Tarih önünde sorumluğumuz var

Tarih önünde sorumluğumuz var


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Biz, yeni şeyler yapmak, demokrasimizi geliştirmek zorundayız. Bizim tarih önünde sorumluğumuz var. Çocuklarımıza karşı sorumluluklarımız var. Dünyaya ve bölgemize karşı sorumluluğumuz var. Eğer bunu yapabilirsek, çok başarılara imza atmış oluruz dedi.

Kılıçdaroğlu,  Atatürk Kültür ve Sanat Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen partisinin Eskişehir Bölge Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, güzel bir pazar sabahı, bir salonda toplandıklarını kaydetti.

Amacımız güzel Türkiye'yi nasıl inşa ederiz, çocuklara güzel bir Türkiye'yi nasıl bırakırız, iyi yönetilmeyen bir Türkiye'yi nasıl iyi yönetilir hala getiririzdir" diyen Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

İşsizlikten bağrı yanan işsizlere nasıl iş olanağı sağlarız. Aldığım aylıkla geçinemiyorum' diyen emekliye 'merak etme aldığın aylıkla geçinebileceğin günler uzak değildir' diyeceğiz. Asgari ücrete mahkum edilen, hiçbir güvencesi olmayan, taşeronun yanından bekleyen işçiye omuz olacağız. Onun için bu salonda toplandık. Eskişehir'de toplanmanın ayrı bir ayrıcalığı var. Cumhuriyet Halk Partili bir büyükşehir belediyesinin yönettiği Eskişehir, Bursa ile Ankara arasında doğan bir güneş gibi Anadolu'yu aydınlatıyor. Tarihi belki Bursa kadar görkemli değil, Ankara gibi başkent de değil ama son yıllardaki atılımıyla Bursa'yı ve Ankara'yı gölgede bırakan bir kent, Eskişehir.

Bütün yurttaşlarıma açıkça şunu söylemek isterim. Ankara'yı kim yönetiyor, Bursa'yı kim yönetiyor ve Eskişehir'i kim yönetiyor? Anadolu'nun bozkırında görkemli bir kent yaratıyorsanız, plajları olan bir kent yaratıyorsanız, 77 milyon yurttaşımın oturup düşünmesi gerekiyor. Demek ki bunlar yapılabiliyor, demek ki bunları yapabilecek siyasal irade var. Kim o siyasal irade, ona bakacaksınız. Fazla uzağa gitmeye gerek yok. Tarihinize bakacaksınız. Geleceğe bakacaksınız. Partilerin söylemlerine bakacaksınız ve göreceksiniz ki o parti, Cumhuriyet Halk Partisi'dir.

İslami kesim, yolsuzluğun farkında

Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet Halk Partisi'nin temel bir felsefesinin bulunduğunu, onun da halkına hesap vermek olduğunu vurguladı.

İktidar sahiplerinin halktan topladıkları vergileri harcadığını anlatan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

Harcıyorlarsa, vergiyi ödeyen asli unsura hesap vermek zorundadır. Şimdi ben 77 milyon yurttaşıma tekrar bir soru soruyorum. 12 yıllık süre içinde senin ödediğin vergilerin sana hesabını veren bir siyasal iktidar gördün mü? Görmediysen demokrasi açısından ben de düşüneceğim, sen de düşüneceksin. Demokrasinin çıkış kaynağı, benim ödediğim vergilerin nereye harcandığını sormakla başlar. 17 Aralık, 25 Aralık yolsuzluklarını asla unutmayacağız ve unutturmayacağız, herkes bunu böyle bilsin. Sayın Davutoğlu'nun bir danışmanı var, Etyen Mahçupyan, 'İslami kesim, yolsuzluğun farkında' diye bir açıklama yaptı. İslami kesim, yolsuzluğun farkında. Onun söylemiyle şu soruyu soruyorum, onun tanımladığı İslami kesime şu soruyu soruyorum. Sizin inançlarınızdan asla endişe duymuyorum. Sizin inançlarınıza hep saygı gösterdim, saygı göstermeye de devam edeceğim. Benim anlamadığım bir soru var. Bana çocukluğumdan beri öğrettiler, bütün arkadaşlarıma da öğrettiler, kul hakkı yemenin en büyük günah olduğunu söylediler. Kul hakkı yiyenin toplumdan dışlanması gerektiğini de söylediler. Kul hakkı yemek günahsa, sen kul hakkı yiyenlere neden oy verdin? Çıkıp, ona bunu açıklamaları lazım. Cumhuriyet Halk Partisi olarak 'hesap vereceğiz, her kuruşun hesabını vereceğiz, kul hakkı yemeyeceğiz, asla ve asla yolsuzluk yapmayacağız, her kuruşu halk için harcayacağız' diyoruz. 'Bu güzel topraklar da hiçbir çocuk, yatağa aç girmeyecek' diyoruz, CHP'nin iktidarında. Bütün bu ülkenin yanında Cumhuriyet Halk Partisi var.

Bunun hesabını soracağız

Kılıçdaroğlu, 4 bakanın görevinden istifa ettiğini hatırlatarak, şöyle devam etti:

4 bakanı korudular. Dönemin Başbakanı şu açıklamaya yaptı, 'Siz lütfen istifa edin ve beni koruyun'. Bunlardan birisi çıktı dedi ki, 'Talimatı sen verdin, istifa etmesi gereken birisi varsa o da sensin. Ben niye istifa edeyim'. Bugünkü gazetelerde haberlere herhalde okudunuz. Rıza Zarrah'ın kuryesi diyor ki, 'Ankara'ya çok para taşıdık'. 17 Aralık dosyasını kapatan savcıya soruyorum, yandaş savcıya, AKP savcısına soruyorum, 'Çok paraları Ankara'ya taşıdık' diyen birisi  o paraları kimin için ve ne için taşımıştır? Sen dosyayı kapattın, biz bu dosyayı kapattırmayacağız. Sen belki bir yerlere geleceksin, seni taşıyacaklar ama asla şu unutma, senin çocukların seninle asla övünmeyecekler ve senin adını hiç anmayacaklar çünkü utanacaklar, babası 'yolsuzluk dosyaları kapattı' diye utanacaklar. Çocuklarına bu kadar ağır bir miras bıraktın. Bu mirasın altında ezileceksin. Ankara'ya çuvallarla para taşıyorsun, paraları kime veriyorsun, paraları kim alıyor, bundan kimler besleniyor? Bunun hesabını soracağız. Hepimiz bunları biliyoruz.

Adalet ve Kalkınma Partisi'ne oy veren saygı değer yurttaşlarıma sesleniyorum diyen Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

Davutoğlu'nun danışmanı bile 'İslami kesim, yolsuzlukların farkındadır' diyor. O İslami kesimden benim hesap sormam, benim onları sorgulamam gerekiyor. Müslümanlık bu değildir. Müslümanlık hırsıza prim vermek değildir. Müslümanlık harama ortak olmak değildir. Müslümanlık yolsuzluk dini değildir. Siyaseti ahlaklı, adaletli yapmak zorundayız. Bunun için buradayız. Yine Adalet ve Kalkınma Partisi'ne oy veren saygı değer yurttaşlarıma, sesleniyorum. Elinoğlunun neler yaptığını televizyonlardan izliyoruz. Milyarlarca kilometre ötede kuyruklu yıldıza, uzay aracı indiriyorlar. Halktan toplanan vergilerin nelere harcandığını görüyorsunuz. Bilimi, aklın zenginliğini öne çıkartıyorlar. Aklın özgürlüğünün nelere kadir olduğunu ortaya çıkartıyorlar. Biz ne yapıyoruz? Oturuyoruz, Beyefendi'ye bin odalı saray inşa ediyoruz. Kimin parasıyla? 'Kendi paranla yaptıysan israftır, milletin parasıyla yaptıysan haramdır' der Ebu Zer. O yüzden hepinizin oturup, yeniden karar vermesi gerekiyor. Bu soruları sormamın neden şu, bu ülkede birlik içinde, huzur içinde yaşayacaksak, bu ülkede ortak payda alanımızı genişleteceksek, bu ülkede herkesin işi olsun, herkesin aşı olsun, her ailede huzur olsun diye bir amacı gerçekleştireceksen, benim de senin de sorumluluğun var.

Bizim tarih önünde sorumluğumuz var

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, demokrasiyi geliştirmek istediklerine değinerek, şu ifadeleri kullandı:

Nasıl geliştireceğiz? Sen oy kullanırken, şu soruyu kendine sormalıydın, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin yeni adayını daha seçimlerden çok önce bir başka kişi, ağabeyi de söyledi 'yeni genel başkan budur' diye. Sen onun oyunu nasıl böyle bir önyargıyla içselleştirip ortaya koyarsın. Birisi söylüyor, 'bu kişi genel başkan', koşa koşa gidip oy veriyorlar. Dün Giresun'daydım. Giresun'da şunu söylüyorlar 'il ve ilçe başkanları seçimleri oluyor. İl ve ilçe başkanları seçimleri için önceden adayı belirliyorlar. Sensin. İtilaf çıkarsa Genel Merkeze çağrıyorlar, 'bu olacak, herkes sesini kessin'. Seçim yapılıyor, bir o çıkıyor. Muhalefet, karşı görüş asla yok. Bu demokrasi değil. O nedenle bizim işimiz zor. Biz, yeni şeyler yapmak, demokrasimizi geliştirmek zorundayız. Bizim tarih önünde sorumluğumuz var. Çocuklarımıza karşı sorumluluklarımız var. Dünyaya ve bölgemize karşı sorumluluğumuz var. Eğer bunu yapabilirsek, çok başarılara imza atmış oluruz.

Mahkemeye verdi ben haklı çıktım

Demokrasiyi içselleştirmeyenlerin toplumu kandırmak, aldatmak için yönlendirmek için 3 ayrı alana başvurduklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

Bir, etnik kimlik üzerinden siyaset yapanlar, iki inanç üzerinden siyaset yapanlar, üç yaşam tarzı üzerinden siyaset yapanlar, üçü de sağlıklı işleyen demokrasilerde yasaktır. Ama bizim ülkemizde yasak değildir. Bir dördüncü var ki. Bize özgü ve giderek gelişen bir alandır. Bu da halka yalan söylemektir. Tipik örneği geçen gün Beşir Atalay dile getirdi. Dedi ki 'G20'ye ilk kez Adalet ve Kalkınma Partisi girmiştir ve G20'yi biz oluşturduk. Oysa, G20'nin ilk oluşumu daha Adalet ve Kalkınma Partisi hiç gündem de yokken 1999 yılında oluşmuş ve Türkiye'de orda yerini almıştır. Beşir Atalay'ın söylemesi farklı bir anlamı var. Beşir Atalay aynı zamanda bir akademisyen, yani sözde bilim adamı, bilim insanı onun yalan söylememesi lazım en azından. Bilgili olması lazım. Halka yalan söyleyerek siyaset doğru bir siyaset değildir. Beşir Atalay'ın bir başka özelliği daha var, hatırlarsanız bel ki. 'Deniz Feneri' olayında evleri aranacak kişilere önceden telefon edip, haber veren Beşir Atalay, 'Polis gelecek, evlerinizi arayacak önlem alın' diyen kişidir. O nedenle biz Beşir Atalay'a biz 'köstebek bakan' demişizdir. Ben köstebek dediğim içim beni Mahkemeye vermiştir. 'Bana nasıl köstebek dersin' diye mahkemeye verdi. Ben haklı çıktım. Böylece onun köstebekliği yargı kararı ile tescil edilmiş oldu.

Örnek olabilecek bir Türkiye oluşmasını istiyoruz

Türkiye'de 2 milyon Suriyeli'nin bulunduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdü:

Olay sadece burada kalsa gene iyi. Dış politikada geldiğimiz tablo... 2 milyon Suriyeli var bizim topraklarımız da. Binlerce Suriyeli, Suriye'de öldürüldü. Nasıl öldürüldü?  İki tarafta Müslüman. İki tarafta, 'Allah, Allah' diye birbirine saldırıyor, öldürüyor. Birileri ellerini ovuşturuyor. Bu tablo Cumhuriyet Halk Partisi'nin kabul edebileceği bir tablo değildir. Kendi bölgemizde huzur istiyoruz. Kendi bölgemizde barış istiyoruz. Kendi bölgemizde bizim de etkin olabileceğimiz, örnek olabilecek bir Türkiye oluşmasını istiyoruz. Eğer bunu sağlayabilirsek sadece bölgemize değil bütün dünyanın barışına katkı vermiş olacağız. Olay budur. Bakın şimdi, 2 milyon Suriyeli mülteci var. Çalışma Bakanı açıklama yaptı, 'Onlara çalışmak için belge, ruhsat vereceğiz. İzin vereceğiz'. Türkiye'de 3 milyon çocuğumuz işsiz. Onlara iş bulmuyorsunuz. Suriyelilere diyorsunuz ki 'sana iş bulacağız'. O zaman bu toplumun vicdanına seslenmek zorundayım. Önceliği kime vermeliyiz?. 2 milyon Suriyeli bu topraklara hangi gerekçeyle geldi? Hangi dış politika, 2 milyon Suriyeli'nin Türkiye'ye gelmesine yol açtı. Bir o kadar da Ürdün'de var. Büyük dramlar yaşandı. Sorumlusu kim? O nedenle söylüyorum Türkiye'nin yeni bir yönetime ihtiyacı var.

Önce üreteceğiz sonra hakça bölüşeceğiz

Türkiye'nin yeni bir anlayışa ve huzura ihtiyacı olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin barışa ihtiyacı var ve yeni bir yönetime ihtiyacı var. Biz Türkiye'nin huzuru için çalışacağız. Ekonomisini güçlendireceğiz. Geçenlerde sayın Ali Babacan bir açıklama yapmış. 'Türkiye üretecek, ihracat yapacak ve kazanacak' diye, 12 yıl sonra üretim akıllarına geldi. Oysa biz baştan beri diyoruz ki önce üreteceğiz sonra hakça bölüşeceğiz. Üretimi ilk seslendiren biziz. Bizden örnek alıyorlar. Bizim projelerimizi de örnek aldılar. Ama kopyayı bırakın. Halkıma söylüyorum. Bırakın Türkiye'de üretim nasıl olurmuş, katma değeri yüksek ürünler nasıl üretilmiş. Üniversiteler bilgiyi nasıl üretirmiş, Türkiye dünyada nasıl saygınlık kazanırmış bunu hep beraber görelim. 12 yıl izin verdiniz, 12 yılda geldikleri nokta bu. Bize sadece 4 yıl için izin verin. 4 yıl için yetki verin. 4 yıl sonra göreceksiniz farklı bir Türkiye, saygın, AB'ye üyelik konusunda büyük adımlar atan bir Türkiye var. İşsizlik sorunu Türkiye'nin gündeminden düşecek. Bizim hedefimiz, amacımız bu. Bunu yapacağız. Ve sizlerden halkımızdan yetki istiyoruz. Ben çalışıyorum, sizde çalışacaksınız. Ben düşünüyorum, 77 milyon yurttaşım da düşünecek, çocuğunu da ailesini de düşünecek diye konuştu.

21'inci yüzyılın Türkiye'si bilgi toplumu olmak zorundadır

Bölge toplantılarının bir aile toplantısı niteliğinde olduğunu anımsatan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi?

Giresun, Ankara ve bugün Eskişehir'de yaptık. Bu toplantılarda yol haritamızı belirleyeceğiz. Aynı zamanda sivil toplum örgütleri ile de bir araya geliyoruz. Onları da dinliyoruz. Seçim bildirgemizi daha sağlıklı hazırlamak için. Onların CHP'den beklentileri nelerdir. Onun için. Bu toplantının ardından Eskişehir'de de sivil toplum örgütleri ile bir araya geleceğiz ve onları dinleyeceğim. Bir şeyden emin olmanızı istiyorum CHP varsa, halk için vardır. CHP varsa Türkiye için var. CHP varsa, çocuklarımız için, geleceğimiz, herkesin işi herkesi aşı olsun diye vardır. CHPvarsa, dürüst yönetim var demektir. Bu amaçla yola çıktık, bu amaçla çalışacağız. Bizim Türkiye'ye borcumuz var. Biz nasıl bu ülkede ulusal bağımsız savaşından sonra görkemli bir Türkiye'yi inşa ettiysek. 21'inci yüzyılın Türkiye'si, bilgi toplumu olmak zorundadır. O treni kaçıramayız. 21'inci yüzyılın Türkiye'si bilgi üreten, katma değeri yüksek ürünler üretmek zorundadır. O treni kaçıramayız. Bu treni yakalamak için hep beraber, kadın, erkek, çoluk, çocuk, genç, yaşlı hep beraber mücadele edeceğiz. Güzel Türkiye, huzurlu bir Türkiye için.

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Halep’te süresiz ateşkes zaruridir
Türkiye
Şırnak'ta terör mağduru ailelere destek
Dünya
Irak ordusu DEAŞ'a karşı halktan yardım istedi

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu