Güneydoğu'dan son saldırılara tepki

Güneydoğu'dan son saldırılara tepki


Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde son birkaç haftadır yaşanan ve 10'a yakın kişinin hayatını kaybetmesine neden olan saldırı ve infazlar tepkiyle karşılandı.

IŞİD bahasiyle yapılan izinsiz gösterilen ardından Hakkari ve Diyarbakır'da sokakta sivil olan güvenlik güçlerinin arkadan ateş edilmesiyle şehit edilmesi, Bingöl İl Emniyet Müdürüne yönelik silahlı saldırı, Bingöl'ün Karlıova ilçesinde HÜDA PAR üyesi bir vatandaşın uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesi, Şırnak'ın Cizre ilçesinde terör örgütü PKK'nın gençlik yapılanması Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi üyelerince 22 yaşındaki gencin ajanlık yaptığı gerekçesiyle öldürüldüğü iddiası bölgede tedirginlik yarattı.

Diyarbakır'daki sivil toplum kuruluşları, akademisyen ve siyasetçiler terör örgütü tarafından yapıldığı önü sürülen bu olaylara tepki gösterdi.

Bunlara tavır almak lazım

Dicle Üniversitesi (DÜ) Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vahap Coşkun, bu tür olayların toplumda gerginlik yarattığını, bu olaylardan dolayı insanların ciddi manada korku ve endişe yaşadığını söyledi.

Bölgede yaşanan son olaylar nedeniyle 1990'lı yıllara dönüş korkusunun yaşandığını belirten Coşkun, Sürecin ruhuna aykırı eylemler bunlar. Sürecin en önemli unsuru herhangi bir insan kaybının olmamasıydı. Bunların meydana gelmesi bu konuda ciddi kuşkuları gündeme getiriyor. Bu olaylara her kesimin doğrudan tavır alması gerekiyor diye konuştu.

Bunlara karşı çıkmak gerekiyor

Özgür-Der Diyarbakır Şube Başkanı Murat Koç ise sokakta insanların arkadan vurulması ya da insanların öldürülüp sokağa atılmasını bir güç gösterisi olarak değerlendirdiğini anlatarak, bu tür olaylarla PKK'nın gücünü göstermeye çalıştığını belirtti.

Ama bu kabul edilebilir birşey değil. Çözüm sürecinin en önemli unsuru insanların ölmemesiydi. PKK buna uymuyor. Çözüm sürecinin çatışmasızlık kararına uymuyor. Birine ajan birine astsubay diyor. Sokakta tamamıyla korku, yıldırma ve baskı altına alma anlamına gelecek taktiklerle insanlar öldürüyor" diyen Koç, bunların insan hakları açısından kabul edilebilir birşey olmadığını vurguladı.

Kürt sorunu bağlamında çözüm sürecinin ruhuna uygun olmayan olayların yaşandığını, buna karşı çıkmak gerektiğini dile getiren Koç, her kim olursa olsun bu olayların adının yargısız infaz olduğunu bildirdi.

HDP ve DBP'li siyasetçilerin buna tavır geliştirmemesi üzücü

Koç, şöyle devam etti:

Bunu devlet de yaptığı zaman karşısında duruyorduk, şimdi PKK yaptığı zaman da karşısında durmak gerekiyor. Dilediğine ajan, dilediğine kontra diyerek infaz etme hakkı, böyle bir hak yoktur zaten, kim yaparsa yapsın bu bir yargısız infazdır. Yıllarca PKK bundan mağdur olduğunu iddia ediyordu. 1990'lı yıllarda devletin yaptığını şimdi PKK yapmaya çalışıyor. Bunları da üstleniyor. Çözüm sürecinden yana olduğunu, çatışmaların bitmesi, özgürlük alanlarının genişlemesi, insanların rahatça yaşamasını iddia eden HDP ve DBP'li siyasetçilerin buna tavır geliştirmemesi üzücü. Sivil siyasi muhataplar varolan bu korku ortamında sakin olunmasını sağlamalı. Bunlara tepki gösterilmedikçe bunların artmasından endişe duyuyoruz. Yargısız infaz olarak görüyoruz. Bunların karşısındayız. Bölgemizde Kürtlerin geleneğine de aykırı bu tür olaylar. Bir kişinin arkasından sıkmak ne Kürtlüğe ne Müslümanlığa ne insanlığa ne de bölgedeki geleneğe yakışır. Bizleri utandıran eylemlerdir bunlar.

Birileri halen 1990'lı yıllardan çıkamamış

AK Parti eski Diyarbakır Milletvekili Abdurrahman Kurt da bölgede Jitemvari bir hareketin olduğunu, ifade ederek, Yıllardır yol kesmelerden şikayet ettik, birileri halen yok kesiyor. Faili meçhullerden şikayet ettik, halen devam ediyor. Birileri halen 1990'lı yıllardan çıkamamış. Onların da çıkması lazım. Devlet bu konuda kendisini toparlıyor. Buna ilişkin herkesin 1990'ların dışına çıkması gerekir. Artık kan ve gözyaşından bıktık. Birileri bunlara bize dayatmamalı değerlendirmesinde bulundu.

Faillerin ortaya çıkarılarak halkın rahatlatılması lazım

Diyanet Sen Diyarbakır Şube Başkanı Ömer Evsen ise bölgenin barış sürecine girdiği günden bu yana huzur ve sükun ortamını yakaladığını, son dönemlerde bölgede yaşanan olayların tüm halkta 1990'lı yıllara yeniden dönüşün korkusunu geliştirdiğini dile getirdi.

Hiçbir şekilde beklemedikleri, tasvip etmedikleri bu tür olayların olmasının kendilerini tedirgin ettiğini anlatan Evsen, konuşmasını şöyle tamamladı:

Demokratikleşmiş bir ülkede böylesi olayları biran önce çözülmeli, faillerin ortaya çıkarılarak halkın rahatlatılması lazım. Bu tür olaylar kesinlikle bizleri 1990'lı yıllara götürmeyecektir. Çünkü halk barışa inanmıştır. Kesinlikle yeni bir çatışma zemini istemiyor. Arkasında kim olursa olsun halkın her kesimi bu tür olayları şiddetle kınamaktadır. Bir daha bu olayların yaşanmasını istemiyor. 

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Siirt'te bir işçinin daha cenazesine ulaşıldı
Türkiye
Buz tutan göl üzerinde çay ve kızak keyfi
Dünya
İsviçre 2 bin Suriyeliyi kabul edecek

Hava Durumu

11°
Detaylı Hava Raporu