Afrika artık Ütopya değil

Afrika artık Ütopya değil


İHH'nın 'Yetim Dayanışma Günleri' programı çerçevesinde Etiyopya'ya giden yönetmen Tülay Gökçimen izlenimlerini belirttiği yazısında Afrika'ya yardımın eskiden ütopya olduğunu ama artık sivil toplum kuruluşlarının dünyanın dört bir yanında insani yardıma ihtiyacı olanların yanında olduğunu belirtti.

Tülay Gökçimen'in yazısı şöyle;

İHH İnsani Yardım Vakfı, “Yetim Dayanışma Günleri”nin bu yıl 5'incisini düzenliyor. Türkiye dahil 41 ülkede hayata geçirilecek 427 projeden yurt dışında 157 bin 375, Türkiye'de ise 23 bin 18 yetim yararlanacak.

Hali hazırda 8 bini Türkiye'de olmak üzere dünyada yaklaşık 60 bin yetimi sürekli olarak destekleyen İHH İnsani Yardım Vakfı, 2011 yılından beri “Yetim Dayanışma Günleri” başlığı ile büyük bir yardım organizasyonu düzenliyor.

BİR İMTİHANDIR YETİM…

Bir imtihandır yetim… Yiyen, içen, yürüyen, konuşan bir imtihan. Dul annesine, dedesine, amcasına, babasının din kardeşlerine, insanlığa imtihandır. Kazanırken herkesin kazandığı, kaybederken ise, yetimden önce öbürlerinin kaybettiği bir imtihan. O, aramızda dolaşan bir test aracıdır. 

Bu ümmetin peygamberi de yetim geldi. Yetimi korudu, yetimi kollamayı vasiyet etti. Rabbi ona emretti, o da ümmetine. Yetimi okşadı. Yetime babalık yapanlara cennet vaat etti. Cennette kendisine iki parmağın yakınlığı kadar yakın bir konum vaat etti.

Yetimle sabrımız ölçülür. İnsanların neredeyse kendi çocuklarına tahammül edemedikleri bir zamanda, dinden ve insaniyetten kardeşimiz olan “elin çocuğu”nun yerli yersiz sıkıntılarına ne kadar tahammül edebileceğimiz ölçülür. İman ettiğimiz Rahman Rabbimizin rahmetinden payımıza ne düştüğü ölçülür. Bunun için yetim rahmettir, sabırdır, ispattır, imtihandır. Sadaka vermenin, Allah yolunda infakın en verimli alanlarından birisi yetime bakmak, onun hayatına kefil olmaktır.

HABEŞİSTAN'A DOĞRU…

“Komşusu aç yatarken kendisi tok yatan bizden değildir” buyuran bir Peygamber'in ümmeti olarak bizler de yedi kişilik insani yardım ekibiyle Etiyopya'ya nam-ı değer Habeşistan'a doğru yetimleri ziyaret amacıyla yola çıktık. Tarihte Habeşistan olarak bilinen Etiyopya İslam tarihinin önemli merkezlerinden. Hz. Peygamber döneminde Müslümanların iki defa hicret ettikleri ülkede İslamiyet asırlar boyu hakim din olarak kalmış. 1974'de Derg adlı diktatör, 1930'dan beri ülkeyi yöneten İmparator Halil Sülasi'yi devirerek sosyalist bir cunta yönetimi kurmuş; bu rejim kanlı darbeler, ayaklanmalar, kuraklık ve mülteci problemleri sebebiyle isyancı güçlerden oluşan bir koalisyon ile 1991'de devrilmiş…

96 milyon nüfusa sahip olan Etiyopya Federal Cumhuriyet ile yönetiliyor. 14 eyaleti olan bu federal sistemde resmi rakamlara göre %35 resmi olmayan Müslüman nüfus oranı ise %55. Etiyopya yönetiminin endişelendiği en büyük meselelerden biri halkın Müslümanlaşması. Ortodoks olan Hristiyan nüfus testis değil tevhid inancını kabul ediyor.

Habeş takvimini takip eden Etiyopya'da bir yılda 13 ay bulunuyor. Günlük zaman diliminin bizdeki gibi ilerlemediği ülkede halk kendini güneşin doğuşuna ve batışına göre ayarlıyor.

VE ETİYOPYA'DAYIZ…

Etiyopya'ya ayak basar basmaz bizi İHH İnsani Yardım Vakfı'nın partner kuruluşu CDA yani Charity Development Association Başkanı Muhammed Ali Nadiso ve ekibi karşılıyor. Bize bölgedeki çalışmalarıyla ilgili bilgi veren başkan Nadiso Etiyopya'da 3000 adet sivil toplum kuruluşu olduğu ve bunların çoğunun yönetiminin Hristiyanlar'da olduğu bilgisini veriyor.

Yetimlerle buluşmak üzere ilk durağımız Etiyopya'nın en uç bölgelerinden biri olan Hasasa kenti oluyor. Nüfusunun %90'ı Müslüman olan Hasasa, hassas kelimesinden türemiş. Nehir sularının akarken çıkardığı sesten dolayı bölgeye bu isim verilmiş. Hasasa'nın Shalla bölgesinde büyük bir meydanda bizi bekleyen kalabalıkla buluşuyoruz. Erkek ve kız çocuklar ayrı ayrı dizilmiş bizi alkışlayarak karşılıyorlar. Yaşam koşullarının iyileştirilmesi için 10 yetim ailesine at arabası dağıtımının olacağı meydanda atlar arabalara koşularak gelin gibi hazırlanmış yeni sahiplerini bekliyor. Bu arabalar sayesinde günde 1ila 4 dolar arası kazanabileceklerini öğreniyoruz. Bu sayı bize az gelse de bulundukları koşullar düşünülürse onlar için hayat kurtarıcı diyebiliriz. Yanımızda getirdiğimiz hediyeleri çocuklarla paylaşmak için aralarına koşuyoruz. Etiyopyalı çocuklar, kendilerinden bir şey istemeyen bu insanlara kucak açıyor ve hediyeleri kapmak için yarışıyorlar. At arabalarına kavuşan 10 yetim ailesi sırasıyla sevincini kalabalıkla paylaşıyor. İHH İnsani Yardım Vakfı Afrika Koordinatörü Serhat Orakçı bölge halkına Türkiye'den getirdiği selamları ve çalışmanın önemini anlatıyor. Ve at arabaları sırasıyla yeni sahipleri ile yeni evlerine doğru yola çıkıyor. Uzaklaşırken hala bize el sallayan yetim aileleri bizlere bitmeyen şükranlarını sunuyorlar…

BARBAROS YETİM EĞİTİM MERKEZİ

İlerleyen yıllarda Hasasa Bölgesi'nin eğitim merkezi olması hedeflenen Barbaros Yetim Eğitim Merkezi'ne doğru ilerliyoruz. Bu ülkeye gelmeden zihnimizde canlandırdığımız sarı, dört bir yani çölleşmiş ülkenin yerini uzayıp giden dağlar, yemyeşil ovalar, değişik özellikle ağaçlar, kuşlar, sular… Etiyopya'ya haksızlık ettiğimizi anlıyoruz. Barbaros Yetim Eğitim Merkezi'ne varır varmaz çevredeki çocuklar etrafımızı sarıyor. Çektiğimiz fotoğrafları onlara da göstermemiz çok hoşlarına gidiyor. Eğitim Merkezi bahçesinde öğrencilerin eğitim gördüğü sınıflar, bilgisayar laboratuarı ve koordinatör ofisleri bulunuyor. Sıralarında oturmuş bizleri bekleyen öğrencilerle tanışarak hemen kaynaşıyoruz. Öyle ki ayrılık saati geldiğinde birbirimizden kopmak çok zor geliyor. Cıvıl cıvıl hepsi… Burada eğitim gören yetim öğrenciler anneleri ile birlikte yaşıyorlar ve hepsi bir okula devam ediyor. Okul saatleri dışında takviye ve ek ders alan bu çocuklar çok yönlü eğitime tabi tutuluyor. Sınıfın bir köşesinde hazır alınmış dikiş makinalarını görünce kimin kullandığını soruyoruz fakat henüz kimse kullanmayı bilmiyor. Onlara bu eğitimi verebilecek usta öğreticilere ihtiyaçları var. Kaliteli bir yaşam için eğitimin şart olduğu bu ülkede bu alanda her türlü desteğe ihtiyaçları var. Afrika'nın dört bir yanında içinde eğitim görmenin imkansız olduğu ve yeniden inşaya muhtaç pek çok okul var.

FARKLI ŞEHİRLER AYNI BAKIŞLAR

Adama, Kofela, Shalla, Dincho… Şehirlere gidiyor, şehirlerden geçiyoruz. Yol boyunca uzanan bambu çatılı evler yaşanılan yokluğun açık göstergesi. Bazen yol kenarlarında toplanan insanlar görüyoruz ve anlıyoruz ki hayır sahipleri tarafından açılan su kuyuları kalabalıkların sebebi. Eline sarı bidonunu alan su kuyusuna doğru yola çıkmış. Kuyu başında hayat başlamış. Her şey su ile başlamış belki de. Çünkü susuz bir hayat düşünülemez…

Yetim buluşmaları ve dağıtımlar farklı şehirlerde de devam ediyor. Sütünden yararlanılan keçi ve yavrusu dağıtımları, hiç kalemi olmamış çocuklara kırtasiye belki de bir yıldır üzerinden hiç çıkarmadığı elbisesini terk etme vakti gelen çocuklara elbise ve ayakkabılar dağıtıldı.

Görüp, şahit olduğumuz en acı şeylerden biri dağıtılan saç tokalarını bazı çocukların yeme çabalarıydı. İşte o an utanıyor, sahip olduklarımızı düşününce o çocukların gözlerine bakamıyoruz. Bazı bölgelerde kadınlar bizi geleneksel ilahileri ile karşılıyor bazı şehirlerde gelişimizin şerefine atlı birliklerinin gösterilerine şahit oluyoruz.

KUM FIRTINASI

Tropikal Muson ikliminin hakim olduğu Etiyopya'da zaman zaman büyük kum fırtınaları oluşuyor. Yerel halk arasında kötü ruh olarak adlandırılan bu fırtınalardan birine biz de yakalanıyoruz. Gözümüzü açtığımızda köylülerin ilerleyen kum fırtınasını taşladığını görüyoruz. İnançlarına göre kötü ruh bizi orada istemiyor onlar da onu taşla cezalandırıyorlar.

Yetim Dayanışma Günleri'nin sonuna geliyoruz. Onlara sarılan, öpen, onlarla oyunlar oynayan bu insanların hiçbir şey istemediklerine inanıyorlar. Dünyada 1.5 milyar obez insana karşı burada çocukların açlıkla karşı karşıya ve her türlü imkansızlık içinde yaşadıklarını görünce üzüntümüzü tarif edemiyoruz.

Havaalanına doğru giderken Batılı beyazların çoğaldığını görüyoruz. Gelirken uçakta beyaz kadınlara anne diyen siyahi çocuklar görmüştük. Kurtarıcı olarak görülen bu insanlar sorgusuz sualsiz çocukları alarak kendi dinleri üzerine ve istedikleri gibi büyütüyorlar. Hayır kurtarıcı değiller. Aldıkları çocukları daha sonra ne yaptıklarını kimse bilmiyor. CDA Başkanı Nadiso bize bölgede 5000 aktif misyonerin olduğunu söylüyor. Yetim sponsorluk sisteminin önemini o an daha iyi anlıyoruz. Çünkü İHH tarafından bu ülkede sponsorluk sistemine dahil edilen çocuklar eğitimli, bakımlı ve temiz. Anneleri veya bir yakınlarının yanında güvenle büyüyorlar. Ama bu sisteme dahil olamamış çocukların %90'ı açlık ve sefalet içinde tam bir hiçlik içinde yaşamaya çalışıyorlar. Afrika'ya yardım eskiden bir ütopyaydı. Televizyonda gördüğümüz çocukların kaburgalarını sayar zayıf birini görünce Afrikalı diye çağırırdık. Şimdi sivil toplum kuruluşları dünyanın dört bir yanında insani yardıma ihtiyacı olanların yanında.

Afrika artık bir ütopya değil.

 

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Karadenizli esnaf Türk lirasına sahip çıkıyor
Türkiye
Ek iş olarak başladılar, 20 tonluk üretime ulaştılar
Dünya
Haydi Müslümanlar, şimdi !!!

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu