Yapılan yardımlar satılıyor mu ?

Yapılan yardımlar satılıyor mu ?


Suriye’de devam eden iç savaş iki yılını doldururken, İHH Yönetim Kurulu üyesi ve Suriye Sorumlusu Osman Atalay ile Suriye ve yapılan yardımları konuştuk.

Suriye’ye yapılan yardımların bölgede, özellikle Hatay civarında çeteler tarafından satıldığı haberleri geliyor. Bu yönde söylentiler çok. İşin aslı nedir?
 

Osman Atalay: “Bu satılanlar aslında yardım malzemesi değil. Bölgede sınır ticareti yapanlar Suriye’den Türkiye’ye, Türkiye’den Suriye’ye geçerken,  geçişi kolaylaştırmak için “insani yardım” diyerek hareket ediyorlar. Bu ticaret sadece Suriye sınırında değil, Irak, İran, Ermenistan sınırlarında da yıllardır süren, bilinen bir şey. Ama şimdilerde özellikle büyütülüp gündem yapılıyor.

Bütün yardım kuruluşları yardımları sevkederken bildikleri, güvendikleri kanalları tercih ederler. Sahaya bizzat girerek, başında durarak, son alıcıya kadar olayı takip ederler.

Olayın bir de şu yönü var. Suriye’de pazarda yardım malzemesini satan insanlar görebilirsiniz. Bu son derece normaldir. Yardım kolileri standarttır. Şeker, makarna, nohut, çorba. Bu insanlar sadece bunlarla yaşamıyor… Kadındır erkektir, elbiseye, iç çamaşırına veya başka bir ihtiyacını karşılamak için paraya ihtiyacı vardır. Çocuğu vardır, ona meyve alır, ayakkabı alır. Vs.

Aynı durum Çeçenistan savaşı döneminde yapılan yardımlar sırasında da söylendi. “Siz yardım yapıyorsunuz ama adamlar gidip, Ümraniye’de Beykoz’da, Çeçenlerin kaldığı yurtlarda bunları satıyor” dediler. Gittik baktık,  doğru. Bir çok yardım kuruluşu gıda yardımı yapar ve aynı gıdaları verir. Bu insanlar ne yapıyor, gidip bakkala şekeri verip yerine zeytin alıyor, ekmek alıyor.

Bir yardım kuruluşu malzemeleri satıyor demek mümkün değil. Ama yardım verdiğiniz aile bunları satıyorsa bu da doğal bir şey. Çünkü insanlar sadece kuru bakliyat ile beslenmiyor.  Kendi aralarında bir takas yapıyorlar. Herkes ihtiyacı olanı bir şekilde karşılamaya çalışıyor.

Mesela şu an Antep’te Kilis’te sığınmacı olarak evlerde kalan Suriyeli insanlara belki 10 yardım kuruluşu yardım ediyor ama bu insanların giysileri yok, ısınmak için battaniyeleri, sobaları yok. Yaşamak için ihtiyaç durdukları bir çok şey var. Bütün hayatlarını Suriye’de bırakıp gelen bu insanların işleri yok. Ne yapıyorlar, kendilerine gelen yardımları başka ihtiyaçlarını karşılamak üzere satıyorlar. Bunun çok büyütülmemesi lazım.
Suriyenin iç kerimlerine gönüllü olarak giden doktor arkadaşlarımız var. Onlardan dinlediğimiz kadarıyla durum çok vahim. İlaç yok, gıda yok, salgın tehlikesi büyüyor. Yardım örgütleri bu bögelere ne kadar nüfuz edebiliyor?

 

Osman Atalay: Sınırdaki kamplarda (Cilvegözü, hatay- Reyhanlı vb.) kalanlar için düzenli sağlık taraması, ilaç desteği verebiliyoruz. O şansımız var. Fakat kamplarda yaşayan insanlar için koşullar sağlıklı değil. Özellikle sınırın öte yanındaki kamplarda kalanlar için çok büyük sağlık problemi var. Tuvalet, banyo, içme suyu konuları çok büyük bir sorun. Hijyenik ortamlara sahip değiller. Bunlar da özellikle çocuklarda ishal, bitlenme, uyuz vakalarına sebep oluyor. İHH olarak bu bölgede aylık sağlık taraması yapıyoruz. Katar’dan bir yardım kuruluşu, Uluslarası Doktorlar Örgütü (AID), Doğu Anadolu’dan gönüllü gelen doktor arkadaşlarımız de sınırdaki çadırarda kalanlara  düzenli taramalar yapıyor.

Ama Suriye’nin içerisine, iç bölgelere girdiğimizde ciddi bir ilaç, tıbbi ekipman ve sağlık ekibi sıkıntısı var. 20 milyon nüfus var ve 10-15 milyonu savaştan etkileniyor. Bunların içinde şeker, kalp, tansiyon gibi kronik rahatsızlığı olanlar, devamlı kullanması gerekenler var.  İletişim sıkıntısı, ulaşım güvenliğinin olmaması, rastgele bombardımanlar, hastanelerin bombalanması,  eletriğin sık sık kesilmesi bu sorunların daha da büyümesine sebep oluyor.

 
Suriye’deki durum iki yılını doldurmak üzere. Yaşanan dram, acılar devam ettiği halde… Sanki artık insanlarda bir kanıksamışlık var.
 

Osman Atalay: Evet, 15 Mart’ta iki yıl doluyor. Suriye katliamına karşı Dünyanın vicdanı suskun. Doğusu Batısı, İslam Dünyası da dahil, meseleye vicdani ve ahlaki açıdan değil de siyasi yaklaşmaktalar. Genelde İslam Dünyası, özelde Türkiye Müslümanları Bosna’da, Çeçenistan’da, Filistin’de Afganistan’da yaşananlar karşısında genelde İslami argümanları kullanırlardı. Durum değerlendirmesi yaparken. Suriye meselesine gelince, özellikle Türkiye’deki müslümanlar olaya jeopolitik, jeostratejik, siyasi kavramlarla olaya yaklaşıyorlar. Bu çok büyük bir tezat. Bu yüzden Sivil toplum kuruluşlarından cemaatlerine kadar Türkiye müslümanları bu konuda iyi sınav veremediler. Siyasi davrandılar, ilgisiz davrandılar.

Bosna’da katliamlar devam ederken Amerika, Fransa, İngiltere gibi batılı devletler ile birlikte Türkiye,İRan, Mısır, Ürdün gibi müslüman devletler de Ortodoks Hıristiyan Sırplara karşı birlikte hareket etti. Katliam sona erdi, Sovyetler dağıldı gitti.

Çok ilginç.. Bütün dünya el ele yardım organize etti… Karşı durdu. Ama Suriye’de bu durumu göremiyoruz.

 
Ama orada çıkarlar ortaktı.
 

Osman Atalay: Evet, çıkarlar ortaktı. Yugoslavya nın dağılması herkesin işine geliyordu. Batı Dünyası İslam Dünyası birlikte hareket etti, Boşnaklar kazansın.

Ama Suriye konusunda farklı bir bloklaşma oluştu. Batı Dünyası zaten hiç karışmıyor. Obama açıklama yaptı: “Benim kırmızı çizgim kimyasal silahtır.”. Esad da aptal değil, füzelerle bombalarla zaten yerle bir ediyor.

Obama: “Suriye de tek endişemiz Beşşar sonrası islamcıların iktidara gelmesi. Muhalifler devamlı silah istiyor ama Libya’da gördük bunlar radikal İslam’ın eline geçti. O yüzden Suriye’ye silah girmemeli, giremez diyor.

Bu da Suriye nin bölünmesini getiriyor. Bugün Nusayrilerin yoğun yaşadığı Lazkiye, Banyas, Tartus gibi sahil bölgesinde bir Nusayri Cumhuriyeti’nin kurulmasında Amerika, İsrail, Rusya, İran ve de Beşşar Esed hemfikir gibi görünüyor. Bölünme herkesin işine yarıyor.

Suriye’nin parçalanması, güneyde Antakya’dan aşağı doğru sahilde Lübnan’a kadar bir Nusayri Cumhuriyeti kurulması, sadece ve sadece Türkiye’nin işine gelmez.

İran Suriye’de ve Lübnan’daki mevzisini kaybetmek istemiyor, ulusal çıkarlarını savunuyor. Rusya “kdenizde tek üssüm Tartus’ta, onu kaybedemem” diyor. İsrail “bildiğim düşman bilmediğim düşmandan iyidir.” şeklinde teyakkuzda. Baba Esed den beri 40 senedir sorun yaşamadığı halde, şimdilerde Golan’a duvar örmekle meşgul, eğer Esed giderse diye.

Diğer devlet kendi çıkarlarına göre doğru yapıyorlar ama bu konuda tek kafası karışık davranan Türkiye’dir.

 
Kafa karışıklığı bütün İslam dünyası için geçerli mi?
 

Osman Atalay: Hayır, kafası karışık davranan sadece Türkiye. Gidin Mısır’ın, Ürdün’ün, Filistin’in, Endonezya’nın vs. ne düşündüğü belli. Daha yeni bizzat Bosna-Hersek Cumhurbaşkanı Haris Slajdzic “Suriye Bosna’nın kaderini yaşamasın” diye açıklama yaptı. Boşnaklar devamlı yardım gönderiyor.  Arap Dünyası’nın da kafası karışık değil. Bir tek Türkiyeli Müslümanlar acaba ile, soru işaretleriyle yaklaşıyor olaya.

 
Son sorum kişisel bir izlenim. “Suriye için bir ekmek bir battaniye” kampanyası 31 Mart’ta bitiyor. Bu kampanyayı ilk duyduğum zaman sayısız STK aynı çatı altında toplanınca, düşünmüştüm ki; “Somali’deki gibi bir kıyamet kopacak, hep bir elden meseleye sahip çıkılacak. Sonra baktığımda kampanyanın etkisinin çok cılız kaldığını gördüm. Evet, yardım kampanyaları, çalışmalar devam ediyor ama tuhaf bir sessizlik içinde, gündemin uzağında.
 

Osman Atalay: Haklısınız. Yardım organizasyonlarını yapan kuruluşlar genelde İslami camiaya ait kuruluşlar. Dolayısıyla bu kesimdeki kafa karışıklığı tabana, en nihayetinde yardım örgütlerine de yansıyor. İHH olarak 17 aydır devam eden bir çalışmamız söz konusu. 400 tır yardım malzemesi sevkettik. Bunlar hangi şehirlerden? Başta Konya, (istanbuldan bile fazla), Adapazarı, Bursa. Bölgeye yakın illerde bu katılımı sağlayamadık. Neden? Yine kafa karışıklığından.

Son bir not olarak, Ak partinin bile içinde Hükümetin Suriye politikalarının doğru olmadığını dillendiren milletvekilleri var.

 

Haberseyret.com / Röportaj: Saliha Eren

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Bu Habere 1 Yorum Yapılmış

  • zng

    06 Nisan 2013 10:52

    Cevap Ver

    başbakanlığın suriyeden gelenlere aylık verdiği 800 tl ne oluyor veya nereye gidiyor bu vatandaştan vergi olarak çıkıyor pkklıları muhafaza eden adamlar yardımmı edilir belki gerçekten ezilen halk ama kimse kusura bakmasın oradakiler senden benden çook zengin

Gündem
İkinci umreye ek vergi kaldırıldı
Türkiye
Türkiye'den ihraç edilen hamsi miktarı yüzde 39 azaldı
Dünya
Suriye'ye 100 tonluk yardım

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu