Finkelstein; “Palmer raporu tam bir saçmalık!”

Finkelstein; “Palmer raporu tam bir saçmalık!”


Geçtiğimiz haftanın en çok konuşulan konusu Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri tarafından atanan 4 kişilik komisyonun Mavi Marmara ile ilgili hazırladığı Palmer Raporu oldu.

Her iki tarafın verdiği bilgiler doğrultusunda tamamlanan Palmer Raporu iki ay rafta tutulduktan sonra geçtiğimiz hafta gün yüzüne çıktı. Rapor İsrail ile Türkiye arasındaki ilişkileri kopma noktasına getirdi.

Palmer raporu sadece Türkiye ve İsrail'de değil dünya basınında da geniş yer buldu. Pek çok politika uzmanı konuyla ilgili fikirlerini açıklarken bu isimlerden Yahudi kökenli Amerikalı siyaset bilimci Norman G. Finkelstein raporla ilgili en sert eleştiriyi getiren isim oldu. "Soykırım Endüstrisi" adlı kitabıyla bilinen Finkelstein ile her bir sayfasını özenle okuyup altını çizdiği Palmer Raporu üzerine Brooklyn'deki evinde görüştük. 

Türkiye'nin ve İsrail'in komisyona sunduğu raporları da incelediğini söyleyen Finkelstein, "İsrail cinayet işledi ve bunun bedelini ödemeli" derken Türkiye'nin de raporun hazırlanış sürecinde bazı hatalar yaptığını belirtti. 

 

***

Öncelikle bu rapor hakkında ne düşünüyorsunuz?

İsrail suçlu ama Birleşmiş Milletler bunu kabul etmiyor. İsrail bütün hikâyeyi kendisine göre çeviriyor. Birleşmiş Milletler'de onlara bu konuda geniş alan veriyor. İsrailliler raporun sonucunu etkilemek için arka arkaya konferans verdiler. Sonunda bu raporu ortaya çıkardılar. 

Palmer raporu hayatımda bugüne kadar gördüğüm en kötü rapor. Türkler bu raporun bu şekilde olduğunu aynı odada olup da nasıl göremediler. Gördüler de nasıl ortalığı ayağa kaldırmadılar? Mesela İsrail raporun Gazze ablukasını yasadışı ilan edeceğini öğrendiği anda BM raporunu açıklanmadan itibarsızlaştırırdı. Türklerin raporda deniz ablukasının meşru olduğunun tespit edileceğini bilip işi zamana bırakmalarına çok şaşırdım.

Ama Türk yetkililer Türkiye olarak bu raporun altına imza atmadıklarını açıkladı.

Sonradan raporu kabul etmiyorum demek yerine rapor gün yüzüne çıkmadan baskı yapıp, tartışmaya girmesi gerekiyordu. Türkiye bu raporun yazılımında komisyonun yanlış bir noktaya gittiğini anlamalıydı. Hatta komisyonu terk edip "bu komisyon tarafsız bir karar veremiyor" diye açıklama yapmalıydı. Niye iki ay beklediler anlamıyorum. Türkiye aslında raporun içeriğini çok umursamadı. Hatta bu raporun gün ışığına çıkmasını da beklemiyordu. Onlar daha çok diplomasi ve özür üzerinde durdular. İsrail için ise raporun içeriği çok önemliydi. Çünkü Gazze kuşatmasının haklılığını ortaya koyacakları bir sonuç çıkarabilirlerdi ki öyle de oldu. 

Palmer raporu özetle İsrail'i mi haklı çıkarıyor?

İnsanlar bu raporu tam olarak okuduklarında BM'de nasıl bir komedi döndüğünü anlayacaklar. Zaten bu raporun büyük çoğunluğunu İsrail yazmış. Raporun geleceğe etki edecek en önemli bölümü ablukanın yasal olduğunun ilan ve tespit edildiği bölümdür. 

"LAHEY ADALET DİVANI SADECE GÖRÜŞ SUNAR"

Türkiye Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Türkiye'nin raporla ilgili olarak Uluslararası Adalet Divanı'na başvuracağını söyledi. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Lahey'deki Uluslararası Adalet Divanı normal mahkeme gibi karar vermiyor sadece hukuksal olarak "bu doğru, bu doğru değil" diyor. İsrail asla Lahey Divanı'na gitmek istemeyecektir. Böyle bir riski göze almayacaktır. Daha önce de hiç gitmediler. Eğer İsrail mahkemeye Türkiye ile gitmeyi kabul etmezse Türkiye BM çerçevesinde bir kampanya yürüterek mahkemeye yalnız başvurup bu konu hakkındaki görüşlerini alabilir ve hukuken neyin doğru neyin doğru olmadığını sorabilir. Böylelikle bu mahkemenin kararlarını ciddiye alan 100'den fazla ülkenin desteğini alabilir. Mahkeme ben bu konuda görüş bildirmiyorum da diyebilir. Buna Türk diplomatların çok dikkat etmesi lazım. Mahkeme Palmer raporunda olduğu gibi İsrail'i haklı bulacak bir tespit yapmasa bile "ben bu konuda görüş bildmiyorum" dediği anda İsrail bu işten yine kârlı çıkabilir. Uluslararası alanda çok ince hesaplar ile yol alınmalıdır. Lobi faaliyetleri hesaba katılmadan bu iş kurumların insafına bırakılamaz. Ne yazık ki mükemmel bir uluslararası düzenimiz yok. 

Bu durumda uluslararası adaletten nasıl bahsedebiliriz?

Birleşmiş Milletler'in çok büyük hata yaptığını görebiliriz. Çünkü rapor yayınlandı. Bu onlar için büyük bir problem yarattı. Başta BM ve ABD rapor yayınlanmadan İsrail ile Türkiye'yi uzlaştırmayı planlıyordu. Ama rapor sızdı... Daha doğrusu İsrail tarafından sızdırıldı. Bu adaletsiz bir rapor. Eğer raporu okursanız raporda defalarca "Biz kanuni konuları saptayamayız. Neyin yasal neyin yasal olmadığını saptayamayız " diyor. Ama aynen bunu yapıyorlar. Gazze ablukasının yasallığına işaret ediyorlar. Bu gerçekten çok büyük bir skandal. İddia ediyorum, Ban-ki Moon bu raporu baştan sona okumamıştır. Komisyonun tarafları ve BM stajyerleri dışında hiçbir sorumlu kişi bu raporu satır satır okumadı. Bu rapor genel sekreterin şahsi ofisine ait bir rapor ama o bu raporun içindeki tutarsızlıktan bihaber! 



"RAPOR BAŞTAN SONA TUTARSIZ"

Raporda öne çıkan ve size en çok rahatsız eden şeyler nedir?

Rapor bir kere bir metin olarak tutarsız. Alın elinize ve okuyun şu raporu. İşin yasallığına girmeyeceğiz diyorlar işin yasallığına giriyorlar. Gazze deniz ablukasını meşru gösteriyorlar. Bakınız raporda bir saçmalık daha var. Rapora göre gemidekiler insani amaçla orada değillermiş! Buna kanıt olarak ne gösteriliyor biliyor musunuz? İHH'nın amaçları arasında yer alan bir cümleyi. İHH diyor ki "Gazze'de yaşanan insani durumu tüm dünyaya duyuracağız" . Evet tüm dünyaya duyurmak! Evet rapora göre yaşanan insanlık dramını tüm dünyaya duyurmak insani bir amaç değilmiş! Aynı şekilde gemilerde gazetecilerin bulunması da işin insani yanından başka amaçlar taşıdığını ifade etmekteymiş! Türkiye başbakanı tüm dünyanın dikkatini çekmek için yanına gazetecileri alarak Somali'ye gitti. Bakın bu da onlara göre insani bir durum değil. Rapor işte böyle rasyonel olmayan bölümlerle dolu. Nasıl olduysa 9 sivilin öldürülme şekilleri rapora yansıtılmış. Raporun bir yerinde ne deniyor biliyor musunuz, vahşice öldürülmüş Furkan Doğan'ın durumu tasvir ediliyor ve "irritation" kelimesi kullanılıyor… Sadece "irritation"... Bilirsiniz bir sinek elinizi ısırır ve eliniz şişer. Bunu ifade etmek için kullanırsınız bu kelimeyi… Raporu kaleme alanlar insani saygıdan da yoksunlar. Bu raporu kaleme alanlar bunu direk genel sekreter adına yapıyorlar. Bu rapor her şeyden çok ona aittir.

Anlaşılan Genel Sekreter Ban-ki Moon'a çok kızgınsınız...

Ortada bir genel sekreter yok! Ortada bir "general" var evet, bir de onun sekreteri (secretary) var. Yani telefonlara çıkan ve ben buradayım emrinizdeyim diyen bir sekreter var. İş "general"de (ingilizce komutan manasına genel kelimeyi ima ediyor) bitiyor! Babam geçen yıl komadaydı. Hastaneye ziyarete gittim. Doktora babam nasıl diye sordum."Baban harika" dedi doktor. "Nabız mükemmel kalbi hala çalışıyor". "Konuşabilir miyim" dedim, "konuşamazsın seni anlamaz ve tepki veremez çünkü komada şu an " dedi. Aynen BM genel sekreterinin olduğu gibi… Evet düzeltiyorum. Ban-ki Moon yaşıyor. Kalp atışları harika, nabız mükemmel ama sadece o kadar… Sizi duyamaz ve anlayamaz anlasa bile tepki veremez! Bu rapor kendisi için utanç vesilesidir.


Raporu Ban-ki Moon yazmadı, Genel Sekreter iki tane tanınmış uluslararası siyaset adamı atadı. Sanırım tepkiniz biraz da bu raporu yazan Palmer'a?

Hayır Palmer'a kızmıyorum. İnsanlar bu raporu Palmer yazdı zannediyor. Hayır, raporun arkasındaki isim Uribe'dir. ( BM Genel Sekreteri tarafından atanan Eski Kolombiya Cumhurbaşkanı Alvaro Uribe) Komisyonda bir tane İsrail temsilcisi var diyenler yanılıyor. Uribe herkesten daha çok İsrail temsilcisidir. Ortada insan haklarını ilgilendiren bir rapor hazırlanıyor ve rapora bir insan hakları kırımcısı atanıyor. 

"NETANYAHU TÜRKİYE'NİN TEPKİSİNE ŞOK OLDU"

Palmer raporunun yayınlanmasından sonra Türkiye çok sert tepki verdi. İsrail sizce böyle bir tepki bekliyor muydu?

Türkiye'nin ne yapacağı konusunda İsrail Başbakanı Binyamin Netenyahu'nun hiç bir fikri yoktu. O yüzden de şok oldu. Çünkü bu olay geçmişte yaşansaydı ve eğer dokuz Türk değil de dokuz Mısırlı ölseydi ertesi gün Hüsnü Mübarek çıkıp İsrail'den özür dilerdi. Ürdün desen o da öyle. Türkiye'nin tepkisi İsrail'in alışık olmadığı bir tepki. Paniklediklerini düşünüyorum. 

Türk hükümeti geçtiğimiz hafta İsrail'e karşı beş maddeden oluşan yaptırım kararı aldı. Bunun sonucunda ne bekliyorsunuz?

Bundan sonra ne olacağını bekleyip, göreceğiz. Ama ben Türk hükümetinin sadece özür dilenmesiyle mutlu olmaması gerektiğini düşünüyorum. Bu işin içinde cinayet var. Ölenlerin ailesi var. Siz 19 yaşındaki çocuğunun vücudundan altı yedi kurşun çıkmış bir anneye, "Özür dileriz, kusura bakmayın oğlunuzu katlettik," diyemezsiniz. Bu insanlar eğlenceli bir deniz yolculuğuna çıkmadılar, öldürülenler oraya insani yardım götürmeye gidiyorlardı.

"İSRAİL ÖZÜR DİLERKEN, ÖZÜR DİLEMEMEYİ BULMAYA ÇALIŞACAK"

Sizce Netenyahu ilk şoku atlattıktan sonra nasıl bir politika izleyecek?

Uzlaşma yoluna gidecek. Bunun için de uygun bir dil arayışına girecektir. Özür dilemenin pek çok farklı yolu var. İsrail, Türkçede özür, İbranicede özür anlamına gelmeyen bir kelime bulmaya çalışacaktır. Böylelikle bir yandan özür dilemişken, diğer yandan özür dilememiş olacak. İsrail bu tür oyunları çok yapar. İşin sonunda da olacak olan budur.

"İSRAİL'İN ÖZÜR DİLEMEMESİNDEN MEMNUNUM"

Özür dilemek bu kadar zor mu?

Evet. Çünkü bu özür çok farklı anlamlara geliyor. Bugüne kadar İsrail kendisine denk gördüğü hiç kimseden özür dilemedi. Bu özür onlara çok şeye mâl olabilir. Büyük ihtimalle özür dilemek ilk aşama, ondan sonra başka talepler gelecektir ki İsrail o yüzden özür dilemeyi kolay kolay göze alamaz. Bana sorarsanız ben İsrail'in özür dilememesinden son derece memnunum. Diplomatik ilişkileri bir kenara bırakalım benim için önemli olan Gazze'deki insanlardır. Eğer İsrail özür dilediğinde her şey eskisi gibi olmaya devam edecekse bırakalım dilemesin ve Türkiye bu konunun peşini bırakmasın. Başbakan Erdoğan biliyorsunuz üç şey istiyor; özür, tazminat ve Gazze ablukasının kalkması. Gazze halkı normal insanlar gibi yaşamaya başlamadıkça Türkiye bu işin peşini bırakmamalı. 

İsrail Türkiye'yi kaybetmeyi göze alabilir mi? Bölgede iyi ilişki içinde olduğu belki de tek ülke Türkiye. 

 

İsrail'deki bazı kesimler hükümetin büyük bir inatla özür dilemeyerek böyle bir raporu kabul etmesini büyük kayıplarla kazanılmış bir zafer olarak görüyor. Ama bu durumdan oldukça endişeliler. Bir kısım ise Türkiye'ye ihtiyaçları olduğunu Müslüman dünyası içinde en güçlü dostlarının Türkiye olduğunu ve bu yüzden özür dilenmesi gerektiğini düşünüyor. Ama Netenyahu hükümetinden Dışişleri Bakanı Lieberman özür dilenmemesi gerektiği konusunda ısrar ediyor. Yani İsrail'in kafası çok karışık. Türkiye'yi kaybetmek istemezler ama bu işin içinden nasıl çıkabileceklerini bulamıyorlar.

"ABD PERDE ARKASINDA İSRAİL'E ÖZÜR DİLE DİYECEK"

Bütün bu süreçte size göre Amerika nasıl bir politika izleyecek?

Perde arkasından İsrail'e özür dilemesi konusunda tavsiyede bulunacak. 

Ortadoğu'da Arap devrimi ile birlikte pek çok taş yerinden oynadı Ortadoğu'yu nasıl bir gelecek bekliyor ?

 

 

USASABAH Yayın Yönetmeni Serdar Karagöz ve Norman Finkelstein

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
3 komutan DAEŞ'den ayrılıp muhaliflere katıldı
Türkiye
Düğünde dolara izin yok
Dünya
Suriyeliler de dolara karşı harekete geçti

Hava Durumu

10°
Detaylı Hava Raporu