Türkiye büyük bir cömertlik gösterdi

Türkiye büyük bir cömertlik gösterdi


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Katolik aleminin ruhani lideri ve Vatikan Devlet Başkanı Papa Franciscus, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda baş başa ve heyetlerarası görüşmelerin ardından, aralarında diplomatik misyon şefleri, rektörler, akademisyenler, üniversite öğrencileri ve basın mensuplarının bulunduğu topluluğa hitap etti.

Doğal güzellikler ve tarihi açıdan zengin antik medeniyetlerin izleriyle dolu iki kıta ve farklı kültürler arasında köprü vazifesi gören Türkiye'yi ziyaret etmekten mutluluk duyduğunu dile getiren Papa, Aziz Pavlus'un burada doğduğunu, çeşitli Hristiyan topluluklarının burada kurulduğunu, bu toprakların ilk yedi kilise konseyine ev sahipliği yaptığını ve ayrıca halen Efes yakınlarında Meryem Ana Evi olarak kabul edilen İsa'nın annesinin birkaç yıl yaşadığı yere, dünyanın her yerinden inançlı insanların hac görevlerini ifa etmek üzere Türkiye'ye geldiklerini anlattı.

Türkiye’nin önemi ve takdir edilmesinin sebeplerinin bütün bunların yanı sıra  büyük bir canlılık çalışkanlık, halkının cömertliği ve bütün milletler içindeki rolünde aranması gerektiğini dile getiren Papa Franciscus, Sizinle burada bu dostluk, karşılıklı değer verme, takdir ve saygı diyaloğu fırsatını değerlendirmek benim için bir sevinç kaynağıdır diye konuştu.

Bizim diyaloğa ihtiyacımız var çünkü birçok ortak değerimiz var şeklinde konuşan Papa, aynı zamanda bu diyaloğun hikmetli bir ruh ve sükunetle farklılıklara değer vermek ve onlardan ders çıkarmaya yardımcı olması gerektiğini söyledi. Sağlam bir barış inşa etmek çabasını, sabırla ileri götürmek gerektiğinin" altını çizen Papa, şöyle devam etti:

Barış insanlığın onuruna bağlı olan hedefler ve temel haklara saygı üstüne kurulmalıdır. Bu yolda ancak ön yargılar ve yanlış korkular aşılabilinir ve herkesin yararına olan olumlu çabalarla saygıya ve diyaloğa yer açılabilir. Bunu gerçekleştirmek için Müslüman, Yahudi ve Hristiyan vatandaşların yasalara uygun olarak ve bu yasaların uygulandığı ölçülerde aynı haklara sahip olmaları ve aynı ödevleri yerine getirmeleri gerekir.

Bu vatandaşlar böylece birbirlerini daha kolay bir şekilde kardeş ve yoldaş olarak kabul edeceklerdir. Böylece her seferinde yanlış anlamalardan uzaklaşarak işbirliğini ve anlayışı besleyeceklerdir.

Din ve ifade özgürlüğü

Barışın anlamlı bir işareti olan din ve ifade özgürlüğünün herkese garanti edilmesi gerektiğini vurgulayan Papa, dostluğun böylece yeşereceğine işaret etti. Papa Franciscus, Ortadoğu, Avrupa ve tüm dünya bu yeşermeyi bekliyor. Özellikle Ortadoğu çok uzun yıllardır kardeş katlinin yaşandığı savaşlara sahne olmaktadır. Bir savaş sanki bir başka savaşı doğurmaktadır. Sanki savaşa ve şiddete verilebilecek yegane cevap yeni bir savaş ya da başka bir şiddet eylemine başvurmakmış gibi devam etmektedir ifadelerini kullandı.

Ortadoğu, bu barış yetersizliği nedeniyle daha ne kadar acı çekmek zorunda kalacak sorusunu yönelten Papa, durumun sanki daha iyiye gidebilmesi mümkün değilmiş gibi bu çatışmaların devam etmesine göz yummamaları gerektiğini kaydetti. 

Tanrının yardımıyla barışı sağlamak için çabalama cesaretini her zaman hissetmek gerektiğini belirten Papa, bu yaklaşımın sadakat, sabır ve kararlılıkla tüm müzakere yollarının kullanılması ve barışla sürdürülebilir kalkınmanın somut hedeflerine ulaşacağını anlattı.

Böylesi yüce bir amaca ulaşmak için dinler ve kültürler arası diyaloğun büyük katkıda bulunacağına dikkati çeken Papa, şunları söyledi:

Bununla birlikte bütün insanlık onurunu aşağılayan ve amacı için dini araç olarak kullanan her türlü köktenci yönelim ve terörizm bertaraf edilir. Anlaşmazlıkları ve ayrımcılığı körükleyen fanatizme, köktendinciliğe ve mantık dışı korkulara karşı gelinmelidir. Tüm inananların dayanışması insan haklarına saygının ibadet özgürlüğü ve dini ahlak kurallarına göre yaşama anlamına gelir. Dini özgürlüğün bir taşıyıcı sütunu gibidir. Bu çaba onurlu bir yaşam ve doğal ortamın korunması içindir. Özellikle Ortadoğu'da bulunan halk ve devletler iklimi değiştirmek için savaşa ve şiddete karşı çıkarak hukuku ve adaleti izleyerek bu barış sürecini olumlu sonuca götürecek şekilde ilerletmeye acilen ihtiyaç duymaktadırlar.

Suriye ve Irak

Bugüne kadar çatışmalara şahit olduklarını dile getiren Papa, özellikle Suriye ve Irak'ta terör eylemlerinin halen aralıksız devam ettiğini vurguladı. Tutuklular ve farklı etnik gruplara karşı en basit insani kuralların dahi çiğnendiğini söyleyen Papa, azınlık gruplara yönelik büyük zulümlerin gerçekleştiğini, sadece Hristiyan ve Yezidiler değil yüzbinlerce insanın evlerini ve vatanlarını, hayatlarını kurtarmak ve inançlarına bağlı kalabilmek için terk ettiğini ifade etti.

Papa, Türkiye'nin büyük bir cömertlik sergileyerek birçok göçmeni kabul ettiğini ve sınırlarında meydana gelen bu dramatik durumdan doğrudan etkilendiğini hatırlattı. Uluslararası camianın bu göçmenlere yardım etmesinin ahlaki bir mecburiyet olduğuna dikkati çeken Papa, gerekli olan insani yardımın yanında bu trajediyi ortaya çıkaran sebeplere de kayıtsız kalınmaması gerektiğini kaydetti.

Papa Franciscus, şu ifadeleri kullandı:

Şunu da hatırlatmak isterim ki her zaman uluslararası hukuka bağlı kalmak şartıyla haksız saldırıya karşı mücadele meşru ise de sorunun çözümü için sadece askeri cevap yeterli olmayacaktır. Karşılıklı güvene dayalı, ortak ve güçlü bir çaba gereklidir. Bu çaba kalıcı barışı mümkün kılacak ve kaynaklarımızı silahlara değil insan onuruna layık gerçek savaşlara yönlendirecek, açlık ve hastalıklarla savaş, sürdürülebilir kalkınma, yaratılmış olanın korunması, modern dünyamızda dahi eksik kalmayan ve farklı yüzlerle karşımıza çıkan fakirlik ve uç eğilimlerle mücadele gibi savaşlar. Türkiye tarihi bölgedeki coğrafi konumu ve önemi nedeniyle büyük bir sorumluluğa haizdir. Türkiye'nin yaptığı seçimler ve verdiği örnek özel bir değere sahiptir. Ayrıca medeniyetlerin bir araya gelebilmesine katkı sağlayabilir ve izlenebilir barış ve kalkınma yollarını çizebilir. Her şeye kadir yüce tanrı Türkiye'yi korusun ve kutsasın ve onu etkin kabul edilebilir bir barış inşacısı yapsın.

İnsanlık dışı şiddete maruz kalan toplumların durumu kaygı kalnağı

Papa Franciscus ve Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez de Diyanet İşleri Başkanlığında yaptıkları görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

Papaların görevleri gereği başka ülkelere gittiklerinde diğer dinlerin yetkililerini ve cemaatlerini de ziyaret ettiklerini belirten Papa Franciscus, ziyaretinin amaçlarından birinin de diyalog kurmak olduğunu kaydetti. Papa Franciscus, selefi Papa 16. Benedictus'un 2006'da Diyanet İşleri Başkanlığına yaptığı ziyareti hatırlatmaktan memnuniyet duyduğunu ifade etti.

Dini önderler arasındaki ilişkilerin ve diyaloğun son derece önemli olduğuna işaret eden Papa Franciscus, bunların farklılıklara rağmen karşılıklı saygı ve dostluğun mümkün olduğunu göstereceğini dile getirdi. Papa Franciscus, bu dostluğun bugün olduğu gibi kriz dönemlerinde özel bir anlam ve büyük bir önem kazandığını dile getirdi.

Dünyanın değişik bölgelerinde yaşanan krizlerin ortaya çıkardığı ıstırabın bütün halklar tarafından hissedildiğinin altını çizen Papa Franciscus, Kurbanlar ve yıkım, milletler ve dinler arasında gerilim ve çatışma, açlık ve yoksulluk yaratan savaşlarla karşı karşıyayız. Milyonlarca insan bundan etkileniyor. Doğayı, havayı, suyu ve toprağı mahvediyorlar. Ortadoğu'daki durum, özellikle Irak ve Suriye'de çok trajiktir. Çatışmalardan dolayı herkes acı çekmekte ve insani durum da dehşet vermektedir. Bebekler, acılar içinde anneler, yaşlılar, göçmek zorunda kalmaktadırlar diye konuştu.

Aşırı ve köktenci bir grup sebebiyle etnik ve dinsel kimliklerinden dolayı insanlık dışı şiddete bütünüyle maruz kalmış ve hala bu şiddetin içinde acı çeken toplulukların durumu da özel bir kaygı kaynağıdır ifadesini kullanan Papa Franciscus, şiddete maruz kalan insanların Hristiyan ve Yezidilerle sınırlı olmadığını belirtti.

Papa Franciscus, Bu insanlar evlerinden barklarından kovuldular. Hayatlarını kurtarmak ve imanlarını inkar etmemek için her şeylerini terk ettiler. Şiddet kutsal binaları, anıtları, dinsel simgeleri, kültür mirasını yok etti. Bizler en üst düzey dini otoriteler olarak insan onuruna ve halklarına karşı yapılan her türlü şiddeti kınamak zorundayız ifadelerini kullandı.

Paha biçilmez manevi hazinelerin emanetçisiyiz

Konuşmasında insan hayatının kutsallığına da dikkati çeken Papa Franciscus, şunları söyledi:

Oysa dini dayanak arayan şiddet daha büyük bir yargıyı hak etmektedir. Mahkum edilmelidir. Çünkü her şeye kadir olan sadece hayatın ve barışın tanrısıdır. Dünya, O'na tapınan herkesten, aralarında etnik, dini, kültürel ya da ideolojik farklılıklar olsa da kardeş olarak yaşamalarını beklemektedir. Uygun çözümler bulmak üzere ortak çalışmaların izlenmesi gerekir. Bunun herkesin işbirliğini gerektirdiği kaçınılmazdır, hükümet kanadı, politik ve dini önderler, sivil toplum temsilcileri ve iyi niyetli kadın ve erkekler, özellikle de dini cemaat sorumluları kendi cemaatlerinde var olan değerlerle eşsiz bir katkıda bulunabilirler.

Papa Franciscus, Bizler Müslümanlar ve Hristiyanlar olarak paha biçilmez manevi hazinelerin emanetçisiyiz ifadesini kullanarak şöyle devam etti:

Kendi geleneklerimize göre yaşasak da bunlar arasındaki ortak öğeleri biliyoruz: Merhametli Tanrı'ya ibadet, atamız İbrahim'e uymak, dua etmek, sadaka vermek, oruç tutmak, içtenlikle yaşanan bu öğeler hayatı değiştirebilir ve insanlar arasındaki kardeşlik ve onur için bir temel oluşturabilir. Bu ruhani ortaklığı tanımak ve geliştirmek, dinlerarası diyalog aracılığıyla aynı zamanda bize toplum hayatında ahlaki değerleri, barışı ve özgürlüğü savunmaya ve teşvik etmeye yardım eder. İnsan varlığının kutsallığının her iki tarafça da tanınması, en çok acı çekenler nezdinde ortak bir merhamet, dayanışma ve somut bir yardımlaşma gerektirir.

Çatışmalardan kaçan sığınmacılara gösterdiği yardımseverlik için Türkiye'ye teşekkür eden Papa Franciscus, Bu başkalarına hizmet için birlikte nasıl çalışılacağına somut bir örnektir. Cesaret ve destek için bir örnektir dedi.

Diyanet İşleri Başkanlığı ve Papalık Dinlerarası Diyalog Komisyonu arasındaki iyi ilişkiler ve işbirliğinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Papa Franciscus, Umut ediyorum ki herkesin iyiliği için çalışmalarına devam ederler ve daha da pekiştirirler. Çünkü gerçek diyalog için her bir girişim, barış, güvenlik ve refah ihtiyacı içinde olana dünya için bir umut olmaktadır ifadelerini kullandı.

Papa Franciscus, görüşme için Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez ve çalışma arkadaşlarına teşekkür etti.

Temaslarını tamamlayan Papa Vatikan Büyükelçiliğine geldi

Papa Franciscus, bugünkü temaslarının ardından geceyi geçireceği Vatikan Büyükelçiliğine geldi.

Papa Franciscus'un Vatikan Büyükelçiliğine gelişinde Filipinli bir grup, Papa'ya sevgi gösterisinde bulundu. Papa, yarın sabah İstanbul'a gidecek.

İstanbul'da Ayasofya Müzesi ve Sultanahmet Camisi'ni gezecek Papa Franciscus, Şişli'deki Saint Esprit (Kutsal Ruh) Katolik Kilisesi'ndeki ayine katılacak.

Papa, aynı gün Fener Rum Patrikhanesi'ni ziyaret edecek ve Patrik Bartholomeos ile özel bir görüşme yapacak. Papa Franciscus ve Patrik Bartholomeos, daha sonra Aya Yorgi Patrikhane Kilisesi'nde dua edecek.

Papa Franciscus, ziyaretinin son günü 30 Kasım'da, tekrar Fener Rum Patrikhanesi'ne gidecek ve Bartholomeos ile ortak bir deklarasyona imza atacak, birlikte öğle yemeği yiyecek.

İstanbul'daki temaslarının ardından Papa Franciscus, akşam saatlerinde Türkiye'den ayrılacak.

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Karadenizli esnaf Türk lirasına sahip çıkıyor
Türkiye
Ek iş olarak başladılar, 20 tonluk üretime ulaştılar
Dünya
Haydi Müslümanlar, şimdi !!!

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu