Akdeniz'i bize kimse kapatamaz

Akdeniz'i bize kimse kapatamaz


AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, çok yoğun bir 15 gün sonrasında yeniden buluştuklarını söyledi.

İç reformlar, dış temaslar, yurt içi seyahatlerle dolu, AK Parti felsefesini yansıtan iki hafta geçirdiklerini ifade eden Davutoğlu, geçen hafta yurt dışında olması nedeniyle grup toplantısı yapamadıklarını anımsattı.

Dün Öğretmen Günü olduğuna işaret eden Davutoğlu, 81 ilden gelen meslektaşlarıyla buluştuğunu, kucaklaştığını belirtti. Davutoğlu, ülkenin her köşesinde, gelecek nesillerin yetişmesi için gece gündüz çalışan öğretmenleri tebrik ederek, Öğretmenler Günü'nü kutladı, başarılar diledi.

Başbakan Davutoğlu, 12 yıllık iktidarları döneminde milli eğitime önem verdiklerini dile getirerek, Milli Eğitim Bakanlığı'nın bütçeden aldığı payın, bakanlıklar arasında hep ilk sırada yer aldığını vurguladı. Davutoğlu, Milli sıfatı, sadece iki bakanlıkta var; Milli Eğitim ve Milli Savunma. Bu şu demek; bir ülkenin savunması, bir ülkenin istikbali ancak eğitim ile sağlanabilir. Eğitimini teminat altına alan milletler, aslında bekalarını da teminat altına alırlar. Eğitimi ihmal edenler, ne kadar güzel programlar hazırlamış olurlarsa olsunlar, o programlar, projeler kağıt üzerinde kalır, uygulamaya geçemez. 62. Hükümet programında, yeni hamle dönemi başlatırken en temel esas olarak, insan kaynağının etkin ve verimli değerlendirilmesi anlayışını temel ilke olarak kayıtlara geçirdik" diye konuştu.

İktidarı devraldıklarında 458 bin 496 olan öğretmen sayısının, şu anda 851 bin 854 olduğunu bildiren Davutoğlu, öğretmen kadrosunu neredeyse iki kat artırdıklarını kaydetti. Davutoğlu, ocak ayında eğitim seferberliğinin güzel kadrosuna, 15 bin yeni öğretmen daha atayacaklarını ifade etti.

İnsan hakları reformu

Başbakan Davutoğlu, iç reform bağlamında önemli bazı projeleri, geçen 15 gün içinde tamamladıklarına işaret ederek, iş sağlığı ve güvenliği paketini, Avustralya ziyaretinin öncesinde açıkladığını anımsattı. Davutoğlu, işçi, emekçilerin iş sağlığı ve güvenliğini teminat altına almaya kararlı olduklarını belirterek, bu çerçevede Madencilik Yasası ile ilgili değişiklikleri de içeren taslağı tamamladıklarını, bunu da önümüzdeki günlerde TBMM gündemine taşıyacaklarını söyledi.

Kişisel verilerin korunması konusunda insan hakları bağlamında son derece önemli bir kanunu, Genel Kurul'da görüşeceklerini kaydeden Davutoğlu, Kişisel verilerin korunması kanunu son dönemde birilerinin saptırmaya çalıştığının aksine, AB normlarına göre kişilerin, kendi özel bilgilerinin korunması ve hiçbir kurum ya da kişinin, herhangi bir tarafın bu verilere ulaşımının engellenmesi, erişimin ancak kişilerin rızasıyla sağlanmasını temin eden tam bir insan hakları reformudur. Bu da insan haklarına dayalı siyaset anlayışımızın bir karşılığı olarak memleketimize, milletimize hayırlı olsun diye konuştu.

İç güvenlik ve özgürlüklerin korunması reform tasarısı

İç güvenlik ve özgürlüklerin korunması reform tasarısını da dün Meclis'e sunduklarını anımsatan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

Bununla sağlamak istediğimiz temel amaç insan hakları ve özgürlüklerin korunması için onun ayrılmaz bir parçası olan ve zemini teşkil eden güvenlik şartlarının sağlanmasıdır. Bu açıdan iç güvenlik ve özgürlüklerin reformu hayata geçtiğinde hem vatandaşlarımızın günlük hayatıyla ilgili devrim mahiyetinde değişimler yaşayacağız hem de toplantı ve gösteri özgürlüklerini istismar ederek, aslında toplantı ve gösteri özgürlüğünü yok etmeye çalışan vandallara karşı da en etkin tedbirlerin alınması sağlanacak.

Bu fark, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin farkıdır

Davutoğlu, konuşmasında Avustralya ve Filipinler ziyaretlerine de yer verdi.

Avustralya ziyaretinin temel amacının, 1 Aralık'ta dönem başkanlığını üstlenecekleri G-20 Zirvesi'ne katılmak olduğunu belirten Davutoğlu, son derece önemli bir zirve olduğunu söyledi. Davutoğlu, Çünkü küresel ekonomik kriz sonrasında liderler düzeyinde toplanan G-20 şu anda dünya ekonomisine hakim olan durağanlığın nasıl aşılması gerektiği konusunda temel meselelerin tartışıldığı bir platform dedi.

Başbakan Davutoğlu, basına kapalı, sadece liderlerin katıldığı oturumda, küresel ekonominin sorunlarını tartıştıklarını, nasıl aşılabileceğini ele aldıklarını anlattı. Türkiye'nin bu küresel ekonomik açmazın aşılmasındaki görüşünü diğer liderlerle paylaştığını ifade eden Davutoğlu, bu oturumda Türkiye'nin ekonomik başarısı, küresel krize karşı aldığı önlemler bağlamında üç hususu vurguladığını söyledi. Bu hususların, bundan sonraki başarılarının da habercisi olduğunu ifade eden Davutoğlu, şunları kaydetti:

Bu hususlardan birincisi siyasi istikrar. O masada olanlar arasında, iktidar partisi olarak en uzun dönemli iktidarı  biz temsil ediyorduk. 12 yıllık iktidarın geride bıraktığımız başarılarının temsil gücüyle görüşlerimi açık yüreklilikle paylaştım. Aslında küresel ekonomik kriz sonrası döneme baktığımızda,  2008'den bu yana özellikle Avrupa'da, bazı ülkelerde 4, bazı ülkelerde 5, benim dışişleri bakanlığım döneminde 7 dışişleri bakanının değiştiğine şahit oldum, aynen 1990'lı yılların Türkiye'si gibiydi, dünya son 5-6 yıl içinde. Bir ülke vardı ki farklıydı; o ülkede 12 yıl küresel ekonomik krize rağmen aynı siyasi kadro, bu küresel ekonomik krize karşı tedbirler almış ve ülkeyi kalkındırmıştı. Bu fark Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin farkıdır.  Bu farkı oluşturan AK Parti kadrolarıydı, gurur duyuyorum. Önümüzdeki dönemde nice farkları gerçekleştireceğimiz konusunda da milletimize söz veriyorum.

Siyasi istikrarın devamı, o toplantıda da ortaya çıktı ki rasyonel ekonomik politikaların uygulanmasının, olmazsa olmaz şartıdır. Orta Vadeli Program, 10 yıllık program, sektörel dönüşümler dediğinizde bütün bu dönüşümleri, programları, projeleri düşünen, tasarlayan, plan haline döken irade ile onu gerçekleştiren iradenin aynı olması şarttır. Aksi halde ülke, 1990'lı yıllardaki gibi yaz-boz tahtasına döner. Biz 2023 derken, aslında bir güçlü iradeyi de milletimize, dünyaya ilan etmiş olduk. İnşallah 2023'e kadar bu kadrolar, bu farkı oluşturmaya devam edecekler ve daha sonrasında da.

Makro ekonomik istikrarı sürdüreceğiz

Davutoğlu, ikinci önemli boyutun makro ekonomik istikrar olduğunu vurgulayarak, sözlerini Siyasi istikrar olabilir ama siyasi istikrar içinde makro ekonomik istikrar temin edilmemişse, ekonomik göstergeler hem iç hem dış piyasaya umut ve güven vermiyorsa, güven unsuru yoksa, zaten siyasi istikrarı da muhafaza edemezsiniz, bu birbirine bağlıdır. Siyasi istikrar olmazsa makro ekonomik istikrar olmaz, makro ekonomik istikrar olmazsa siyasi istikrar zeminini kaybeder diye sürdürdü.

Başbakan Davutoğlu, makro ekonomik istikrarın, ülkede temsilcisi, uygulayıcısı ve teminatı olduklarını dile getirdi.

Zirvede muhatap oldukları, gelişmiş ülkelerde de gelişmekte olan ülkelerde de ortak özelliğin, makro ekonomik istikrar ve dünya ekonomisi konusundaki görüş ayrılıkları olduğuna işaret eden Davutoğlu, şunları kaydetti

Bazı ülkeler antienflasyonist politikaları öne çıkartırken, bazı ülkeler dünyada talep artırımını öne çıkaran görüşler beyan ettiler. Biz söz aldığımızda, bu ikisinin birlikte gerçekleştirilmesi halinde dünya ekonomisinin genişleyeceğini paylaştık. Çünkü bizim istediğimiz, dünyada talebin artmasıdır. Bu sağlanmadıkça dünya ticareti gelişemez. Yüzde 8 civarında gelişen dünya ticareti, son 3-4 yıldır yüzde 3 civarında gelişiyor. Bu bizim üzerimizde de baskı oluşturuyor ama antienflasyonist politikalardan taviz verilirse, bu sefer dünya ticareti öylesine iç denge sorunları yaşar ki gelişimini, ülkede rahat şekilde hissetme imkanımız olmaz.

Bundan sonra, önümüzdeki seçim döneminde ve daha sonra da Türkiye, bu ikisini birlikte yapmaya kararlıdır. Hem reel sektörü destekleyen, büyüten, özellikle dış talebe dayalı kalkınmayı sürdüreceğiz  hem de içerde bütçe, mali disipline dayalı makro ekonomik istikrarı ve antienflasyonist  politikaları da sürdüreceğiz.

Kurulan şirket sayısında artış 

Başbakan Davutoğlu, eylülde cari açığın 2.2 milyar dolar olduğuna işaret ederek, ilk 9 ayda cari işlemler açığının bir önceki yılın aynı dönemine göre 18,3 milyar dolar azalarak 30,8 milyar dolara gerilediğini kaydetti. Davutoğlu, ilk kez cari açıkta bu ölçüde düşüş trendi gördüklerini ifade ederek, ekonomilerindeki en kırılgan noktası olan cari açığa dönük olarak aldıkları önlemlerin sonuç verdiğini gösterdiğini söyledi.

Ekimde kurulan şirket sayısının, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 24,4 arttığını belirten Davutoğlu, şirket sayısının artmasının ekonomide canlanmanın ve özel sektörün ekonomiye duyduğu güvenin işareti olarak değerlendirildiğini vurguladı. Yüzde 24, 4 artışın, ekonomide yeni dönemle ilgili ümitli beklentilerin yaygınlaştığını gösterdiğini kaydeden Davutoğlu, yılın ilk 10 ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre açılan şirket sayısının yüzde 18,5 arttığını, kapanan şirket sayısının yüzde 11,2 gerilediğini anımsattı. Davutoğlu, bunun da  ekonomide canlılık işareti olarak önemli olduğunu dile getirdi.

Ocak-Ekim döneminde 47 bin 495 şirket kurulurken, kapananların çok daha düşük düzeyde kaldığını ifade eden Davutoğlu, bu olumlu seyri kararlılıkla politikalarında sürdüreceklerini anlattı.

Ekonomimiz kalkınmayı sürdürecek

G-20 Zirvesi'nde vurguladıkları 3. hususun yapısal reformlar olduğunu belirten Davutoğlu, sadece Türkiye ve Meksika'nın kapsamlı reformlar açıkladığını anımsattı. Davutoğlu, "9'unu açıkladık, 8 makro ekonomik dönüşüm programı ile 8 sosyal dönüşüm programlarını da inşallah önümüzdeki günlerde açıklayacağız. Dünyada ne seyrederse seyretsin, ne krizler yaygınlaşırsa yaygınlaşsın, biz bu milletten güç aldıkça, ekonomimiz kalkınmayı sürdürecek. İnsani kalkınmanın temel taşlarını dokumaya, döşemeye devam edeceğiz diye konuştu.

Dönem başkanı olarak takip edecekleri politikaların esaslarını liderlerle paylaştığını söyleyen Davutoğlu, KOBİ'lerin önemi ve istihdam artışı ile küresel ekonomideki eşitsizliğin ortadan kaldırılması için G-20 üyesi ülkeler ile en gelişmiş ülkeler arasında köprü rolü oynayacak bir misyonun yerine getirilmesine önem vereceklerini anlattı.

Eşitsizlik piramidini tersine çevirmek

Başbakan Davutoğlu, şunları söyledi:

İster iç ister dış siyaset, ister bölgesel ister küresel siyaset, ister ekonomik alan olsun ister kültürel, siyasi alan, bizim siyasetimizin bir tanımı olacaksa o vicdan siyasetidir. Onun için  G- 20 ülkelerinin, dünyanın en büyük ekonomisine sahip ülkelerin başkanlığını yaparken dünyanın en az gelişmiş ülkelerinin de temsilciliğini üstleneceğiz.  Önümüzdeki dönemde dünyadaki eşitsizlikleri ortadan kaldıran bir yaklaşımı benimseyeceğiz. Orada da enerji konusu konuşulurken dile getirdim, dünyada insanlık nüfusunun 5'te 1'i elektriğe ulaşamıyorsa, bütün sahra güneyi Afrika'nın toplam elektrik tüketimi neredeyse New York'a eşitse, o dünyada adaleti ikame etmek mümkün olmaz. Artık dünyadaki eşitsizlik piramidini tersine çevirmenin vakti gelmiştir.  Uluslararası sorunlarda vicdanın sesi olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, önümüzdeki yıl dünya ekonomisinin de vicdanının sesi olmaya kararlıdır.

Bu zirvede ayrıca başta Başkan Obama olmak üzere hemen hemen bütün liderlerle ikili, çok taraflı görüşmelerde biraraya geldik. Bu görüşmelerde  de Türkiye'nin uluslararası sorunlarla ilgili kanaatini muhataplarımla paylaştım. Özellikle Suriye, Irak bağlamında, bölgemizde yaşanan gelişmelerle ilgili kanaatlerimizi değerlendirme imkanı bulduk. Her vesileyle mülteciler sorunu başta olmak üzere insani çağrımızı sürdürdük.

Avustralya'dan sonra başbakanın davetlisi olarak Filipinler'i ziyaret ettiğini anımsatan Davutoğlu, bu ülkeyi ziyaret eden ilk Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olma onuru yaşadığını anlattı.

Davutoğlu, iki ülkenin diplomatik ilişkilerinin 65. yılı olduğuna işaret ederek temasları hakkında bilgi verdi.

Akdenizi bize kimse kapatamaz

Davutoğlu, (Güney Kıbrıs Rum yönetimi) Müzakereyi iyi niyetli yürütürlerse iyi niyetli muhatap bulurlar ama müzakereleri uzatıp bu arada Kıbrıs'ın güneyinde, Kıbrıslı Türklerin de hakkının olduğu alanlarda petrol, doğalgaz arayıp buradaki doğal kaynakları tekellerine almaya kalkarlarsa bilsinler ki buna da izin vermeyiz. Doğu Akdeniz aynı zamanda bizim denizimizdir, Akdenizi bize kimse kapatamaz ifadelerini kullandı.

Hiçbir Iraklı kardeşimize etnik, mezhebi, dini kimliği perspektifinden bakmayız

Davutoğlu, son dönemlerin en önemli ziyaretlerinden birini Bağdat'a gerçekleştirdiğini belirterek, Irak'ın Türkiye'nin hem dostu hem kardeşi hem önemli stratejik ortağı olduğunu söyledi. Davutoğlu, Irak söz konusu olduğunda biz hiçbir Iraklı kardeşimize etnik, mezhebi, dini kimliği perspektifinden bakmayız. Kut'ül Ammare'den bakarız. İşgalcilere karşı bizim dedelerimizle omuz omuza veren Şii, Sünni, Arap, Kürt, Türkmen bütün o kardeşlerimize Kut'ül Ammare perspektifinden bakarız. Yanyana şehit düşen ortak tarih perspektifinden diye konuştu.

Bağdat ziyaretindeki görüşmelerini anlatan Davutoğlu, Irak Başbakanı Haydar Abadi ile detaylı görüşmeler yaptığını bildirdi. Davutoğlu, "Hani birileri 'nerede o eski ortak kabine toplantıları' diyordu ya belki üzülecekler ama Türk ve Irak halkının çok sevineceği bir haberi buradan vermek istiyorum. İnşallah Türkiye ile Irak arasında 2009'da kurulan yüksek düzeyli stratejik ortak kabine toplantısının bir yenisini 24-25 Aralık tarihlerinde Türkiye'de gerçekleştireceğiz dedi.

Her zaman Türkiye ile Irak'ın dostluğu baki arada çıkabilecek sorunlar konjonktüreldir dediklerini ifade eden Davutoğlu,  Irak'ta son dönemde yaşanan etnik ve mezhebi farklılıklarla ilgili görüş beyan ettiğimizde dostça  kardeşçe ve bir ayrım gözetmeden beyan etmiştik. Şimdi Bağdat'ta gördüğüm gibi ortak bir tehdit karşısında bütün o kardeşlerimizin, siyasi liderlerin bir platformda buluşmuş olması ve ilk defa Irak'ta herkesin elini taşın altına koyduğu bir hükümet yapısının ortaya konulmasından en fazla memnun olan da biz olduk şeklinde konuştu.

Irak'taki görüşmeleri

Davutoğlu, 12 saatte 17 farklı görüşme gerçekleştirdiğine dikkati çekerek, görüşmelere ilişkin şunları söyledi:

Irak Cumhurbaşkanı sayın Fuat Masum ile görüştüm. Meclis Başkanı Selim Cuburi ile  görüştüm. Cuburi ile birlikte Irak Meclis'te temsil edilen bütün Iraklı siyasi partinin temsilcileriyle yaklaşık 1.5 saate varan bir beyin fırtınası yaptık. Görüşmlerimizi paylaştık. Eski başbakanlardan sayın Allavi ile görüştük. Eski Meclis Başkanı ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı sayın Allavi ve sayın Nuceyfi ile ayrı ayrı görüştük. Biri Şii diğeri Sünni. Ama bizim dostluğumuzda hiçbir fark yok. Irak'taki Şii geleneğin en önemli ailelerinden olan ve bugün de Irak'ta en etkili siyasi gruplardan birini oluşturan  Şii Irak İslam Yüksek Konseyi Başkanı Ammar el-Hakim ile görüştük. Erşat Salihi'nin başkanlığındaki Türkmen heyetiyle uzun, dostça, kardeşçe hasret giderdiğimiz bir görüşme yaptık.

Bütün bu görüşmelerden sonra tekrar sayın Haydar Abadi ile biraraya gelip, görüşmelerdeki intibalarımı paylaştım. Dostça, kardeşçe gece 12 civarında sarılarak ayrıldık.

Görmek istedikleri tablonun bu olduğunu ifade eden Davutoğlu, şöyle devam etti:

Eğer Irak'ta olduğu gibi Kürt cumhurbaşkanı, Şii başbakan, Sünni başbakan yardımcısı, Sünni meclis başkanı, Sünni, Şii, Kürt, Türk, Arap  cumhurbaşkanı yardımcıları, siyasi parti grup liderleri yanyana bir resim verdiklerinde bizim özlediğimiz Ortadoğu tablosu çıkar. Biz hiçbir zaman herhangi bir etnik ve mezhebi diğerine karşı desteklemedik. Mezhepçilik ve etnik ayrımcılık fitnesine hep karşı durduk, dik durduk. Fakat kime karşı çıktık? Hangi etnik kökenden hangi mezhepten hangi dinden olursa olsun zalimin de karşısında kararlı şekilde durduk, durmaya devam ederiz.

Irak aynı zamanda Türkiye'nin en önemli ticaret ortağı

Irak'ın aynı zamanda Türkiye'nin en önemli ticaret ortağı olduğunu vurgulayan Davutoğlu, Türk iş adamlarına seslenerek, Sayın Abadi bunu benden rica ettiği için bir kez daha sesleniyorum; kaygıları, tereddütleri bir kenara bırakarak Irak'ın yeniden yapılandırılması için lütfen seferber olunuz. Basra'dan Erbil'e, Musul'dan Kerkük'e, Diyala'dan Ammar'a kadar Irak'ın her bir toprağında bizim şirketlerimizin, emekçilerimizin, bizim milletimizin alınterini görmek istiyoruz. Eminim ki Irak'taki her bir şehirde sizleri kucaklayarak dostça bağrına basacaktır dedi.

Davutoğlu, Türk ve Irak ekonomilerinin gelecek dönemde gittikçe daha artan bir hızda entegre olacağını söyledi.

Daha sonra Bağdat'tan Erbil'e geçtiğini, bunun da kritik bir ziyaret olduğunu belirten Davutoğlu, Mesud Barzani ve Neçirvan Barzani ile hem Irak'taki siyasi gelişmeleri değerlendirdiklerini hem de IŞİD tehdidi sonrasında ortaya çıkan bölgesel konjonktürü ele aldıklarını aktardı. 

Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi'ni Irak'ın bir parçası olarak ve Türkiye'nin sınırdaşı, akrabası, dostu, kardeşi olarak gördüklerini ve şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da desteklemeye devam edeceklerinin altını çizen Davutoğlu, Çünkü oranın istikrarı Türkiye'nin istikrarı için önemlidir. Çünkü oranın refahı kalkınması Türkiye'nin ekonomisi için önemlidir" şeklinde konuştu.

Gaziantep ile Halep arasında hızlı tren gidip gelecekti

Gece saat  2-2.5 civarında Erbil'e indiğini kaydeden Davutoğlu, şunları kaydetti: Havaalanından şehre, otele giderken her yerde Kayseri, Yozgat, Bursa gibi bizim şirketlerin tabelalarıyla dolu sokaklardan geçtik. Eğer Erbil'e inmiş olduğunuzu bilmeseniz, bir an sadece tabelalara baksanız 'herhalde Türkiye'de bir yere indik' diye düşünürdünüz. İşte biz bunu istiyoruz. Ekonomi üzerinden sınırlara saygı göstererek bütün Ortadoğu'nun birbirine entegre olmasını, birbiriyle bütünleşmesini istiyoruz. Rüyamız, hayalimiz bu. Eğer Beşşar Esad bizi dinleyeseydi Halep'te böyle olacaktı, refah içinde olacaktı. Yıkım içinde değil. Kendi uşakları tarafından tahrip edilmiş olmayacaktı. Eğer kendi halkına savaş açmamış olsaydı şu anda Gaziantep ile Halep arasında mülteciler gidip gelmeyecekti, hızlı tren gidip gelecekti. Bunun planlamasını yapmıştık. 

Şimdi bizim bu hedeflerimiz ve vizyonumuzu anlayamayanlar Türkiye'nin Ortadoğu politikasını eleştirmeye kalkıyorlar. Biz bu bölgeyi, bu medeniyet havzasını yeniden inşa etmek için her türlü çabayı gösterdik. Birileri de yıkmak için gösterdiler. Bunun hesabını soracak olanlar Halep ile Gaziantep arasında gönül köprüsü kurmaya çalışan bizleri değil, 4 yıldır Halep gibi o güzide şehri havadan, karadan toplarla, Scud füzeleriyle vuran zalimlerden hesap sormalı. Bir gün Halep kurtulacak, bir gün Suriye ayağa kalkacak. İnşallah o gün geldiğinde biz aynen Irak'ta olduğu gibi ortak kabine toplantısı tekrar yapacağız. Ne Suriye'yi ne Irak'ı ne de diğer kardeş ülkeleri IŞİD benzeri teröre de, Esad benzeri zalimlere de terketmeyeceğiz. Elimizden gelen gayreti göstereceğiz, bu kardeşliği de daim kılacağız.

Erbil ve Duhok ziyareti

Bu görüşmeler dışında 2 önemli ziyarette bulunduğunu aktaran Davutoğlu, bu ziyarete ilişkin olarak şunları anlattı:

Birisi Bölgesel Kürt Yönetimi'nin -ki Irak ordusunun asli unsurudur,  Anayasaya göre kimse bunu başka yere çekmesin ve 90'lı yıllarda da bizim o zaman terör örgütüne karşı verdiğimiz mücadelede TSK ile omuz omuza çarpışmıştır Peşmergeler. 95, 96 yıllarını hatırlatırım. Şimdi de Irak anayasasının, Irak savunma sisteminin bir parçasıdır. Yeni Irak Savunma Bakanı Sünni Araptır, yeni Genelkurmay Başkanı da Kürt'tür. Bu da güzel bir kompozisyon. Bu dostlarımıza Kuzey Irak'ın güvenliği ve IŞİD terörüne karşı da o güvenliği temin etmek için TSK'nin eğitim verdiği alanı ziyaret ettik. Orada TSK mensuplarımızın gösterdiği disiplin, profesyonelce askerlik ve hemen hemen Kuzey Irak sathını bütünüyle tanımaları ve gördüğüm kararlı tutum dolayısıyla orada görev yapan bütün subaylarımızı, astsubaylarımızı, erlerimizi tebrik ediyor, alınlarından öpüyorum. O zor şartlarda hem bizim sınır güvenliğimizi hem de Irak'ın birlik, beraberliğini  ve Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi'nin istikrarını temin etmek için çaba sarfediyorlar. Çok büyük bir mutluluk duydum, onur duydum, gurur duydum. Helikopterlerimizle neredeyse Kuzey Irak sathını doğudan batıya, kuzeyden güneye 4 saat içinde geçtik. Bizim oradaki subaylarımız her bir dağı her bir tepeyi tanıyordu. Çünkü bizim için bu önemli. Hiç kimsenin toprağında gözümüz yok. Bizim bu aziz vatanımız bize yeter. Tek istediğimiz şey sınırlarımızın ötesinde barış ve huzurun olması. Ama oraları kendi kaderine de terk edemeyiz. Oraları kendi kaderine terk edersek biz de Anadolu topraklarında rahat oturamayız.

Sonra Duhok'a gittim ve bir kampımızın üzerinden geçtim ikinci kampımızda indim. AFAD'ın IŞİD teröründen kaçan Türkmenler ve Ezidi'ler için açtığı kamplar. Havadan gördüğünüzde bile orada bizim devletimizin, milletimizin şefkatini ve disiplinini görüyorsunuz. Tertemiz kamplar. O dağların arasında beyaz melekler gibi örtüler, çarşaflar... Helikopterden baktığınızda yüzlerce kamp, binlerce insan. Helikopkteri gördüğünde el sallayarak koşuşan kimisi Türkmen kimisi Kürt kimisi Arap kimisi Ezidi çocuklar. Kampa indiğimde güzel bir sürprizle de karşılaştım Duhok Valisi. Kendisi yeni atanmış ve benim eski öğrencim. 20 sene önce öğrencimdi, şimdi Duhok Valisi. Onu da sarılarak gözlerinden öptüm. 20 sene önce Malezya'da onu okuturken ve onun gibileri 'bir gün inşallah sizler bizim makus talihimizi, hangi ırktan,hangi kavimden hangi etnik ve mezhebi kökenden olursa olsun doğunun makus talihini yeneceksiniz' diye okutmuştuk. Gurur duydum. 'Hocam' diye sarıldı. Orada ne ben Türktüm ne o Kürttü, hepimiz insandık. Ben hocaydım, o talebeydi  ve hepimiz bu toprakların çocuklarıydık. İşte görmek istediğimiz tablo bu.

Davutoğlu, AFAD yetkililerine, emek sarfeden bütün kurumlara ve sivil toplum kuruluşlarına teşekkür ederek, Onların bu şefkati, bu merhameti bizim gurur kaynağımızdır" ifadesini kullandı.

Geride bırakacağımız sadece kardeşlik, sadece insanlık olmalı

Davutoğlu, konuşması sırasında partililerin şiir okuması üzerine, Sözler üstada ait olunca kesmek ayıp oluyor. Üstadı rahmetle anıyoruz. Onun büyük doğusu bir gün doğacak. Kim ne derse desin güneş doğudan doğacak ve büyük doğu batıyla buluşmak üzere doğacak dedi.

Davutoğlu, Cuma namazına Erbil'in büyük bir camisine gittiklerini belirterek, burada hocanın kendilerinin gittiğini görerek hutbesini Kürtçe, Arapça ve Türkçe okuduğuna dikkati çekti. Başbakan Davutoğlu, şunları söyledi:

Kürtçe konuşurken de anlamaya çalıştım, Arapça'yı zaten anladım. Türkçe, bizim dilimizde döndü ve Yunus Emre'yi okudu. 'Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım, sevelim sevilelim, bu dünya kimseye kalmaz.' İşte bizim istediğimiz bu. Horasan'ın Yunus Emre'sinin güzel Türkçe'sini bir Kürt hoca efendi Erbil'de okuyorsa bir Türk hoca buralarda Kürtçe bir deyişle Faki-yi Tayran'dan, Ahmed-i Hani'den bir şeyler okuyorsa işte barışın yolu budur.  Dilleri yasaklayarak, efendim baskıları artırarak, birilerinin arasındaki psikolojik bariyerleri tırmandırarak kimse bu dünyada kalamaz. Yunus'un dediği gibi bu dünya kimseye kalmaz. Geride bırakacağımız sadece kardeşlik, sadece insanlık olmalı. O camiden çıktığımızda da her dilden kardeşlerim kucaklayarak, sarıldılar. Kendimi Konya'da mı tahayyül ettim, Erzurum da mı, Kayseri de mi farklı değil. İstediğimiz tablo bu.

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Doğan'ın şantaj itirafı
Türkiye
Şırnak'ta terör mağduru ailelere destek
Dünya
İsrailliler Netanyahu'nun heykelini yıktı

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu