Ak Parti döneminde 'kürt sorunu'nun çözümü

Ak Parti döneminde 'kürt sorunu'nun çözümü


AK Parti Hükümetleri döneminde Kürt sorununun çözümü için üç hamle yapıldı. Hükümet’in temel olarak 2009 yılından bu yana yaptıkları, üretilen çözümleri, izlenen yolları, kriz anlarını, atılan ve atılmayan adımları...

Kürt sorununun çözümü için atılan adımlar

AK Parti Hükümetleri döneminde Kürt sorununun çözümü için üç hamle yapıldı. Hükümet’in temel olarak 2009 yılından bu yana yaptıkları, üretilen çözümleri, izlenen yolları, kriz anlarını, atılan ve atılmayan adımları...

AL Jazeera'den Gonca Şenay'ın haberi şöyle;

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Kürt sorunuyla bağlantılı ilgili ilk icraatı, iktidara geldiği 18 Kasım 2002 tarihinden 12 gün sonra, 30 Kasım'da oldu. Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Güneydoğu'da yıllardır uygulanan Olağanüstü Hal'i (OHAL) kaldırdı. Aslında OHAL'in 30 Kasım'da kaldırılması kararını bir önceki koalisyon hükümeti almıştı. AKP hükümeti bu kararı uygulamaya soktu.

 Erdoğan'ın Diyarbakır konuşması

Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının üçüncü yılıydı. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın daha önceki iktidarlara göre Kürt sorununa farklı bir bakışı olduğu biliniyordu. Bunu da tarihe geçen bir konuşmayla 2005 yılında Diyarbakır'da gösterdi.

Diyarbakır'da konuşan Erdoğan, “Kürt sorunu benim de sorunumdur” dedi. Bu sözlerin ardından sorunun çözümüne yönelik Hükümet'in hangi adımları atacağı merakla beklendi. Ancak araya Türkiye'nin başka gerçekleri girdi, bunların en başında 2007 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin verdiği “e-muhtıra” ve sonrasında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimleri yer alıyordu.
AK Parti iktidarının Kürt sorununun çözümüne yönelik ilk somut adımlarının geldiği tarih 2009 yılının başı oldu. Yılın ilk günlerinde Devlet Televizyonu'nun Kürtçe kanalı TRT ŞEŞ açıldı. “Demokratik Açılım” diye başlayan daha sonra “Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi” olarak adı değiştirilen Kürt sorununa çözüm arayışı konusunda somut adımlar da 2009 yılında atıldı.

Habur travması

PKK'lıların Habur'dan girişi ilk sürecin sonunu getirdi.
 
İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın koordinatörlüğünde yürüyen projenin önemli adımlarından biri cezaevlerinde Kürtçe konuşma yasağının kaldırılması oldu. İlk büyük adım ise PKK'nın Kandil ve Mahmur kamplarından 34 kişinin Habur sınır kapısından Türkiye'ye girişi oldu. Bu ilk büyük adım aynı zamanda “Açılım”ın sonunu da getirdi. Sınır kapısından Diyarbakır'a kadar uzanan yoldaki coşkulu kutlamalar hem siyasette hem de Türkiye'nin batı illerinde tepkiyle karşılandı. 2009 yılının sonuna gelindiğinde Kürt siyasi hareketinin Meclis'teki temsilcisi Demokratik Toplum Partisi kapatıldı, rüzgar tersine döndü

Oslo krizi

Hükümet'in soruna çözüm arayışları son bulmadı. Hükümet ikinci adımı kapalı kapılar ardında yürüttü. PKK yöneticileri ile Türk istihbaratı arasında görüşmeler yapıldı. “Üçüncü göz” gözlemciliğinde yapılan bu görüşmeler, kamuoyuna hiç yansımadı. Ancak bu sürecin sekteye uğraması da uzun sürmedi. 14 Temmuz 2011 günü kaçırılan kamu görevlilerini aramak için operasyona çıkan askerler Diyarbakır Silvan'da saldırıya uğradı. 13 asker şehit oldu. Bu, ikinci çözüm arayışının da sonunu getirdi. O saldırıyla nasıl bir sürecin sona erdiğinin anlaşılması ise birkaç ay sonra oldu. Aynı yılın Eylül ayında istihbarat yetkilileri ile PKK'lıların üçüncü bir ülkenin gözlemciliğinde yaptığı görüşmelerin ses kaydı internete düştü. Taraflar arasında “Kim sızdırdı? Kim provoke etti?” tartışmaları sürerken ikinci süreç de rafa kaldırılmış oldu.

Üçüncü adım çözüm süreci

Hükümet üçüncü girişimini bu defa çok farklı bir yöntemle 2012 yılı sonu, 2013 yılının başında başlattı. Bu yeni süreç başlamadan önce atılan bir adım da Kürt cephesi açısından anlamlıydı. Uzun süre boyunca anadilde eğitim talebiyle eylemler yapan Kürt cephesine Hükümet, Kürtçeyi ortaokullarda seçmeli ders yaparak yanıt verdi. Ancak bu dönemde siyaset cephesi gergindi. 2012 yılının son günlerinde meydanlarda dokunulmazlıkların kaldırılmasından idam cezasının geri getirilmesine kadar çok sert tonlu bir tartışma ortamı vardı. Abdullah Öcalan'ın cezaevinde avukatları ile görüştürülmemesini protesto eden tutuklu ve hükümlülerin açlık grevleri sürüyordu. Açlık grevleri ölüm orucuna dönüşürken devlet yetkilileri İmralı Cezaevinde Abdullah Öcalan ile görüştü. Öcalan'ın “Bitirin” mesajı cezaevlerine ulaştığında açlık grevleri sona erdi, Kürt sorununun çözümü konusunda ise yeni bir süreç başladı.

Bu üçüncü adım diğerlerine göre bir çok açıdan farklıydı. 1999 yılında yakalanıp Türkiye'ye getirilen ve -zaman zaman kesintiye de uğrasa- sadece avukatları ve ailesiyle görüşmesine izin verilen Abdullah Öcalan BDP-HDP heyetleri ile düzenli görüşmeler yapmaya başladı. Çeşitli  devlet kurumları ve istihbarat yetkilileri de Öcalan ile düzenli görüşüyordu. Ve bu süreç ilk somut meyvesini Nevruz'da, 21 Mart 2013'te verdi.

Öcalan, PKK'ya “Tüm silahlı unsurlarını Türkiye dışına çıkarma çağrısı” yaptı. Bu çağrının ardından PKK da ateşkes kararı aldı. “Çözüm Süreci” olarak anılan bu üçüncü süreç kendi içinde bir dizi kriz atlattı. Tüm bunlara rağmen 2015 yılında Öcalan'ın yine Nevruz'da okunan mektubuyla PKK'ya silah bırakma kararı almak üzere kongre çağrısı yapması noktasına gelindi.

Sürecin ilk günlerinde Paris'te üç PKK'lı kadının öldürülmesi, Gezi olaylarının sürece ilişkin yarattığı soru işaretleri ve ardından somut adım atılmadığı gerekçesiyle PKK'nın geri çekilmeyi durdurduğunu açıklaması, hükümet ile Fethullah Gülen Cemaati arasındaki gerilimin yansımaları, bölgede yapılan  karakollara yönelik yol kapatma eylemleri karşılaşılan krizler arasındaydı.

Kobani krizi

Süreci olumsuz etkileyen en büyük kriz ise IŞİD'in Kobani'ye girişi ile birlikte Türkiye'de yaşananlar oldu. Kobani'den kaçan kadınlar ve çocuklar sınırın hemen öbür tarafındaki Şanlıurfa 

Süreci olumsuz etkileyen en büyük kriz ise IŞİD'in Kobani'ye girişi ile birlikte Türkiye'de yaşananlar oldu. Kobani'den kaçan kadınlar ve çocuklar sınırın hemen öbür tarafındaki Şanlıurfa Suruç'a sığındı. HDP cephesi Hükümet'in Kobani'ye yardım için daha aktif bir politika izlemesi gerektiğini belirtti, IŞİD'e el altından destek verildiğini öne sürdü. Kobani'nin düşme ihtimalinin kuvvetli olduğu yönünde gelen haberler üzerine HDP MYK “Sokaklarda eylem yapma ve alan tutma” çağrısı yaptı.

Bu çağrı üzerine 6-8 Ekim tarihlerinde yapılan gösterilerde ve ortaya çıkan şiddet olaylarında  41 kişi hayatını kaybetti. Yüksekova'da çarşı iznine çıkan iki asker arkadan vuruldu, Bingöl'de Emniyet Müdürü'ne saldırı düzenlendi. Olaylar, Abdullah Öcalan'ın bir geceyarısıHDP'ye gönderdiği mektupla son buldu. Kobani eylemleri sürecin bu tarihe kadar yaşadığı en büyük kırılma noktası oldu.

Hükümet “kamu güvenliği” sağlanmadıkça görüşmelerin yapılmayacağını duyurdu. Heyetlerin yeniden masaya oturması haftalar aldı.

Son ve en önemli kriz ise izleme heyeti tartışmasıyla yaşandı. Hükümet ile HDP heyeti izleme heyeti oluşturulması konusunda hem fikirdi. Ancak heyette hangi isimlerin olacağı ve kaç kişiden oluşacağı konularında uzlaşma aranırken Cumhurbaşkanı Erdoğan, heyeti doğru bulmadığını söyledi. Heyet oluşturulmayınca PKK da Öcalan'ın silah bırakma kararı alınması için çağrı yaptığı kongreyi toplamayacağını duyurdu. Çözüm süreci dondu.

Çözüm sürecinin daha önceki süreçlerden farklı olarak her şeye rağmen iki yıldan uzun bir süredir devam ediyor olmasının altında ise yapılan karşılıklı açıklamalarla altı çizilen kararlılık ve atılan bazı somut adımlar yer alıyor. Bu açıklamalar arasında Öcalan'ın 2013 Nevruz'unda okunan ve “geri çekilme” çağrısı içeren mektubu ilk olması açısından da en önemlisi. Aynı şekilde 2015 Nevruz'unda okunan mektup da önemliydi. Öcalan'ın mektupları dışında özellikle Hükümet'in kararlılığını ortaya koyması açısından en önemli dönemeç ise Dolmabahçe'de Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan'ın HDP heyetiyle birlikte kameraların karşısına geçtiği ortak açıklama oldu. Ancak bu açıklamanın verdiği mesaj, daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın “bu görüntüyü onaylamadığını” söylemesinin ardından kısmen de olsa anlamını yitirdi.

Hükümet'in attığı ve atmadığı adımlar

  • Demokratik açılım sürecinde atılan ilk adım TRT'nin Kürtçe yayın yapan kanalı TRT ŞEŞ'in açılışı oldu. Kanal 2 Ocak 2009'da düzenlenen bir törenle yayın hayatına başladı.
  •  
  • Cezaevlerinde Kürtçe konuşma yasağı kaldırıldı.
  •  
  • Akil İnsanlar Heyeti kuruldu, yedi bölgede yapılan çalışmalar rapor halinde Hükümet'e sunuldu.
  •  
  • Yargı paketi çıktı, örgüt propagandası yapma suçuna verilen cezalar hafifletildi. Bir diğer demokratikleşme paketi ile ise tutukluluk süresi 5 yıla indirildi. KCK tutuklularının büyük bölümü bu düzenlemenin ardından serbest kaldı. O güne kadar sadece HDP'deuygulanan eş başkanlık sistemi de yasal statüye kavuşturuldu.
  •  
  • Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Çözüm Süreci Komisyonu kuruldu. MHP ve CHP komisyona üye vermedi.
  •  
  • Çözüm Sürecinde gidişatın çerçevesini çizen, yasal zeminini oluşturan tasarıyasalaştı. Tasarı ile Hükümet'in görüşmeler yapmak üzere heyetler görevlendirmesi karara bağlanmış oldu. Görüşmeleri yapan devlet heyetinde yer alan isimlere yasal güvenceler verildi.
  •  
  • Devlet ve Hükümet yetkililerini bir araya getiren Çözüm Süreci Kurulu kuruldu. Kurul, Başbakan Ahmet Davutoğlu başkanlığında seçim dönemine kadar düzenli toplantılar yaptı.
  •  
  • Hükümet, Öcalan'ın da talepleri arasında yer alan İzleme Heyeti'nin oluşturulması konusunda HDP ile görüş birliğine vardı. Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın heyeti doğru bulmadığını açıklamasından sonra bu adım atılmadı. Öcalan'ın bir diğer talebi olan Sekretarya ise başka cezaevlerinden mahkumların İmralı'ya transferi ile oluşturuldu.
  •  
  • Hasta tutukluların tahliyesi için defalarca görüşmeler yapıldı. Hükümet cephesinden bu konuda adım atılacağı mesajları verildi ancak yapılmadı.

PKK'nın attığı ve atmadığı adımlar

  • PKK sürecin başından bu yana attığı adımları hükümet'in tutumuna göre belirledi.
  • PKK eylemsizlik kararı aldı, bu kararına kısmen de uydu. Ancak askere saldırıdüzenlenmese de Kobani olayları, Lice ve Cizre'de hendek kazılmasıyla başlayan gerilimler oldu.
  • Geri çekilme başladı ancak Mayıs ayı sonunda başlayan Gezi olaylarından sonra Abdullah Öcalan'ın isteğiyle 2013 yılının Eylül ayında durduruldu.
  • Geri çekilme dursa da silah bırakma kararı alınması son dönemde çok tartışıldı. Ancak İzleme Heyeti oluşturulmayınca PKK'da kongreyi toplamayacağını duyurdu.
  •  

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Siirt'te bir işçinin daha cenazesine ulaşıldı
Türkiye
Buz tutan göl üzerinde çay ve kızak keyfi
Dünya
İsviçre 2 bin Suriyeliyi kabul edecek

Hava Durumu

11°
Detaylı Hava Raporu