Teravih Namazı ve Biz

Teravih Namazı ve Biz


ramazan ayında teravih namazlarının önemi...

 

Namaz… Peygamber(sav)’e göz aydınlığı, ümmetine ise Allah’la en yakın olunan zamanı ifade eden ibadetlerin özü. Müslüman’la kâfiri keskin bir şekilde ayıran, müminle münafığı sabah ve yatsı vakitlerinde birbirinden ayıran hakikat... Dünyayla aramıza perde olan, rabbimize en yakın olduğumuz secde anını bize hediye eden, miraçla gelen hediye.

Cami… Müslümanları cem eden, salih kulların maşuku, kendisine bağladığı gençlerin imanlarına şahitlik edecek olan mübarek mekânlar. Kendisine doğru atılan adımları, içinde geçirilen zamanları sevaba çeviren, zamanın fitnelerine karşı sığınılacak çok sağlam bir kale. Bizi Allah’a yakınlaştıran namazların evi...

Ve ramazan… Rahmet ve bereketin yeryüzünü sardığı, Kur’an’ın kulakları şenlendirdiği, on bir ay beklemeye değecek mübarek bir zaman. Bin aydan daha hayırlı kadir gecesini içinde barındıran, şeytanların dahi günahlarına oruç tutmak zorunda bırakıldığı, zirvesi bayram olan rahmet iklimi.

Bu üç güzelliği içinde barındıran ve belki de özünü tam olarak yakalayamadığımız bir sünnetin farkında mıyız? Evet, teravih namazından bahsediyoruz. Dünya’da insanı kısıtlayan iki büyük etken vardır. Zaman ve mekân. Teravih namazı bize zamanların en güzeli ramazan ve mekânların en güzeli camiyle gelen, kıymeti bilinmesi gereken bir hediyedir. Peki, bu hediyenin kıymetini nasıl bilebiliriz?

Bizden önce bu hediyenin kıymetini bilen sahabenin bu konudaki uygulamaları bizim için güzel örneklerdir. Hz. Ebu Zer’den gelen bir rivayette Peygamber Efendimizin (sav) teravih namazını kıldırırken imsak vaktine yakın bir zamana kadar namazı uzattığı ve sahabenin sahur yapacak vaktin kalmayacağını sanmasına rağmen huşu içerisinde namaza devam etmeleri, onların bize örnek olması gereken güzel bir davranışlarıdır. Yine bir gün Peygamber Efendimiz(sav) farz olmasından korktuğu için teravih kıldırmaya gelmeyince sahabenin, gitmeyip saatlerce mescitte Peygamberi(sav) bekleyip, gelmeyeceğini anlayınca ferdi olarak kılıp gitmeleri, onların bu namaza olan aşkını gösteriyor.

Peygamberimiz(sav) ümmetine ağır gelmesinden korktuğu için bu namazı birkaç kere cemaatle kıldırdıktan sonra artık cemaatle kıldırmamıştır. Kıldırdığında ise sadece sekiz rekâtını cemaatle kıldırmıştır. Hz. Ömer, halifeliği döneminde 20 rekât cemaatle kıldırılmasını emretmesine sahabenin karşı çıkmaması hatta buna sevinip Hz. Ömer’i bu uygulamasından dolayı tebrik etmeleri, onların bu namazın hakikatini anladıklarını ve gönül hoşluğuyla yaptıklarını gösteriyor.

Peki, bizim bu sünnete yaklaşımımız nasıl? Olması gerekenin neresinde? Kaybolan birçok sünnet varken teravihin hala toplumda devam ediyor olması çok sevindirici bir durum olmasına karşın bu sünneti anlamada çok eksiğimizin olduğu bir gerçektir.

O halde bu eksikleri tespit edip gidermeli ve teravih namazını manevi durumumuz açısından bir devrime çevirmeliyiz. Bu devrime giden yolları maddeler halinde sıralayacak olursak anlaşılması daha kolay olacaktır.

  • Teravihten beklentimiz çok büyük olmalıdır. Hz. Ebu Bekir’e tüm malını infak ettiren, Hz. Ömer’e o sağlam tövbeyi kazandıran, Hendek’te hemen hemen bütün Arabistan’ın Müslümanlara karşı birleşmesine rağmen sahabeye hasbunallah ve ni’mel vekil dedirten o imanı teravihle kazanmaya çalışmalı ve teravihin bize, sahabeninkine benzer fedakârlıkları sevdirmesini sağlamalıyız.
  • İmamın okuduğu ayetleri tefekkür etmeli, eğer Arapça bilmediğimiz için anlamıyorsak kıraatinin bizi etkilediği imamların olduğu camileri tercih etmeliyiz.
  • Teravih tervihin çoğuludur. Tervih ise rahatlatmak demektir. O halde bu namazın bizi rahatlatacağı şekilde yavaş kılmalı, kendimizi maraton yarışçısı sanmaktan vazgeçmeliyiz. Cami tercihi yaparken dikkat edeceğimiz hususlardan biri de imamın çok hızlı kıldırmaması olmalı. Gerekirse uygun bir üslupla imamdan bu konuda ricada bulunulmalıdır.
  • İftarda az yemek yemeliyiz. Peygamberimiz(sav)  iftarda az yemiş ve çoğu zaman bir çeşit arpa çorbasıyla iftar etmiştir. Eğer en şerli kap olan mide kabımızı fazla doldurursak teravihi de yediklerimizi erittiğimiz bir spor olarak görmeye başlarız.
  • Teravihi çok verimli bir davet aracı olarak görmeli ve bununla ilgili hesap yapmalıyız. Toplumda İslami bilinçten yoksun ve ameli olarak zayıf insanların ramazanın bereketiyle camiye gelip uzun bir süre bir namaz kılmaları bizim, davamızı ulaştıracağımız ve çok verimli bir şekilde ilgilenebileceğimiz fertlere ulaşmamız anlamına geliyor. Dolayısıyla temiz simalı gençlere dikkat etmeli, tanışmak için fırsat oluşturmalı ve devamlı bir davet sürecini birkaç kişiyle de olsa başlamalıyız.
  • “Kim ramazanın faziletine inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek teravih namazını kılarsa geçmiş günahları bağışlanır.”(Buhari, Müslim)  hadisi şerifini düşünerek, gecenin de getirmiş olduğu ihlâsı içinde barındıran bu ibadeti günahlarımıza tövbe etmek için güzel bir fırsat bilip değerlendirmeliyiz.                                  

Bunlar gibi birçok madde sıralanabilir. Unutmamalıyız ki sahabenin yaptığı fedakârlıkların kaynağı bu tür ibadetlerdir. İnsanların en çok korktukları olay olan ölüme, sahabenin şehitlik deyip koşması, kurtuluş olarak görmesi bu tür ibadetlerle imanlarını yakin derecesine taşımalarından kaynaklanıyor. Biz de yapacağımız bu ibadetleri küçük görmemeli, Allah için bedel verilmesi gereken yerlerde bu ibadetlerle ayakta kalabileceğimizi unutmamalıyız.

Allah’ım, bize şehitliği sevdirecek, şehitler gibi yaşamamızı sağlayacak, şehit olarak sana kavuşmamıza vesile olacak teravihler, ibadetler nasip et ve bize sevdir. Âmin

 Allah’a emanet olun.

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
3 komutan DAEŞ'den ayrılıp muhaliflere katıldı
Türkiye
Düğünde dolara izin yok
Dünya
Suriyeliler de dolara karşı harekete geçti

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu