması[1]

Bunların yanı sıra Almanya’da yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Türkiye’nin seçimlerine katılamaması da vatandaşlar için handikap oluşturmuş ve vatanlarına olan ilgilerinin azalmasına sebep olmuştur. 10 Ağustos 2014 tarihinde yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ise yurtdışında yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ilk defa bulundukları ülkelerde oy kullanabilmişlerdir. Yurtdışı seçmenin yoğunlukla bulunduğu ülke ise hiç kuşkusuz Almanya’dır. Yurtdışı seçmen sayısı toplamda 2.867.658’dir.[2] Bunun 1.383.042’si Almanya’da yaşamaktadır. Türkiye’nin toplam seçmen sayısının 53.765.231 olduğu düşünüldüğünde yurtdışında yaşayan seçmen sayısı azımsanamayacak büyüklüktedir. Yurtdışı seçmenler toplam seçmen sayısının yaklaşık %5’ini oluşturmaktadır. Sadece Almanya’da yaşayan seçmen sayısı dahi Türkiye’nin seçmen sayısının %2,5’ine denk gelmektedir. Her ne kadar HDP barajı aşmış olsa da, seçim süreci boyunca HDP’nin barajı geçip geçmeyeceğinin tartışma konusu olduğunu düşündüğümüzde ise bu rakam tüm partiler açısından kritik bir önem arz etmektedir.

Alman Medyası ve Türkiye Seçimleri

Alman medyasının gerek Türkiye, gerekse Almanya’da yaşayan Türk vatandaşlarına karşı yayınlar ve haberler yapması muhakkakki yeni bir olay değildir. Uluslararası ilişkilerde ülkeler kendi menfaatlerini korumak amacıyla medyalarını yönlendirebilmektedir. Yumuşak gücün en önemli unsurlarından biri de hiç kuşkusuz basın-yayın organlarıdır. İnternetin yaygınlaşması, basım-yayın faaliyetlerinin büyük bütçeler gerektirmemesi sebebiyle ülkeler menfaatleri doğrultusunda diğer ülkelerin vatandaşlarını yönlendirmeye çalışmaktadır. Türkiye seçimleri için yurtdışında yaşayan Türklerin oy kullanabilmeleri ve toplam seçmen sayısının yaklaşık %2,5’inin Almanya’da olması ise, Alman medyası açısından adeta bulunmaz bir fırsat olmuştur. Zira etkileyebileceği kitle Türkiye için kilit bir öneme sahiptir.

Almanya’da yayın yapan haftalık Der Spiegel dergisi ilk olarak Gezi olayları sırasında, ikinci olarak ise Cumhurbaşkanlığı seçimleri sürecinde iki defa Türkçe ek yayınlamıştır. Bunun yanı sıra internet sitelerinden de birçok defa Recep Tayyip Erdoğan ve Ak Parti aleyhine yayınlar gerçekleştirmiştir. YSie sind hier nicht willkommen! Hoş gelmediniz, burada istenmiyorsunuzabancı bir basın kuruluşunun kendi dilinde, bir başka ülke ve bir lider hakkında olumsuz yayınlar yapması anlaşılır bir olaydır. Fakat Der Spiegel örneğinde olduğu gibi başka bir dilde yayın yapması ise bir takım başka gayelerin olduğuna işaret etmektedir. Örneğin yine Der Spiegel dergisi kendi internet sitesinde Recep Tayyip Erdoğan’a ait olduğu iddia edilen bazı ses kayıtlarını alt yazı dahi eklemeden Türkçe olarak yayınlamıştır.[3] Diğer yandan Doğan Medya’nında ¼ hissesini bünyesinde barındıran Axel Springer grubuna ait Bild gazetesi de Recep Tayyip Erdoğan’ın gurbetçilerle buluşmak üzere Almanya’ya geldiği gün Türkçe olarak ‘Hoş gelmediniz, burada istenmiyorsunuzu![4]’ başlıklı bir haber yayınlamıştır. [5]

 

Cehenneme git ErdoğanDiğer yandan Hürriyet yazarı Ertuğrul Özkök’ün yazıları zaman zaman Türkçe olarak Bild gazetesinde yayınlanmaktadır. Tüm bu yayınların Türkiye için hayati öneme sahip seçimlerden önce yapılmış olması ise tesadüf değildir. Aksi halde yaklaşık 50 yıllık Entegrasyon – Asimilasyon tartışmalarında medyanın Türkçe yayınlar yapmış olması gerekirdi.

Alman Medyasının Tavrı Klasik Oryantalizm mi?

Bu durumda karşımıza iki önemli soru çıkmaktadır. Bunlardan ilki Alman medyasının neden Türkçe yayınlar yaptığı, diğeri ise bu yayınlardan ulaşılmak istenen amacın ne olduğudur.

İlk bakışta, bu yayınlar klasik oryatanlizm bağlamında ele alınabilir. Fakat tüm bu yayınların içeriğine bakıldığında klasik oryantalizmin izlerine pek rastlanılmamaktadır. Genel olarak, Recep Tayyip Erdoğan otoriter, despot, şeriat isteyen bir lider şeklinde gösterilmeye çalışılsa da bu haberlerde klasik oryantalizmin aksine siyasi bir üslup görülmektedir. İslam ansiklopedisinde Oryantalizm şöyle tanımlanmaktadır: Oryantalizm (Fr. orientalisme). bir düşünce biçimi ve uzmanlık alanı olması itibariyle ilk olarak Avrupa ve Asya arasında değişken tarihsel ve kültürel ilişkiyi, ikinci olarak XIXyüzyılınilk yarısından itibaren çeşitli Doğu ltürlerinin ve geleneklerinin incelenmesindeuzmanlaşmayı ifade eden Batı’daki bilimsel disiplini, üçüncü olarak da dünyanın Doğuolarak isimlendirilen bölgesi hakkındaki ideolojik varsayımları, imgeleri ve hayali resimleri içerir.[6]

Yukarıda buErdoğan Devleti- Türkiye özgür kalacak mılunan oryantalizm tanımının aksine bu haberlerde ‘Hoş gelmediniz, burada istenmiyorsunuzu’, ‘Cehenneme git Erdoğan’[7] ‘Erdoğan Devleti- Türkiye özgür kalacak mı?[8] gibi siyasi görüşlere yer verilmektedir. Bu başlıkların içeriğine bakıldığında ise Türkiye’deki internet erişim yasakları, Erdoğan’ın çocuk sayısı tavsiyesi, Gezi olaylarında Çapulcu demesi vb. sebepler sıralanmaktadır. Tüm bunlar ise meselenin siyasi olduğunu ortaya koymaktadır.

Türkiye Karşıtı Yayınların Amacı Nedir?

Almanya’da yapılan bu ve benzeri yayınlar Türkiye’de de uzun süre tartışıldı. Bu yayınların yapılmasındaki amacın Türkiye’nin ekonomik büyümesinin ve büyük yatırımlarının engellenmesi olduğu görüşü geniş kitlelerce kabul edildi. Bu süreçte, bu yayınların Almanya’da yaşayan Türklerin, Türkiye seçimleri için oy kullanma hakkını elde etmesiyle başlamış olması ise göz ardı edildi. Bu yayınların klasik oryantalizm yaklaşımıyla Türkiye’yi 40 gün 40 gece masallarındaki ülkeler gibi göstermesi durumunda bu anlaşılabilir bir durum olurdu. Fakat yayınların direkt olarak Türkiye’deki siyasi iktidarı hedef alması ve kullanılan üslup yayınların amacının siyasi olduğunu ispatlar nitelikte.

Almanya’da bulunan Türk seçmenlerin oy kullanabilmesi Türkiye’nin demokrasi tarihi açısından önemli bir kazanım olarak karşımıza çıkmaktadır. Diğer yandan toplam seçmenin yaklaşık %2,5’ini barındıran Almanya ise Türkiye’nin önemli bir seçim bölgesi olmuştur. Bu rakamın büyüklüğü göz önüne alındığında Almanya’nın bu seçmeni rahat bırakmayacağı, Türkiye iç politikasına ve siyasi iktidarına direkt olarak müdahil olabileceği, seçimleri kendi menfaatleri doğrultusunda yönlendirmeye çalışacağı açıktır. Burada yer verilen Türkçe haberlerle Alman basını kime ulaşmayı hedeflemektedir? Kendi vatandaşlarına mı? Ya da Türkiye’de yaşayan Türklere mi? Yoksa Almanya’da yaşayan, özellikle Almancası yeterli olmayan Türklere mi? Almanya adeta bulunmaz bir fırsatı kucağında buldu. Burada yer verilen haberlerde de görüldüğü üzere, Almanya’nın Türkiye’deki mevcut siyasi iktidarla ilgili pek olumlu görüşlere sahip olmadığı aşikardır. Bu bağlamda adeta Türkiye’deki muhalefete bir omuz vermekte, elinden geleni yapmaktadır.

13

Almanya ile dil ve kültür birlikteliği olan ve Nazi iktidarında bir dönem Almanya ile birleşen, 105.479[9] seçmen ile yurtdışında en fazla seçmene sahip beşinci ülke durumundaki Avusturya’da bulunan Feykom Österreich (Rat der Kurdischen Gesellschaft in Österreich-Avusturya Kürt Toplumu Konseyi) isimli dernek 7 Haziran 2015 genel seçimleri için Almanca ve Türkçe olarak hazırladığı bir tanıtım videosunda sırasıyla Sosyalist Öğrenciler Birliği Başkanı, Sosyal Demokrat Parti Eyalet Milletvekili, Yeşiller Partisi Eyalet Parlamentosu Milletvekili Adayı, Sosyal Demokrat Parti Milletvekili ve Adalet Sözcüsü, Komünist Parti Genel Başkanı, Yeşiller Öğrenci Birliği Başkanı, Sosyal Demokrat Parti Grup Başkanvekili, gibi Avusturya siyasetindeki önemli kişilerden HDP’nin barajı geçmesi için destek mesajları içeren bir reklam kampanyası düzenlemişlerdir. Sosyal Demokrat Parti (SPÖ) milletvekili Tanja Wehsely konuşmasına ‘Yoldaşlar’ diyerek Türkçe başlamış ve Almanca olarak devam etmiştir. Viyana Üniversitesi öğretim üyesi Thomas Schmidinger ise HDP’yi Ermeni soykırımını tanıyan tek parti olması sebebiyle kutlayarak sözlerine başlamış ve bu yüzden HDP’nin barajı geçmesi için dileklerde bulunmuştur. Avusturya Parlamentosu’na üye yaklaşık 15 milletvekilinin bir başka ülkenin seçimlerinde bir partiye oy verilmesi için kampanyaya dâhil olmaları siyasi açıdan dikkate değer bir durumdur.[10]

DiğerErdoğan quälen, Demirtaş wählen’ (Demirtaş’ı seçin, Erdoğan’a azap verin yandan Alman Zeit gazetesi seçimlere 6 gün kala ‘Erdoğan quälen, Demirtaş wählen’ (Demirtaş’ı seçin, Erdoğan’a azap verin) başlıklı bir haber yayınlamış, Demirtaş için övgüler düzmüş, gittiği her yerde bir popstar edasıyla karşılandığını, sadece Kürtlerin değil, Türklerin de onu desteklediğini, Demirtaş’ın çevreci, kadın ve çocukların haklarına saygılı bir duruşa sahip olduğunu ve en önemlisi de seçim meydanlarında diğer liderlerin aksine bağırmayan, sakin bir üslup kullandığına vurgu yapmıştır.[11]

HDP’nin barajı geçip geçmemek konusunda adeta bıçak sırtında olduğu bir dönemde Almanya’da yapılmış olan bu haber, Türkiye’deki seçmeni ilgilendirmediğine göre, bu haberden hâsıl olan maksat nedir?

Diğer yandan Alman medyasının geniş anlamda Türkiye ve dar anlamda ise Ak Parti karşıtı haberlere sıklıkla yer vermesinin sebeplerinden biri de, Türkiye’deki mevcut iktidarın Almanya’da bulunan büyük Türk kitlesini istediği anda harekete geçirebilme potansiyelidir. Almanya ve Alman basını, ülkelerinde, başka bir ülkenin devlet başkanının kolaylıkla mobilize edebileceği bir kitle bulunmasından rahatsız olmuş ve bu bağlamda Türk hükümetini hedef alan yayınlar gerçekleştirmiştir.

Yurtdışı Oyların 7 Haziran Seçimlerine Etkisi

10 Ağustos 2014 tarihli Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 2.798.726 olan yurtdışı seçmen sayısı 7 Haziran 2015 tarihli genel seçimde 2.867.658 olmuştur.

10 AğustoUntitleds 2014 Cumhurbaşkanlığı ve 7 Haziran 2015 genel seçimlerinde adayların / partilerin yurtdışı seçmenlerden aldıkları oylar yandaki gibidir.  [12] 

 

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden %62.30 oy alan Ak Parti’nin adayı ReceUntitled3p Tayyip Erdoğan seçimin galibi oldu. Diğer yandan 2015 genel seçimlerinde ise AK Parti yurtdışı oyların yaklaşık %45’ini alabildi. Diğer yandan Türkiye genelinden yaklaşık %13 alan HDP, yurtdışı oylarını Türkiye ye göre yaklaşık iki katı artırdı. Yurtdışı oylar somut olarak Türkiye genelinde 3 milletvekilliğini etkiledi. Yurtdışı oyların Türkiye geneline dağılımından sonra AK Parti 2, HDP 1 milletvekili kazandı. Bunun yanı sıra AK Parti aşağıdaki illerde yaklaşık 90 bin oy daha alsaydı tek başına iktidar olacaktı. [13]

  • Ankara 2. Bölge’de 10 bin 207 oyla CHP’ye
  • Aydın’da 1.859 oyla CHP’ye
  • Balıkesir’de 2 bin 128 oyla MHP’ye
  • Burdur’da 2 bin 421 oyla MHP’ye
  • Denizli’de 10 bin 937 oyla CHP’ye
  • Diyarbakır’da 8 bin 044 oyla HDP’ye
  • Erzincan’da 815 oyla CHP’ye
  • Gümüşhane’de 1.916 oyla MHP’ye
  • İstanbul 1. Bölge’de 5 bin 363 oyla CHP’ye
  • İstanbul 2. Bölge’de 3 bin 203 oyla CHP’ye
  • İstanbul 3. Bölge’de 8 bin 092 oyla HDP’ye
  • Kayseri’de 3 bin 258 oyla MHP’ye
  • Kahramanmaraş’ta 6 bin 584 oyla MHP’ye
  • Kastamonu’da 5 bin 883 oyla MHP’ye
  • Ordu’da 3 bin 484 oyla CHP’ye
  • Sivas’ta 1.995 oyla CHP’ye
  • Van’da 5 bin 249 oyla HDP’ye

AK Parti yurtdışı oy oranını muhafaza edebilmiş olsaydı, bu oyların Türkiye geneline dağılımından sonra tek başına iktidar olma ihtimali belirginleşirdi. Cumhurbaşkanlığı seçiminde yaklaşık 230.938 yurtdışı seçmen oy kullanırken, 7 Haziran seçimlerinde ise 1.041.479 seçmen oy kullandı. En çok seçmenin bulunduğu Almanya da AK Parti adayı Erdoğan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde %68.63, HDP adayı Demirtaş ise %7.63 oy aldı. 7 Haziran seçimlerinde ise AK Parti Almanya da %53.7 oy alırken HDP %17.5 oranında oy aldı.

Bu veriler ışığında ve daha dar bir örnekle Almanya’daki seçmenlerin oylarının değişimleri baz alındığında, yurtdışı oyların, partilerin oy oranları, milletvekili seçimlerine direkt etkisi ve bir partinin barajı aşıp aşamayacağı, yada bir diğer partinin tek başına iktidar olup olamayacağını belirleyebilecek durumunda olduğu sonucuna ulaşmak mümkündür. Seçmenlerin karar verme süreçlerinde ise medyanın etkisi kuşkusuz ilk sıradadır.

Türkiye ne yapmalı?

Almanya’da Türkiye aleyhine yapılan haberlere karşı Türkiye kendi kamu diplomasisini kullanmalı ve bu yayınlara karşı cevaplarını uluslararası çapta vermelidir. Almanya’da bulunan büyükelçilik aracılığıyla verilen diplomatik cevaplar yetersiz kalmakta ve Almanya’da yaşayan Türkler üzerinde yeterli etkiyi yapmaktan da uzaktır. Almanya’da yayın yapan bir çok Türkçe yerel gazete bulunmaktadır. Diğer yandan Türkiye’den bir çok televizyon kanalı Almanya başta olmak üzere Avrupa’da yaşayan Türklere yönelik yayınlar yapan Avrupa kanallarına sahiptir. (Kanal 7 Int, Euro Star, Atv Avrupa, Euro D vb.) Fakat Almanya’da, Türkiye’nin Almanca olarak yayın yapan sürekli bir yayını bulunmamakta, kamu yayın kuruluşu olan TRT’nin yayınları da Türkçe olarak gerçekleşmektedir. Tıpkı Alman medyasının yeri geldiğinde Türkçe yayın yapması gibi, Türk medyası ve Türk Kamu Medyası da Almanca yayın yapabilmedir. Almanya’da yaşayan Türklerin artık dördüncü nesil olduğunu düşündüğümüzde, bu neslin Türkçe seviyesinin yeterli olmadığı, Almancalarının daha iyi olduğu görülmektedir. Türkiye, Almanya’da bulunan kritik orandaki seçmenini Almanya’nın etki alanından çıkarmak için elini güçlendirecek hamleler yapmalı, vatandaşlarına ulaşmak için Almancayı etkin olarak kullanmalıdır. En azından Türk kamu medyası TRT Almancaya daha fazla ağırlık vermeli, imkanlar doğrultusunda Almanca yayın yapan Almanya merkezli bir televizyon kanalı kurmalıdır.

Diğer yandan Almanya’nın bir başka ülkeye yönelik propaganda faaliyetleri tek başına Türkiye ile sınırlı değildir. Avrupa Birliği nin başat aktörü olan Almanya, Rusya’ya karşı propaganda faaliyetleri yürütmek üzere Deutsche Welle isimli devlet kanalına Rusya’da yayın yapması için 10 yıllık lisans almıştır. Bu haber http://www.kopp-verlag.de sitesinde “Moskova’ya propaganda selamı! Almanya’nın yurtdışı yayın yapan devlet medyası Almanların vergileriyle Rusya’da yayın yapacak. Bu iyi bir haber, çünki Avrupa Birliği, Putin karşıtı bir propaganda planını hayata geçiriyor” üst manşetiyle haber yapmıştır.[14]

Avrupa Birliği içerisinde bu ve benzeri Rusya karşıtı propaganda faaliyetletlerine karşılık Rusya boş durmamış ve 2014 yılının son ceyreğinde RT Deutsch[15] (Russia Today Deutsch)[16)isimli Almanca televizyon kanalını kurmuştur.

Sonuç

Türkiye, yaklaşık 70 yıllık çok partili siyasi hayatında, 2014 yılında ilk defa yurtdışında yaşayan vatandaşlarına seçme hakkı vermiştir. Bir sonraki aşamada yurtdışı oyların bir seçim bölgesi olması gündemdedir. Yurtdışı seçmenleri etkilemek için partiler Avrupa’nın birçok şehrinde seçim koordinasyon merkezleri kurmuşlardır. Yurtdışı seçmenin en yoğun olduğu Almanya ise, Türk seçmenleri etkilemek ve Türkiye’nin iç siyasetine yön verebilmek için yazılı ve görsel medyada yoğun çaba sarf etmektedir. Almanya’da yapılan Türkçe ve Almanca haberlerin sadece Türkiye’nin ekonomik kalkınmasına karşı yapıldığını düşünmek eksik bir analiz olacaktır. Diğer yandan yine Alman medyasında sıklıkla hukuk, insan hakları konularında Türkiye aleyhine haberler yapılmaktadır. Türkiye bu alanlarda gerçekleştirdiği reformları kendisi anlatamamakta, bu arada doğan boşluğu Alman medyası kendi lehine doldurmaktadır. Karl Marx’ın da belirttiği gibi kendini savunamayanlar/temsil edemeyenler, savunulmak/temsil edilmek durumunda kalırlar. (“Sie können sich nicht vertreten, sie müssen vertreten werden.”[17])

Sonuç itibariyle Türkiye, hem seçimlerde Almanya’da yaşayan Türk vatandaşlarını Almanya-Alman medyası etkisinden çıkarmak, hem de kendisini daha doğru bir şekilde Alman toplumuna/Alman dil coğrafyasına (Almanya, Avusturya, İsviçre, Belçika, Luxemburg, Lihtestayn, İtalya-Doğu Tirol bölgesi) ifade edebilmek için, Rusya’nın yaptığı gibi kendi almanca medyasını oluşturmalı, bu bağlamda gerek yerel medya organlarını destekleyerek, gerekse kamu yayıncılığı yapan TRT vasıtasıyla bunları hayata geçirmelidir.

Muhammed Ali Uçar

Dipnotlar:

[1] TRT Genel Yayın Planı 2008. S. 68-69-70

[2] http://www.aljazeera.com.tr/al-jazeera-ozel/yurtdisi-oylari-ne-motive-edecek (erişim: 04.06.2015)

[3] http://www.posta.com.tr/siyaset/HaberDetay/Der-Spiegel-Turkce-yayinladi.htm?ArticleID=219398 (erişim: 04.06.2015)

[4] Burada istenmiyorsunuzu! Yanlışlıkla değil kasten yazılmıştır. Bild gazetesi manşeti bu şekilde hatalı atmıştır.

[5] http://www.bild.de/politik/inland/recep-tayyip-erdogan/hos-gelmediniz-burada-istenmiyorsunuz-36105476.bild.html (erişim: 04.06.2015)

[6] İslam Ansiklopedisi. O S. 428

[7] http://www.spiegel.de/politik/ausland/soma-in-der-tuerkei-grubenunglueck-wut-auf-erdogan-waechst-a-969471.html (erişim: 04.06.2015)

[8] http://www.amazon.de/DER-SPIEGEL-32-2014-Erdogan/dp/B00KW850NM(erişim: 04.06.2015)

[9] http://www.aljazeera.com.tr/al-jazeera-ozel/yurtdisi-oylari-ne-motive-edecek (erişim: 04.06.2015)

[10]https://www.facebook.com/154401451325943/videos/vb.154401451325943/764134037019345/?type=2&theater (erişim: 04.06.2015)

[11] http://www.zeit.de/politik/ausland/2015-05/tuerkei-parlamentswahl-hdp-kurden-demirtas (erişim: 04.06.2015)

[12] http://www.aljazeera.com.tr/al-jazeera-ozel/yurtdisi-oylari-ne-motive-edecek(erişim: 21.07.2015)

[13] http://www.ajanshaber.com/yurtdisi-secim-sonuclari-2015-secim-sonuclarinda-buyuk-surpriz-haberi/198323  (erişim: 21.07.2015)

[14] http://info.kopp-verlag.de/hintergruende/enthuellungen/peter-harth/propaganda-gegen-putin-deutsche-welle-bekommt-tv-lizenz-in-russland.html (erişim: 13.06.2015)

[15] http://www.taz.de/!5026022/   (erişim: 13.06.2015)

[16] http://www.rtdeutsch.com/   (erişim: 13.06.2015)

[17] Karl Marx, “The 18th Brumaire of Louis Bonaparte”

İlgili Haberler

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Bu Haberler de İlginizi Çekebilir

X
Gündem
Siirt'te bir işçinin daha cenazesine ulaşıldı
Türkiye
Meteorolojiden bazı illere kar ve sağanak uyarısı
Dünya
ABD'de Rusya'nın başkanlık seçimlerinde Trump'ın kazanmasına yardım ettiği iddiası tartışılıyor

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu