Ramazan Ayında Ne Yapmamalı?

Ramazan Ayında Ne Yapmamalı?


Ramazan ayında neler yapılmamalı...

 

Gereğinden fazla konuşmak

Dil, büyük bir nimettir. Dilin cirmi küçük olsa da kontrol edilmediğinde cürümü büyüktür.  Peygamber Efendimiz(sav) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır:

“Her sabah, bütün uzuvlar, yalvararak dile derler ki: Bizim hakkımızı gözetmekte, Allah'tan kork, kötü söz söyleme, bizi ateşte yakma! Bizim dine uyup uymamamız senin sebebinledir. Sen doğru olursan biz de doğru oluruz. Sen eğri olursan biz de eğri oluruz.” (1)

Dil kişinin cennete veya cehenneme gitmesinde büyük bir rol oynamaktadır. Dil ile ikrar, şeriatın zahire hükmetmesidir. Kişinin imanın da küfrünün de alameti, dil ile ikrar ettiğidir.

Hikmet ehli çok konuşmak ile ilgili şunları söylemişlerdir:

Bir kimsenin cahil olduğunun alameti şunlardır: Canlı-cansız her şeye kızar. Sır saklayamaz. Parasını yerli yerince harcayamaz. Herkese güvenir. Dostunu düşmanını ayıramaz. Kötü kimselerle arkadaşlık eder.

Susmak açık bir hikmet ve güzel bir haslettir. Dilin susması kalbin susmasına, kalbin susması Rabbin mağfiretine sebep olur. İnsanın selameti dilini korumasındadır. Kalem de, iki dilden biridir.

Dil yırtıcı bir hayvan gibidir, serbest bırakılırsa sahibini parçalar. Sükût eden, hataya düşmekten, yalandan, dedikodudan, söz taşımaktan, kendini övmekten, boş konuşmaktan ve daha birçok dil afetlerinden kurtulur.

Çok konuşanın dili sürçer, kalbi kararır. Kalbi kararan da, hata üstüne hata yapar ve kalp kırar da farkında bile olmaz. Diline sahip olan, dinini korur.

Çok konuşan hata eder. Ashab-ı kiram hep hayır konuştukları halde, yanlış konuşmak için değil, belki boş bir söz söyleriz diye sükût ederlerdi. Hazret-i Ebu Bekir, ağzına taş koyar, (Başa gelen bütün felaketler bundan gelir) buyururdu.

Mağfiret ayı Ramazan’da sadece midemize değil, bütün uzuvlarımıza oruç tutturmalıyız. Gereğinden fazla konuşmaktan Allah’a(cc) sığınmalıyız.

Göz Zinası

“(Ey Resulüm), mü’min erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar! Bu, onlar için en uygun olan davranıştır. Allah yaptıkları her şeyden hakkıyla haberdardır. Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar! Yine söyle ki mecburen görünen kısımları müstesna olmak üzere ziynetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini yakalarının üzerini kapatacak şekilde örtsünler.” (2) 

Yukarıdaki ayette mümin erkek ve kadınlara yönelik yapılan uyarının ortak noktası “gözlerini haramdan sakınsınlar” kısmıdır. Göz ile bakış, zinaya giden yolun bidayetidir. Bu nedenle ayette önce gözlerini haramdan sakındırsınlar sonra ırzlarını korusunlar uyarısı gelmektedir.

Allah(cc), Kur’an’ı Kerim’de zina yaklaşmayın buyuruyor. Zina yapmayın yerine zinaya yaklaşmayın uyarısında bulunuyor. Zinanın kendisi büyük günah olduğu gibi zinaya götüren sebeplerde büyük günahtır. Bu minvalde göz, kalbin dışarıya açılan penceresidir. Göz ile yapılan her türlü muamelat kalbe birebir etki eder. Ziya gibi büyük bir günaha kapı aralar.

Kutsi bir hadiste ise harama bakışın şeytanın oklarından zehirli bir ok olduğu, kişinin bundan sakınması durumunda Cenab-ı Hakk’ın o kişiye bu hareketinden dolayı imanının tadını kalbinin derinliklerinde hissettireceği ifade ediliyor. (3)

Diğer bir hadis ise “Hiç şüphe yok ki, Allah Âdemoğluna zinadan nasibini yazmıştır. Buna kesinlikle erişecektir. (Yani kaçış yoktur. Binaenaleyh) gözlerin zinası bakmak, dilin zinası da konuşmaktır. Nefis temenni eder ve şehvetlenir. Ferc (avret mahalli) de ya bunu tasdik eder ve (yahut da) yalanlar.” (4)

Bu hadisin başka bir rivayetinde ise Peygamber Efendimiz(sav) şöyle buyuruyor: “Eller de zina eder, onların zinası tutmaktır. Ayaklar da zina eder, onların zinası yürümektir. Ağız da zina eder, onların zinası da öpmektir. Kulaklar da zina eder, onların zinası da dinlemektir.” (5)

Ramazan ayında mükâfatların ziyadeliği göz önünde bulundurularak, Hz. Yusuf(as) gibi iffet abidesi olmanın yolunun zinaya yaklaşmamak(göz zinası yapmamak) ile mümkün olacağı akıldan çıkarılmamalıdır. Allah’ın(cc) sanatlı bir şekilde yarattığı mahlûkatları görmekle vazifedar gözlerin, necis bakışlarla kirletilmemesine gayret edilmelidir.

Yemek İsrafı

“… Yiyin, için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (6)

İslam âlimleri israfı tanımlarlarken, en kısa ve sade bir tanımlama kullanmışlar ve “İhtiyaçtan fazlası israftır” demişlerdir. Ölçüsüz kullanım olarak da tanımlayabileceğimiz israf, bugün inanılmaz boyutlara ulaşmış vaziyettedir.

Peygamber Efendimiz(sav) bir hadislerinde şöyle buyurmuşlardır: “ Canının çektiği ve arzu ettiğin her şeyi yemen, şüphesiz israftır!” (7)

Müslüman davetçiler, hayatlarının her alanında ölçüyü muhafaza etmelidirler. İfrat ve tefrite kaçmadan vasat bir çizgi üzerinde istikamet tutturabilmelidirler. Bu istikamet, hayatın her alanını kapsamalıdır. Yeme-içme, giyim-kuşam gibi hususlarda bu istikamet doğrultusunda olmalıdır.

Allah’ın(cc) kendisine bahşettiği nimetlerin kıymetini bilmeli, israftan sakınmalıdır. Müslüman’ın nimetlere karşı tavrı, iktisatlı bir şekilde olmalıdır. Bediüzzaman Said-i Nursi bu konu ile ilgili şöyle demektedir:

“Hâlık-ı Rahîm, nev-i beşere verdiği nimetlerin mukabilinde şükür istiyor. İsraf ise şükre zıttır, nimete karşı hasâretli bir istihfaftır. İktisat ise, nimete karşı ticaretli bir ihtiramdır.

Evet, iktisat hem bir şükr-ü mânevî, hem nimetlerdeki rahmet-i İlâhiyeye karşı bir hürmet, hem katî bir surette sebeb-i bereket, hem bedene perhiz gibi bir medar-ı sıhhat, hem mânevî dilencilik zilletinden kurtaracak bir sebeb-i izzet, hem nimet içindeki lezzeti hissetmesine ve zâhiren lezzetsiz görünen nimetlerdeki lezzeti tatmasına kuvvetli bir sebeptir. İsraf ise, mezkûr hikmetlere muhalif olduğundan, vahîm neticeleri vardır.”(8)

Özellikle iftar sofralarında israftan kaçınılmalı, ihtiyaçtan fazlası tüketilmemelidir. Eş, dost, akrabalar yemeğe çağırıldığında israfa girecek derecede hazırlık yapılmamalı, herkes verebileceği kadar hazırlık yapmalıdır. Bir lokma ekmeğe muhtaç kardeşlerimiz göz önünde bulundurularak harcamalar yapmalıyız, taşıyamayacağımız yüklerin altına girmemeliyiz.

 

Kalp kırma

“İnsanlara yumuşak davranman da Allah’ın merhametinin eseridir.  Eğer katı yürekli, kaba biri olsaydın, insanlar senin etrafından dağılıverirlerdi. Öyleyse onların kusurlarını affet, onlar için mağfiret dile ve işleri onlarla müşavere et! Bir kere de azmettin mi, yalnız Allah’a tevekkül et! Allah muhakkak ki Kendisine dayanıp güvenenleri sever.”(9)

Allah(cc) kullarına karşı yumuşak davranmayı emretmiş, merhamet ile muamele edilmesi gerektiğini yukarıdaki ayette belirtmiştir. Aksi takdirde insanların etrafımızdan dağılıp gidecekleri uyarısını yapmıştır.

Bu hususa gösterilmesi gereken önemi Peygamber Efendimizin(sav) siretinden açıkça anlayabiliyoruz. Peygamber Efendimiz(sav), yirmi üç yıllık nübüvveti boyunca şahsına yapılan hakaretleri sineye çekmiş, İslam’a ve O’nun kutsallarına yapılan hakaretlere ise tahammül göstermeyip gerekeni yapmıştır.

Ramazan ayında oruçlu olmanın verdiği açlık nedeniyle birçoğumuz sinirlerimize hâkim olmayabiliyoruz. Bize karşı yapılan en ufak bir hatada kırıcı olabiliyor, muhatabımızı üzebiliyoruz. Kalp kırmamaya özen göstererek ve mükâfatını Allah’tan(cc) bekleyerek hareket ettiğimiz takdirde inşaAllah, güzel neticelerle karşılaşmamız mukadderdir.

“İyilikle kötülük bir olmaz. Sen (kötülüğü) en güzel olan bir tarzda sav. O zaman (görürsün ki) seninle arasında düşmanlık olan adeta sıcak bir dost olmuştur.” (10)

Bize karşı kötü muamelede bulunanlara karşı, ayetin istediği minvalde “en güzel şekilde savma” yolunu tercih edelim. Kalp kırmanın, Kâbe’yi yıkmaktan daha tehlikeli olduğu yönünde hadislerin olduğunu unutmadan hareket etmeye gayret gösterelim.

Bir hadis rivayetine göre, Peygamberimiz (sav) Kâbe’ye bakarken şeyle demiştir:

“Kuşkusuz Allah seni çok şerefli, çok mükerrem/ hürmetli, çok azametli kılmıştır; fakat mümin senden daha hürmetli/daha saygı değerdir.”(11). 

Fazla uyumak

Ramazan ayı içerisinde yapılmaması gerekenlerin bir diğeri ise, günün büyük bir bölümünün uyku ile geçirilmesidir. Gereğinden fazla uyumak hem fiziki hastalıklara kapı açacaktır hem de oruçtan elde edilecek sevabı azaltacaktır.

Deylemi de geçen bir hadise göre Peygamber Efendimiz(sav) şöyle buyurmuşlardır: “Ümmetim için en çok korktuğum şey, göbek büyüklüğü, uykuya devam, tembellik ve iman zayıflığıdır.”

 
  1. Tirmizi
  2. (Nur, 30-31)
  3. (Münzirî, et-Tergib ve’t-Terhib, III, 63)
  4. Buhari, İstizan 12
  5. Müslim, Kader 21
  6. A’raf, 31
  7. İbn-i Mâce, Et‘ime, 51
  8. İktisat Risalesi, Birinci Nükte
  9. Al-i İmran, 159

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
CHP'li Çerçioğlu'ndan Türk lirasına destek.
Türkiye
Şırnak'ta terör mağduru ailelere destek
Dünya
Haşdi Şabi, PKK’ya tanksavar ve uçaksavar verdi!.

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu