Ermenistan arşivlerini açmıyor!

Ermenistan arşivlerini açmıyor!


1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarını araştıran uluslararası tarihçiler Ermeni arşivlerine erişme taleplerinin reddedilmesinden yakınırken, Türkiye'nin Ermenistan ile ilişkileri normalleştirmek için şimdiye kadar elinden geleni yaptığı görüşünü paylaşıyor.

1915 olaylarına ilişkin araştırmalar yürüten Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) düşünce kuruluşunda araştırmacı olan Fransız tarihçi Maxime Gauin,  "Türkiye, Ermenistan ile ilişkileri normalleştirmek için elinden geleni yaptı. Şimdi Ermenistan hükümetinin bir şeyler yapma zamanı. Ancak Ermenistan hükümetinin ilişkilerin normalleşmesini istemediğini düşünüyorum. Çünkü (Ermenistan Cumhurbaşkanı) Serj Sarkisyan her zaman toprak talep ettiğini söylemiştir. Ermenistan açısından bu konu her zaman hem toprak talebi hem de varoluş konusu olmuştur" diye konuştu. 

1915 olaylarını uluslararası anlamda daha fazla akademisyenin ve tarihçinin araştırması gerektiğini belirten Sorbonne Üniversitesi Tarih Bölümü mezunu Gauin, "Ne zaman ABD veya Fransa'daki Ermeni arşivlerini görmek istesem, ya bunun mümkün olmayacağı yanıtını aldım ya da hiç yanıt alamadım. Türk arşivlerinde ise böyle bir sorun yok, istediğinize kolayca ulaşıyorsunuz" dedi. 

 "Yaşananlar Müslümanlar için de trajedidir"

İrlandalı tarihçi Dr. Patrick Walsh da 1915 olayları sırasında ve sonrasında Anadolu'da ölenleri anmanın Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi için önemli bir adım olacağını dile getirerek, "Yaşananlar hem Hristiyanlar hem de Müslümanlar için trajedidir. Ama konuyu 'soykırım' ifadesine saplarsak, hiçbir zaman ilerleme kaydedemeyiz. Bu olayların temelinde Rusya gibi büyük güçlerin yattığını herkes biliyor" ifadelerini kullandı. 

Türkiye'nin uzlaşma için attığı adımların önemine dikkati çeken Walsh, 1915 olaylarında sadece Ermenilerin değil Türkler ve Kürtlerin de mağdur olduğunu belirtti. 

Ermenilerin, 1915 yılında kumar oynadığını iddia eden Walsh, Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşayan bazı Ermenilerin İtilaf devletlerinin etkisiyle ayaklandığını ve Ermeni devleti kurmayı amaçladıklarını kaydetti. Walsh, "Ermeni devleti olasılığı mümkün olamazdı, çünkü Ermeni nüfusu Anadolu'nun doğusunda azınlık durumundaydı. İtilaf devletleri Ermenileri çok akıllıca kullandı. Ermeniler ise İtilaf devletlerine güvenerek kumar oynadı" dedi. 

Rusya'nın yanı sıra İngiltere'nin 1915 olaylarına etkisine de değinen Patrick Walsh, İngiltere'nin 20. yüzyılın başından itibaren bölgenin istikrarsızlaşmasına neden olduğunu savundu. Walsh, Almanya'yı yenmek isteyen İngiltere'nin 1907 yılında Rusya ile yaptığı anlaşmanın tüm bölgeyi etkilediğini belirterek, bu anlaşma çerçevesinde Rusya'nın Osmanlı İmparatorluğu'na girişine "yeşil ışık" yakıldığını kaydetti. Ermenilerin bunu "Osmanlı İmparatorluğu yok edilecek ve kendi topraklarımız olacak" şeklinde yorumladıklarını söyleyen Walsh, "Dolayısıyla 1915 olaylarına neden olan faktörlerden birinin İngiltere'nin dış politikasında 20. yüzyılın başında yaşanan değişikler olduğunu düşünüyorum" ifadesini kullandı. 

Son olarak "Ermeni İsyanı" isimli bir kitap yazan ve Belfast'ta bulunan Queen's Üniversitesinde konuya ilişkin doktora yapan Walsh, araştırmalarını yürütürken Osmanlı arşivlerine ulaşabildiğini ancak aynısınıErmeni arşivleri için söyleyemeyeceğini dile getirdi. 

-1915'te ne oldu?

Osmanlı Devleti'nin 1914'te başlayan 1. Dünya Savaşı'na Rusya ile farklı saflarda katılmasını fırsat bilen Ermeni milliyetçileri, bağımsız Ermenistan devletini kurmak gayesiyle Rus güçleriyle işbirliği yaptılar.

Rus ordusu, Doğu Anadolu'yu işgal ettiğinde gönüllü Osmanlı ve Rus Ermenileri'nden büyük destek gördü. Osmanlı ordusunda görev yapan bazı Ermeniler de Rus ordusuna katıldı. Ermenilerin oluşturduğu birlikler ordunun lojistik kanallarını tahrip ederek Osmanlı ordularının ilerlemesini yavaşlatırken, Ermeni çeteleri de işgal ettikleri yerlerde sivillere yönelik katliam ve zulümlere girişti.

Osmanlı Hükümeti, bu gelişmelerin önüne geçmek için Ermeni temsilcileri ve kanaat önderlerini ikna etmeye çalıştı ancak başarılı olamadı. Ermeni komitalarının saldırılarının artması üzerine hükümet, 24 Nisan 1915'te Ermeni devrimci komitelerin kapatılması ve bazı Ermeni ileri gelenlerin tutuklanmalarına ve sürgün edilmelerine karar verdi. Daha sonra, her yıl 1915 olaylarını anmak amacıyla düzenlenen etkinlikler için bu tarih seçilecekti.  

Tedbirlere rağmen saldırıların sürmesi nedeniyle 27 Mayıs 1915'te Ermeni nüfusunun savaş bölgesinde olanları ve Rus işgal ordusuyla işbirliği yapanların göç ettirilmesi kararı alındı.

Osmanlı Hükümeti, göç edenlerin insani ihtiyaçları için planlamalar yaptıysa da savaş koşulları, iç çatışmalar, intikam peşindeki yerel gruplar, eşkıyalık, açlık ve salgın hastalıklar nedeniyle göçler sırasında çok sayıda Ermeni hayatını kaybetti.

Tarihi belgeler, hükümetin, söz konusu trajik olayların yaşanmasını amaçlamadığı gibi göç eden Ermenilere karşı işlenen suçları cezalandırıldığını açıkça ortaya koymakta. Nitekim, henüz savaş son bulmamışken yaşanan insani trajedi sırasında olaylara karışarak suçlu bulunanlar yargılanarak idam edildi.

- Adil hafıza ve empati ihtiyacı

Ermenistan ve Ermeni diasporasının genel beklentisi, Türkiye'nin 1915 tehciri sırasında yaşananları soykırım olarak tanıması ve tazminat ödemesi.  

"Soykırım" kavramı, 1948 Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'nde ulusal, ırksal, etnik veya dinsel bir grubu kısmen veya tamamen yok etme eylemi olarak tanımlanıyor. 

Söz konusu olayların soykırım olarak tanımlanamayacağına dikkati çeken Türkiye, 1915 olaylarını her iki taraf açısından da bir "trajedi" olarak niteliyor. Türkiye, konunun siyasi çatışmalardan uzak, tarihe tek taraflı bakmadan, tarafların birbirlerinin neler yaşadığını anlama ve birbirlerinin hafızalarına saygı duyma şeklinde özetlenen "adil bir hafıza" perspektifinden çözülmesi gerektiğini vurguluyor.

Türkiye, tarafların arşivlerinin yanı sıra üçüncü ülkelerdeki arşivlerde de 1915 olayları konusunda araştırma yapılmasını, Türk ve Ermeni tarihçilerle diğer uluslararası uzmanlardan oluşan bir ortak tarih komisyonu kurulmasını teklif ediyor.

- "Erivan, ilişkileri normalleştirme fırsatını değerlendiremedi"

İki ülke ilişkilerinin normalleştirilmesi için en önemli gelişme Ekim 2009'da yaşandı. Taraflar, İsviçre'nin Zürih kentinde diplomatik ilişkilerin yeniden tesisi ve ikili ilişkilerin geliştirilmesine yönelik iki ayrı protokol imzaladı.

Protokollerde karşılıklı güven tesisi ve mevcut sorunların çözülebilmesi için tarihsel kaynak ve arşivlerin tarafsız, bilimsel incelenmesi konusuna yer verilirken, sınırların da karşılıklı olarak tanınması ve ortak sınırların açılması öngörülüyordu.

Türk hükümeti protokolü onaylanmak üzere doğrudan TBMM'ye gönderdi. Ermenistan hükümeti ise metinleri Anayasa Mahkemesi'nin incelemesine sundu. Mahkeme, protokollerin Anayasa'nın lafzına ve ruhuna uymadığına hükmetti.

Ermenistan Hükümeti protokollerin onay sürecini dondurduğunu Ocak 2010’da açıkladı. Bundan 5 yıl sonra da, Ermeni hükümeti tarafından geçen Şubat ayında geri çekildi.

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Teröristbaşı Fetullah Gülen'in 17 Aralık darbe girişimi pişmanlığı
Türkiye
Akdeniz'de deprem meydana geldi!
Dünya
'Stockholm sendromu'nun son örneği: İşgalcisinin adını bebeğine verdi!

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu