Bülbülü Öldüremediniz!

Bülbülü Öldüremediniz!


Tamam biz ekonomideki yaptıklarımızla övünmekten vazgeçeceğiz de, siz de insanlık barajını geçin de bir saatte bizi ne hale soktuğunuzu görün.

Tamam, sandıktan babamız çıksa yeriz. Tamam, millet neyi işaret ederse ellerimizi göğsümüze vurup başlarımızı önümüze eğeriz. Tamam, biz üzerimize düşeni yaparız da bülbülü öldüremeyenleri ne yapacağız?

Bülbülü öldüremeyenler ne yapacaklar?
Onca desteğinizle geçilen barajın ardından yapılan ilk açıklamada ‘’… yani sol’un ortak zaferidir’’ dendiğinde, Müslüman Kürtler olarak ‘’ya bizim zaferimiz?’’ dediniz mi? Sizler onca emeği oy’unuzun tersiyle iterken zaferi sol kesimlere armağan ettiklerinde gururunuz incindi mi?

Tamam bizler aşırı dinciliğimizi sorgulayacağız da, sizler de dini değerlerinizi kimlerin tekeline bıraktığınızı biraz sorgulayın.

Daha düne kadar ortalığı tarumar edip iktidarın (içiniz serinlesin biraz: eski iktidarın) İsrail ile kardeş, İngilizler ile saman altından su yürüten, Almanya’yla kadeh tokuşturanlar olduğunu bağırıp çağıranlar (içim serinlesin biraz: boğazlarını yırtanlar) o bahsettikleri ülkelere ‘’zafer’’ manşetleri attırdılar. İsrail, dün geceki seçimleri an be an aktarıp sonuçlar için ‘’Erdoğan gitti, artık daha güçlüyüz’’ yorumunda bulundu. Zaferinizi kutlarken başınızı biraz kaldırıp dışarıdan yapılan yorumlara da bakın isterseniz. Onlara her fırsatta parmak sallayanlar mı kaybetti, yoksa bizleri ihanetle suçlayan sizler mi kaybettiniz?

Tamam biz üzerimize düşeni yapacağız da, siz de birazcık yüzünüz varsa utanıp sıkılın.

Kendilerini tığ-ı teber şâh-ı merdan yiğitlermiş gibi gösterenler, her fırsatta ‘’cici çocuk’’ moduna girenler, arlanmadan baştakilerin Almanya ile evcilik oynadığını söyleyenler dün gece Almanlara zafer çığlıkları attırdılar. Alman ZDF kanalında seçim sonuçları bayram sevinci gibi karşılandı, ‘’başkanlık sisteminin zora girdiği’’ algısı coşkuyla kutlandı. Aynı Almanya’da ‘’3 kat domuz pastırmalı sandviç’’ yiyen eşbaşkanın Almanları sevindirmesine şaşırmazsınız siz, çünkü barajı geçtiniz.

Tamam biz öz muhasebemizi yapacağız da, siz de birazcık vicdan varsa üç maymunu oynamayın.

Türkiye’de onlarca bakanlık ve kurum varken yalnızca Diyanet’e kafayı takmış olanların ardından gitmedik diye her defasında ‘’kanını satmış’’ diyenlerin niyetlerinde kimlerin rızası var, merak ediyorum. Doğu’da kan kusturanların (isim isim verebilirim), köyleri namlularla susturanların (Gaziantep’teki isimlerini verebileceğim köyler), çoklu oy pusulalarıyla pişkince poz verenlerin (dünkü seçimlerde yakalanan kişi), merdiven altlarında onlarca pusulaya imece usulü damga vuranların (Mardin-Nusaybin’de), sandık müşahitlerini telefonla tehdit edenlerin (Van’da), daha seçim başlar başlamaz ‘’oylar çalınıyor’’ gevezeliği yapıp sonuçlar istedikleri gibi gidince her nedense çıt çıkarmayanların rızasını mı diliyorlar yoksa Allah’ın mı? Burada iki şeyi bağlayıp kısa kesmekte fayda var:

1- Adıyaman mitinginde ‘’Eyyy Diyanet!’’ diye seslenip ‘’Müslüman birisine kâfir diyenin günahı nedir?’’ diye seslenen kişi keşke müftü olan milletvekili adayına da şunu sorsaydı: ‘’Eyyy müftü can, Allah’ın Kur’an’da bahsettiği Lut Kavmi ne mesajı veriyor? Eşcinsel evlilikleri toplumda serbest kılacağım, Allah’ın rızası var mıdır?’’ 

2- Türkiye’de şimdiye dek 62 hükümet kuruldu. 58. Hükümetten itibaren Kürt haklarına eğilim gösterildi, Kürtlerin (ve diğer azınlıkların) başları en çok 58-62. hükümetlerde dik tutuldu. Anlayacağınız, ‘’Seni başkan yaptırmayacağız’’ dediğiniz kişinin olduğu dönemlerde oldu bunlar. Dilimizi konuşabildik, kaale alındık, fikirlere kurşun işlemez deyip düz ovalara indirildik, açılımlar yaptık, yatırımlar aldık; yani, 57 hükümetin yapamadığını yaptılar bizlere. Zehirlenen, asılan, darbeyle indirilenlerin akıbetlerini göze alıp bizler için yeniden sahaya indiler. Bunlara vefasızlık etmedik diye mi kanımız satılık? Varsın satılsın. Kâbe’sini değiştirenin, Kudüs için şehit düşenleri incitip ‘’Kudüs Yahudilerindir’’ diyenlerin, Allah’a düşman her örgütle çıkarı için birleşenin, namazla dalga geçenleri savunanların, ‘’yaşamın yaratıcısı’’ olaran kadını gösterip Allah’ı devre dışı bırakacak algıya müsaade edenlerin ardından gitmeyeceğiz diye devşirme oluyorsak, bu gururu bizlere yaşatıyorsunuz diye teşekkür ederiz.

Tamam biz hesabı ancak Allah’a vereceğiz de, siz de hesabı kime verdiğinizi birazcık düşünün.

Yahudiler sizleri destekledi, bizden nefret ettiler.
İngilizler sizleri alkışladılar, bizleri beğenmediler.


Almanlar sizlere manşet manşet övgüler dizdiler, bizlere bakıp oh çektiler.
Abd sizlere ‘’en güvenilir dostumuz’’ dedi, bizlere bıyık altından güldü.
Gülen Örgütü sizler için kapı kapı oy topladı, bizleri bitirmek için dua seansları yaptı.
Cia ve Mossad sizler için istihbaratlar topladı, bizleri darbe’lemek için vakit kolladı.
Sol grupların tümü sizleri ‘’Büyük İnsanlık’’ temsilcileri saydı, bizlere sokakları geçilmez kıldılar.
Doğan Grubu sizlere saz çaldırdı, bizlere manşet manşetdikdatör dedirtti.
Gezici ünlüler sizlerden medet umdu, bizlere gayrimeşru darbeler dilediler.

Tamam biz kendimize çeki düzen vereceğiz de, siz de attığınız çamurların izlerini silmeye gayret edin.

Düne kadar birbirinizi yediğiniz Kemalistlerle, sizlere ve dolayısıyla bizlere dağdan inmeler, ‘’kekolar’’ diyenlerle, eli kanlı olduğumuzu ve insanlıktan payımızı almadığımızı söyleyenlerle bugün kol kola oldunuz. Hâlâ gazetelerinde ‘’Türkiye Türklerindir’’ yazısını indirmeyenlerin kanallarında masum çocuğu oynayıp, maşallah, bir de saz çaldınız. 

Daha düne kadar ülkülerinden taviz vermeyenlerle, ‘’en iyi Kürt, ölü Kürt’tür’’ diyenlerle bugün yanak yanağasınız. Ellerine fırsat geçse Kürtlüğümüzü boğazımıza dizeceklere ‘’dur’’ diyenlere değil, sırf sulh için Oslo’da bizlerle masaya oturan devletle değil o devlet bizimle oturdu diye vatan haini diyenlerle omuz omuza zılgıtlar atıyorsunuz. Oslo’da bizi kaale alan devlete darbeye teşebbüs edenlere bizleri de savunan bir karşı duruşla ‘’Gücünüz yetiyorsa gelin beni alın!’’ diyen adamla değil, bizlerle aynı havayı solumaktan tiksinenlerle bugün zaferi kutluyorsunuz.

Tamam biz sürecin aksamasındaki kabahatimizi irdeleyeceğiz de, siz de birazcık gurur varsa neyi heba ettiğinizi görün.

Siyasi kurnazlıkta elinize su dökemez kimse. Batıda saz çaldınız, Doğu’da namlularla dürttünüz, orta kesimlerde icabında eşcinsel aday çıkarttınız. Normal şartlarda eşcinsel bir adayın aranızda barınması ‘’namus’’ meselesiyken birden bire insanlık abidesi kesildiniz. Doğuda posterlerini indirmediğiniz lideri, İzmir’de toz duman ettiniz de aranızdan kimse çıkıp ‘’Bu olmadı’’ diyemedi. Çünkü barajı geçeceksiniz ya, gerisi teferruattı. Bukalemun olacak, her coğrafyaya göre aday, her nabza göre şerbet vereceksiniz fakat Cumhurbaşkanı Diyarbakır’da ‘’Kürt kardeşlerim’’, Erzurum’da ‘’Yoldaşlarım’’ diye söze başlayınca ‘’riyakârlıkla’’ suçlayacaksınız. Seçimlere günler kala en kritik yerlerden Adana ve Mersin’de başkanlıklarınız bombalanacak, suçu önceden planladığınız gibi en güçlü rakibinize atacaksınız fakat faili ortaya çıkıp sizden birisi olduğu saptanınca pişkince teşekkür edip onları ‘’kardeş’’ ilan edeceksiniz. Yetmeyecek, aylar önce ‘’trafo’’ algısıyla mizah konusu oluşturacak, Diyarbakır’da mitingten önce ‘’katil Erdoğan’’ sloganlarıyla pişirecek, ‘’trafo’’ dibinde bomba patlatacak ve eşbaşkanı hemen ardından canlı yayına bağlayıp trafo üzerinden hedefi gösterteceksiniz, olaydan sekiz dakika sonra örgütünüz ‘’bombadır’’ diyerek müneccim gibi kaynağı söyleyecek fakat aranızdan hiç kimse çıkıp da ‘’Ulan bu işte bir terslik var!’’ demeyecek. Amma fiyakalı senaryo!

Tamam bizlere attığınız çamuru temizlemeye çalışacağız da, siz de yemeyin bizi be kardeşim.

Nihayet dilediğiniz oldu, kardeşlerinizle (CiaMossadBndYahudilerDoğanmedyaGülenörgütüDhkp-cPkkMhpChpTheGuardianNyTimesİsrailAlmanyaFransaAbdSisiEsad …) birlikte barajı geçtiniz. Ancak kusura bakmayın da, sabah uyandığınızda ayık kafayla düşünürken ‘’şimdi ne halt edeceğiz?’’ diye de bir güzel sordunuz. Dert değil, tabanınızın hiçbir şeyden haberi yok. Onlara ‘’devrim, azadî, zafer’’ gibi kelimeleri zerk edince kendilerinden geçerler, perde arkasında ne olup bittiği umurlarında olmaz. Ancak siz, barajı geçerken hükümetin olmayacağı ihtimalini düşünmediniz. Niyetiniz, iktidar olacak fakat biz de barajı geçeceğiz iken şimdi üç kardeş (Chp-Mhp-Hdp) ortada kalmış, ne olacağını kara kara düşünüyorsunuz. Esasen önünüzü bile göremediğiniz için sonraki adımları hesap edememiş, yeter ki barajı geçelim diye birleşmiştiniz ancak şimdi dürttüğünüz namlulardan korkanların, davasını bırakanların, niyetlerinin Allah rızası olduğunu unutup tehditlere kapılanların verdiği ve bazılarının da ‘’bir oy vermezsem ne olur ki’’ deyip vermedikleri oylarla geçtiğiniz barajla hükümetsiz kaldınız. Sayenizde 13 yıl sonra faiz oranları ilk defa çift haneye yükseldi, dolar bir kuruş yükselirken topa tuttuğunuz hükümetin olmadığı ilk üç saat içinde dolar 2.81’e kadar çıktı, Merkez Bankası’nın müdahalesiyle 2.7550’de durdu. Euro 3 tl’yi gördü.

Tamam biz ekonomideki yaptıklarımızla övünmekten vazgeçeceğiz de, siz de insanlık barajını geçin de bir saatte bizi ne hale soktuğunuzu görün.

Dilediğiniz yerde, dilemediğiniz kimselerle baş başasınız şimdi. Sizlerden taraf olan, şımarıklıklarınızı çözüm için görmezden gelen, bir emirle 5o kişiyi öldüren 6-7 Ekim rezaletinize ancak dur diyen, buna rağmen taleplerinize onay verenlerle değil de tüm bunları yaptı diye, sizleri savundu diye türlü hakaretler edenlerle birliktesiniz. Dilerseniz koalisyonunuzu kurar, vadettiklerinizi halka vermek zorunda olduğunuzu unutmadan vazifenize başlarsınız, biz sizleri muhalefet protokolünden izleriz. Ne yapıp edin, önce ekonomiyi düzeltin tekrar. Ne yapıp edin, mazotu 1 tl’ye verin, ne yapıp edin 2.000 tl asgari ücreti verin, ne yapıp edin o vadettiklerinizi yerine getirin. Her ile üniversiteleri, kaldırılan harçları, artan kişi başı milli geliri, kapatılan borçları, üretilen yerli tankları/tüfekleri/yerli otomobilleri/denizaltıları/helikopterleri/uçakları beğenmiyorsanız buyurun daha iyisini verin. Vermek zorundasınız. Hani hep diyordunuz ya ‘’Devlet değil mi, verecek tabi!’’ Hah, devlet olmayacak mısınız, vereceksiniz tabi!

3. Havalimanına Almanlar karşı çıkarken sizler de karşı çıktınız, şimdi daha iyisini yapın bakalım. 
3. Köprü’ye İngilizler ateş püskürürken sizler de destek verdiniz. Şimdi daha iyisini yapın bakalım.


Thy dünyaya kök söktürürken Almanlar durmadan karaladılar, sizler de destek verdiniz ve ilk mitinginizi Berlin’de yaptınız. Şimdi daha iyi bir projeyle gelin de görelim. Hastaneler yapıldı, doktorları dövdünüz. Şimdi giderek gerilemeyi durdurun da görelim. Kürtler için bir çöp bile bir araya getirmediniz, Kürtler için havaalanı yapanların şantiyelerini yerle bir edip çalışanları öldürdünüz. Şimdi Kürtleri siz savunun bakalım nasıl yapacaksınız. Masaya oturanları diktatör ilan ettiniz, şimdi Mhp ile çözüme gidin bakalım nasıl gideceksiniz. İmralı’yı can kulağıyla dinleyenleri karaladınız, şimdi ‘’İmralı canisi’’ sözünün mimarlarıyla oturun bakalım nerede oturacaksınız.

Tamam biz hükümeti size bırakacağız da, siz de biraz kadir bilin olur mu?

Gel gelelim davasını terk edenlere… Van’a… 

Sırf kan çıkmasın diye vermediğiniz oylar, şahsi ekonomik kayıplarınızı bağladığınız için değiştirdiğiniz taraftan dolayı bugün sizlere en büyük yatırımı yapanları devre dışı bıraktınız. Depremde ‘’Van 4 yıl boyunca toparlanamaz artık’’ deyip sevinenlere inat bir senede konutsuz aile bırakmayan, depremin ilk saatlerinden itibaren eksiksiz olarak yardıma koşanları devre dışı bıraktınız. Sizlere yollar, köprüler, hastaneler, okullar, istihdam alanları, özgüven, sosyal refah verenleri değil de, sizi savunduğunu söyleyip alnınıza silah dayayanları tercih ettiniz. Utanmadan, sıkılmadan ‘’Devlet değil mi, yapacak tabi!’’ dediniz de yapılanlara son iki seçimdir bir kere olsun karşılık vermediniz. Tercihiniz kimden yana olursa sizi bağlar, saygı duymak gerektiğini yine bu iktidardan öğrendik. Ancak sizler durmadan bu vefasızlığı ‘’Devlet yaptı diye onu mu seçeceğiz?’’ diye taçlandırırken şu soruyu sormadan edemeyeceğim: ‘’Resulullah’ın emriyle köleliğinden azad edilen Bilalî Habeşi, o Peygamberdir tabiki beni kurtaracak, mı dedi yoksa bu yapılan iyiliğin bedelini onun davasına sarılarak mı ödedi?’’

Evet, devlet yapmak zorunda, ancak onca hizmetin karşılığını da tercih edilerek almak da zorunda. Şimdi başınıza getirdiğiniz ‘’bizimkiler’’, tıpkı milyon dolarlık projeleri silah zoruyla iptal ettirdikleri gibi, bakalım sizlere hangi hizmetleri sunacaklar. Dört gözle bekliyoruz.

Evvelce yaşadığımız topraklara gelmeyi utanç sayan başbakanlar varken, bizlere verilecek bir kuruşu çok görenler varken, bizler konuşurken utanıp sıkılan hükümetler varken, sırf haklarımızı savunmak adına dağlara akın edildiğinde kurşunlarını üzerimize boşaltırlarken, köylerimizi başıboş sebeplerle yakarlarken, Ahmet Kaya’mızı buralardan kovarlarken, ŞıwanPerwer’imizi bezdirirlerken, Şeyh Said’imizi idam ettirirlerken, Said Nursi’mizi zindanlarda çürütürlerken, asimile olalım diye büstlerle/marşlarla/şiirlerle/and’larla dört bir yanımızı donatmışlarken o hükümetlere yapmadığımız zulmü; şimdi en az geldiği Kürt toprağına üç defa gelenlere, bizlerin dilini devlet kanalıyla tüm dünyaya mutlulukla dinletenlere, yatırım hacmini milyon dolarlara çıkartanlara, kurşunları durdurup bizleri masaya davet edenlere, bizlere dil uzatıldığında ‘’Gücünüz yetiyorsa gelin beni alın!’’ diyenlere, Ahmet Kaya’mızın bizzat cezaevine gözyaşıyla uğurladığı adama, Şıwan’ımızı davet edip Amed’te barış naraları attıranlara, Şeyh Saidi’mize idamı layık görenlere her fırsatta kükreyenlere, Said Nursi’mizi dilinden düşürmeyenlere, asimile olmayalım diye and’ı kaldıranlara, kültürümüzü yaşamamızı isteyenlere yapıyoruz. Tüm zulümlerimizi önceki hükümetlere değil, 58-62. Hükümetlere yapıyoruz.

Tamam bizler yapılanları bir daha gözden geçireceğiz de, siz de vefasızlığınızı utana sıkıla hatırlayın.

Daha çok şey yazılır, daha çok şey söylenir. O adam sizler için baldıran zehirini içtiğini, kefeniyle yola çıktığını, canı pahasına da olsa barışı yapacağını söylerken sizler partinizin ve örgütün dilinden çıkanlarla onu yerle bir ettiniz.

Sizler, başkasının asasıyla yol yürümeyi tercih ettiniz.
Şimdi düşerseniz, sakın ola kabahati başkalarında aramayın. Uluslararası mantığı olmayanlar, iç politikası zayıf olanlar, ne ekonomiden ne de hizmetten anlayanlar elbet bir süre sonra ülkeyi kaosa geri götüreceklerdir. O vakit de tıpkı Arınç’ın dediği gibi ‘’Yetiş ey Akp!’’ dendiği vakit yetişiriz. Sakın ola, o gün göz göze geldiğimizde vicdanlarınızı avuçlarınızdan indirmeyin. Sizinkiler sizleri ne kadar kıymetli görüyormuş, görelim.

Bizlerin Müslümanlığına, dolayısıyla Allah’a karşı saygısı olmayanlara verdiğiniz oylardan dolayı bugün dinimizi dünyaya galip getirmek için didinenleri hem içimizdeki Müslümanlara hem de Suriye’deki, Filistin’deki, Irak’taki, Gazze’deki, Bosna’daki, Mısır’daki, Katar’daki, Suudi Arabistan’daki, Azerbaycan’daki, Myanmar’daki, Bruma’daki, Çin’deki, Lübnan’daki, Yemen’deki ve diğer sayamadığım tüm ülkelerdeki Müslümanlara karşı utandırdınız.

Baraj aşkınız yüzünden İslamın bilek büken gücünü Siyonizmin sevinciyle, Almanların manşetleriyle, İsrail’in sevinciyle değiştirdiniz. 

Mavi Marmara’ya karşı duran adamları pasif kılıp onlara şehit demeyen, haksız bulan Fetullah Gülen’i aktif kıldınız. ‘’One Minute’’ derken Müslümanlara güven getiren adama vefasızlık yaptınız da Filistinli mazlumların katili İsrail’i tekrar buralara davet ettiniz. Kaçacak delik arayan Suriyelilerin ilk sığınağı olan biz kardeşlerinin liderini bıraktınız da onları yurtlarına geri gönderecek olanları başa getirdiniz. Bizleri ‘’Şimdi bizim durumumuz ne olacak?’’ diyen Suriyeli kardeşlerimize karşı mahcup ettiniz. Allah’ın yolunu yol, kitabını kanun, Resulünün sünnetini hedef yapacaklarını söyleyen Mursi’nin ‘’kardeşim’’ dediği adamı istemediniz de Mursi’ye idam kararı vermek için gün sayan adamla fotoğraflar çektirenleri istediniz.

Tamam bizler eksiklerimizi göreceğiz de, siz de Allah’ın rızasını nasıl terk ettiğinizi görün.

Son olarak, şu çılgınlar gibi kutladığınız ‘’zafer’’ tam olarak neyin zaferi oluyor bizlere de anlatır mısınız? En güçsüz, ihanete en açık şekilde uğradığı seçimde bile kaburga kemiğini halkın yüzde 41’ini oluşturan ve 13. seçimde de birincilikle çıkan; hâlâ dünyanın tüm mazlumlarının ilk sığınağı olan partinin kaybettiğini de nereden çıkarıyorsunuz? Bu tuhaflığınız da nereden? Seçim sonucu değerlendirilir, eksikler, kusurlar konuşulur, tövbeler edilip yola devam edilir. Davası parti olanlar kaybederler de, davası Allah rızası olanlar kendilerine çeki düzen verip devam ederler. Nedir bu zafer sarhoşluğunuz? Sizler asıl kaybedenlersiniz ki cepleriniz dolunca, kudretiniz dünyaya yayılınca, dilinizle birlikte dininizi de yaşayınca, tüm renkler ilk defa kucaklanınca rahatlık battı da gevşediniz. Kaybedenler esas sizsiniz. Elinizde birbirinizin kanları varken dost kesildiniz, yetmedi dininizin düşmanlarıyla da iş birliği yaptınız. Esas kaybedenler sizsiniz, aklınızı başınıza devşirin. Biz, Allah’ın rızasını gözetenlerin arkasında olmaya devam ediyoruz. Onlar ne zamanki ahdi bozarlar, ne zamanki davalarını satarlarsa o zaman davayı sahiplenecek yeni kimselerle yola devam ederiz. Kaybetmedik, sadece milletin eliyle kendimize geldik. Bedir’de galibiyet sarhoşu yaşayan Müslümanlar Uhud’ta yenilmediler, sözlerini tutmayan okçulardan dolayı sendelediler ancak Hendek’te yükseliş devam etti. Şimdi okçular yüzünden, davayı korkarak satanlar, kişisel kayıplarını davadan bilenler, kan akmasın diye susanlar, hizmetten kusur edenler yüzünden sendeledik, ancak Allah nasip ederse Hendek bizleri bekler. Bizler, tek derdi Diyanet’i kaldırmak olanlarla değil, halkların kardeşliği deyip topraklarına başka halkları sokmayanların değil; her toprağa hizmet götürenlerin, ‘’Yaradılanı, Yaradan’dan ötürü seviyoruz’’ diyenlerin ardındayız. İsterseniz yenilgiyi konuşmayalım.

Allah’ın yardımı, mazlumların duası her zaman menfaatlere, ihanetlere ve dine düşmanlığa galebe çalacaktır. O yüzden gururla söylüyorum, ‘’Bülbülü öldüremediniz.’’

Anlayacağınız, ‘’Büyük İnsanlık’’ başkalarının kanları üzerinden yükselecekse, biz almayalım.

Hüseyin Hakan

İlgili Haberler

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Bu Habere 4 Yorum Yapılmış

  • evladı fatih

    09 Haziran 2015 21:31

    Cevap Ver

    eyy Atam görseydin 7 haziranı dermiydin iyilik yap iyilik bul diye yoksa insanı mı kastetmiştin sadece, peki sahibinin mezarından ayrılmayan, sahibi ambulansta yaralı yatarken hastaneye kadar ambulansın peşinden koşan köpekler neyin nesi. sanırım anladım tarih böylesi hayvanları hiç görmemiş eğer görseydi söylemezdin bu sözü bizim atamız boş konuşmaz dı çünkü bu sözün geçerliliğini 7 haziranda yitirdi artık kitaplarda TÜRKİYE AÇIK HAVA TIMARHANESİNE BENZİYOR sözü yer almalı başka nasıl anlatmalı bilemiyorum neyseki geçerliliğini yitirmemiş ve asla yitirmeyecek bir sözün daha var işte o bizim hiçbir zaman kaybetmeyeceğimizi gösteriyor BALIK BİLMEZSE YARATAN BİLİR

  • oguz yiğit

    09 Haziran 2015 15:04

    Cevap Ver

    Depremden sonra yapılanların karşılığı böyle olmamalıydi.ellerine sağlık yazanin

  • hakan

    09 Haziran 2015 12:42

    Cevap Ver

    çok güzel bir yazı. halkımız uyanması gerekirken yahudi medyasının kurbanı oldular. 90 yıllık uykudan uyanmanın son aşamasıydı malesef olmadı. büyük üzüntü içindeyim :(

  • adnan yüce

    09 Haziran 2015 11:56

    Cevap Ver

    Kalemine saglik cok dogru tespitler

Bu Haberler de İlginizi Çekebilir

X
Gündem
Erdoğan'ın çağrısına Rusya Merkez Bankası'ndan yanıt.
Türkiye
Şırnak'ta terör mağduru ailelere destek
Dünya
İran'ın resmi para birimi değişiyor.

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu