Bu ülkede ezan Türkçe okundu!

Bu ülkede ezan Türkçe okundu!


Bundan 83 yıl önce, bir sabah minarelerden ezan sesi Türkçe olarak duyuldu. Milli şef döneminin yansıması olarak başlatılan bu uygulamaya karşı gelenler, bir yönetmelik çıkarılarak kimi para cezasına çarptırıldı, kimi ise ağır ceza mahkemesinde yargılandı!

Bu ülke Arapça tekbir almanın suç olduğu bir dönemden geçti

Ezan “Tanrı  uludur…” diye ilk olarak 29 Ocak 1932’de Fatih Camii’nde okutturuldu . Bu fikri ilk ortaya atan isimlerden biri Ziya Gökalp’ti. Halbuki daha önce Osmanlılık idealini taşıdığı dönemde yazdığı “Ezan” şiirinde, ezanı “Müslümanların birbirleriyle bağ kurmasını sağlayan ortak bir değer” olarak anlatıyordu.

1932'den 1950'ye kadar Türkiye'deki camilerin minarelerinde namaz çağrısı Türkçe yapıldı.  Arapça ezanın yasaklanması, Cumhuriyet'in ilk yıllarında din ve devlet işlerinin ayrılması yolunda atılan 'dinde reform' arasında sayılabilecek adımlardan biriydi.

Bayburt   ilçesi Ulucamii müezzini hasta Olması dolayısıyla 15 Şubat 1938 günü sabah namazına gelen cemaatten mezkur ilçeden Şükrü Yıldız,Arapça ve Türkçe karışık olarak  kamet getirdiğinden dolayı savcılığa şikayette bulunulmuş, Konya’da Kurban Bayram namazında iki kişi duadan sonra Arapça tekbir aldıkları tespit edilip adliyeye sevk edilmiş, ancak herhangi bir cezaya çarptırılmıştır.

Erzurum Vilayeti Hınıs kazasında Ramazanda imamlık yapmış olan Molla Ahmet Arapça sela verdikten sonra kaçmış ve aranmasına başlanmış,  Arapça tekbir almaktan suçlu Şarkîkaraağaç ilçesi inhisarlar takip memuru Hilmi Aydın 3 lira hafif para cezasına çarptırılmıştır.

 Arapça ezan okuma yasağının bazı insanlar tarafından bir suçlama malzemesi olarak kullanıldığı ve yargıya intikal eden olayların da yaşandığı anlaşılmaktadır. 1941 yılında Arapça ezan okuyanlara getirilecek cezaları düzenleyen yasanın görüşülmesi esnasında söz alan, Rasih Kaplan'ın anlattığı bir olay bu iddiaya bir örnek teşkil ediyor: “Antalya'dayım. Savcının yanında müftüyü gördüm. Hayret ettim. Çünkü Millî mücadelede çok çalışmış, karakterli bir arkadaşımızdır. Gittikten sonra hayretle sordum. Savcı dedi ki, birisi imam olmak istemiş, polis kaydında, uyuşturucu madde kullandığı görülmüş. Müftü, (Sen imam olamazsın) demiş. İşte bu adam savcıya bir ihbarname veriyor; ‘Dün öğle namazında camiye gittim, müftü camide idi, müezzin Türkçe kameti getirdikten sonra müftü namaza başlamadı dikkat ettim dudakları kıpırdıyor, Arapça kamet getiriyordu.’ Savcı, bunun üzerine takibata başlamış.”

 1941 yılına kadar Arapça ezan okuyanlara verilecek cezalar konusunda yasal boşluktan dolayı yaşanan belirsizlik sonucu keyfi cezalar uygulanmıştır. Bu konuda Emniyet Genel Müdürlüğü arşivlerinde Arapça ezan-kamet okuma iddiasıyla savcılığa sevk edilen birçok insanın, farklı, farklı cezalara çarptırıldıkları veya hiç ceza almadan beraat ettikleri görülmektedir.

 Arapça ezan yasağına uymayanlara verilecek cezalar Konusundaki yasal boşluktan doğan sorunlar giderek artınca Arapça ezan Okuyanların cezalandırılması için bir yasa çıkarılması gündeme geldi. Refik Saydam hükümetinin TBMM'ye sevk ettiği Türk Ceza Kanunu değişikliği, Arapça ezan okuyanlara üç aya kadar hafif hapis, on liradan iki yüz liraya kadar hafif para cezası öngörüyordu. Kanun değişikliği, 23 Mayıs 1941 günü Meclis'te görüşülmeye başlandı. Arapça ezan ve kamet okumaya devam edenler 1941 yılına kadar "kamu düzenini sağlamaya yönelik emirlere aykırılık" suçundan cezalandırılırlarken, 2 Haziran 1941 tarihinde 4055 sayılı Türk Ceza Kanununun Bazı Maddelerini Değiştiren Kanunla Türk Ceza Kanunu'nun 526'ıncı maddesinin ikinci fıkrasına eklenen "Arapça ezan ve kamet okuyanlar üç aya kadar hafif hapis, on liradan 200 liraya kadar hafif para cezasıyla cezalandırılırlar" hükmünde cezai bir yaptırım getirilerek, yasal bir düzenlemeye gidilmiştir. Buna göre görev dışı dâhil herhangi bir yerde, Arapça ezan okuyanlar da cezalandırılacaktı.

Kemalist zihniyetin ülkeye dayattığı bu zulüm çok partili sisteme geçildiği dönemde, Menderes ve arkadaşları tarafından kaldırıldı.

Ezanın yeniden Arapça okunmaya başlanması, kendisini devletin sahibi gören güçler arasında Atatürk devrimlerine vurulan bir darbe olarak algılandı, Menderes'in idam gerekçeleri arasına kondu. "Türkçe ezan", 1960 darbesinden sonra Milli Birlik Komitesi tarafından tekrar gündeme getirildi. 12 Mart 1971 muhtırasından on sekiz gün sonra senatoya bu yönde bir önerge verildi, ancak önerge reddedildi. Darbeci güçler 29 Şubat'ta da Türkçe ezanın kapısını aralamaya çalıştılar, ancak 1000 yıl süreceği söylenen süreç birkaç yıl sonra on binlerce kişinin katıldığı gösterilerle tarihin çöplüğüne gönderilince, hevesleri kursaklarında kaldı.

Sonuç olarak Ezan-ı Muhammedî, İslâm’ın en büyük güzelliklerinden biridir. Bununla müezzin, bütün âleme karşı Allah Teâlâ’nın varlığını, birliğini, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hak peygamber olduğunu ilan eder. Bütün insanları ebedi kurtuluşa ve saadete/mutluluğa çağırır. Bu çağrı, nerede olursa olsun veya hangi dili konuşursa konuşsun bütün Müslümanlar için aynı mesajı taşımaktadır.

Milli şairimiz ne de güzel söylemiş:

“Şu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli

Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.”

Medine Gülbe / Haber Seyret

Özel Haber

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Erdoğan'ın çağrısına Rusya Merkez Bankası'ndan yanıt.
Türkiye
Şırnak'ta terör mağduru ailelere destek
Dünya
İran'ın resmi para birimi değişiyor.

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu