AK Parti TBMM Grup Toplantısı

AK Parti TBMM Grup Toplantısı


AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, eski Türkiye'nin OHAL Türkiyesi olduğunu, AK Parti'nin iktidara geldiğinde ilk olarak bu uygulamayı kaldırdığını belirterek, Kim ne yaparsa yapsın, kim hangi provokasyonu yaparsa yapsın, bu özgür ve demokratik ülke bir daha OHAL benzeri uygulamalarla karşı karşıya kalmayacaktır. Kamu düzeni tesis edilecektir ama özgürlükler hiçbir zaman kısıtlanmayacaktır dedi.

Davutoğlu, partisinin TBMM Grubu'nda yaptığı konuşmaya, Ermenek'teki maden kazası dolayısıyla üzüntülerini ifade ederek başladı.

Madende bulunanların yakınlarına, ailelerine sabır dileyen Davutoğlu, İnşallah en kısa zamanda hayırlı haberler alma duasıyla, bir kez daha bu tür kazaların tekrar olmaması için niyazda bulunuyorum. Bakan arkadaşlarımız Ermenek'teler, bütün devlet birimlerimiz, gücümüz Ermenek'te. Gece gündüz büyük bir çaba içindeler dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve kendisinin bizzat olay yerine giderek, madenin içine girerek durumu gözlediğini ifade eden Davutoğlu, Alınması gereken tedbirler konusunda da dün bir kez daha Bakanlar Kurulumuzda kapsamlı bir değerlendirme yaptık ve daha önce hazırlamış olduğumuz, iş kazalarıyla ilgili düzenlemeye yeni unsurlar katarak, bunun inşallah en kısa zamanda TBMM'ye sunulması konusunda da nihai noktaya gelmiş bulunuyoruz değerlendirmesini yaptı. Davutoğlu, Yalvaç'taki trafik kazası ve İstanbul'daki tekne kazasında hayatını kaybedenler için de taziye dileklerini iletti. 

Cumhuriyetin kuruluşunun 91'inci yılının geçen hafta kutlandığını anımsatan Davutoğlu, Çok güzel bir tevafukla diyeyim, istişare toplantımızı Afyon'da yaparak, aslında İstiklal Ordusunun, cumhuriyetimizin önünü açan o kutlu yürüyüşünü bir kez daha orada andık. Cumhuriyetimiz, her gün güçlenerek, demokrasiyle taçlanarak ve millet-devlet bütünlüğü içinde tarihteki özgün ve onurlu yerini alacaktır, alma yolundaki gayretlerimiz sürecektir ifadesini kullandı. 

Muharrem ayının 10'uncu gününün, evrensel bilincin, merhametin, vicdanın timsali olan Hazreti Hüseyin ve Ehl-i Beyt'in şehit edilmesinin yıl dönümü olduğunu hatırlatan Davutoğlu, Onu da rahmetle anıyor ve bize bıraktığı mirasa yani mazlumlara sahip çıkma ve zalimlere karşı mücadele verme mirasına sahip çıkacağımızı AK Parti Grubu'ndan bir kez daha haykırıyorum" diye konuştu. 

3 Kasım 2002'de AK Parti güneşi doğdu

AK Parti'nin, 12 yıl önce, 3 Kasım 2002'de tek başına iktidara geldiğini vurgulayan Başbakan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

3 Kasım 2002'de Türkiye'nin ufkunda yeni bir güneş doğdu, AK Parti güneşi doğdu. 3 Kasım 2002'de bu güneşin gece karanlığı içinden çıkarak ülkemizi, çevre bölgeleri, dost ve komşu halkları, bütün dünyayı aydınlatmaya başladığına şahitlik ettik. 12 yıldır bu güneş yükselmeye devam ediyor. 4 Kasım 2002 sabahı, Türkiye'de aziz milletimiz yeni bir güne büyük umutlarla başladı. Aslında, tam da bugün, 4 Kasım 2014'te, 12 yıl sonra bu güneşin aldığı mesafenin idrakini ve muhasebesini yapmak durumdayız.

Tarihte 12 yıl kısa bir süre. Bizim için zor, çetin engellerle uzun bir süre gibi gelebilir ama devletlerin yükselişinde 12 yıl, aslında çok uzun olmayan bir süre. Bu 12 yıl içinde kat ettiğimiz mesafeye baktığımızda güneşin doğduğunu ve bir işrak vaktinin yaşanmakta olduğunu söyleyebiliriz. Şimdi yeni Türkiye ideali, vizyonuyla aslında bu güneşin gittikçe daha da yükselmesini, ülke insanının yüreklerini ısıtmasını, dünyaya ışıltı saçmasını hedefliyoruz. 

Kısa bir mukayese yapalım, eski Türkiye'de, 3 Kasım 2002'den önce, milli irade vesayet tehdidi altındaydı. 28 Şubat'ın, ki gerisinde 27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül müdahalelerini barındıran bir darbe geleneğinin son halkasını teşkil eden 28 Şubat'ın gölgesi eski Türkiye'nin üzerindeydi. Yeni Türkiye'de, gür bir sesle 'Yeter, söz de karar da sadece milletindir' diyen bir kadronun iş başına gelmesiyle milli irade egemen kılındı. Eski Türkiye'de insanlar düşünceleri, inançları, giydikleri kıyafetler, konuştukları diller itibarıyla tahkir ediliyordu, sorgulanıyordu, dışlanıyordu, tehdit olarak tanımlanıyordu. Yeni Türkiye'de son 12 yılda aldığımız mesafelerle artık herkes tam bir düşünce ve inanç özgürlüğüne, fikir özgürlüğüne sahip oldu. Kimse artık bu özgür ülkede düşüncesi, inancı, kıyafeti, dili dolayısıyla tahkir edilmeyecek, ezilmeyecek, aşağılanmayacak. Artık, eşit vatandaşların bir Türkiyesi doğdu.

Eski Türkiye'de, felaket mahalline ulaşamayan, aciz bir devlet görüntüsü vardı

Eski Türkiye'de 16 ayda bir hükümet değiştiğine, bu nedenle göreve gelen hükümetlerin ayakta kalmaya çalıştığına, vizyon üretmeye ve yürümeye gayret ettiğine dikkati çeken Davutoğlu, popülist ekonomik politikaların takip edildiğini, vesayet sisteminin özüne müdahaleden kaçınıldığını, iktidar dönemi içinde yandaşlara, yakınlara, şu veya bu rantı sağlayım telaşı yaşandığını ifade etti. Davutoğlu, Özellikle 28 Şubat döneminde nasıl bir hortumculuğun yaşandığını, nasıl büyük bir ekonomik felaketin milleti tarumar ettiğine herkes şahittir dedi. 

Yeni Türkiye'de, 12 yıldır süreklilik içinde vizyon üreten, tek bir partinin iktidarında bir hükümet ve siyasi istikrar olduğunu vurgulayan Davutoğlu, eski Türkiye'nin istikrarsızlık, yeni Türkiye'nin ise istikrar ve kalkınma anlamına geldiğini belirtti. Eski Türkiye'de, Allah muhafaza, bir felaket olduğunda felaket mahalline ulaşamayan, aciz bir devlet görüntüsü vardı diyen Davutoğlu, 1999'daki depremlerde yaşanan büyük acıyı anımsattı ve devletin oralara ulaşamadığını söyledi. Yeni Türkiye'de ise Van depreminde görüldüğü gibi bir şehri 1 yıl içinde yeniden inşa edebilen kudrette bir devletin ortaya çıktığının altını çizen Davutoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

Bunu bugün sabah, Sayın Bahçeli'yi dinlediğim için ısrarla vurguluyorum. Bahçeli, Ermenek kazasında yaşanan acıları bizlerle paylaşmak yerine, istismar etmeyi tercih ediyor. Ermenek kazasıyla ilgili bütün araştırmalar yapılacak, ihmal varsa, kim ihmal yapmışsa gerekli cezayı bulacak. Sadece denetim elemanları değil, işveren ve orada herhangi bir eksiklik söz konusu olmuşsa, eksikliğin müsebbibi kimse onunla ilgili takibat yapılacak.

Buradan Sayın Bahçeli'ye sesleniyorum, onun iktidarında bu ülkenin başbakanı, Ankara'dan Sakarya'ya gitmek için günlerce beklemişti, deprem esnasında. Bizim iktidarımızda haber ulaşır ulaşmaz en süratli bir şekilde, birkaç saat içinde üç bakanımız da alana intikal etti, AFAD bütün birimleriyle alana ulaştı, 500 kişilik kurtarma ekibiyle, her türlü imkanla oraya ulaşıldı. Hemen ertesi gün ben ve Sayın Cumhurbaşkanımız, maden kazasında oradaki vatandaşlarımızla acıyı paylaştık, neler yapılabileceğinin planlamasını gerçekleştirdik.

Bizzat kazanın yaşandığı madene doğru indim ve orada gözlemde bulundum. Sayın Bahçeli, acaba o büyük deprem sonrasında Kocaeli'ye, Sakarya'ya ne zaman gitmişti? Başbakan Yardımcısı olarak ne zaman ulaşabilmişti? Onun hesabını versin. Maden kazaları üzerinden istismar edenler, Kocaeli ve Adapazarı depremlerinden sonra kaç senede o şehirlerin ayağa kalkabildiğini ve oralarda nasıl bir istismar çarkının işlediğinin hesabını vermek durumundalar. Kimse, bu tür acıları istismar etmek üzerine dayalı bir siyaset izlememelidir. Eleştirmeliyiz, tamam, ki gerektiğinde biz de özeleştiri yapıyoruz. Bizzat gözlüyoruz ve eksiklikleri hiç tereddütsüz bir şekilde tanımlıyor, üzerine gidiyoruz. Ama acılar üzerinden bir kez siyaset yapma alışkanlığı devreye girerse, bunun sonu maalesef Türkiye'de kısır siyaset ve karşılıklı suçlamaların içinde haksız ithamlarla ülkeyi zayıflatmak demektir. Herkesi, özellikle bugünlerde, acı yaşanan günlerde bu acıyı paylaşmaya ve halkımızın yaralarını sarmaya çalışmaya davet ediyorum.

İktidarı, milletin yükselmesine araç olarak görüyoruz

Eski Türkiye'yi OHAL Türkiyesi olarak tanımlayan Davutoğlu, AK Parti iktidara geldiğinde ilk olarak olağanüstü hal"in kaldırıldığını anımsattı. Davutoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

Kim ne yaparsa yapsın, kim hangi provokasyonu yaparsa yapsın bu özgür ve demokratik ülke, bir daha OHAL benzeri uygulamalarla karşı karşıya kalmayacaktır. Kamu düzeni tesis edilecektir ama özgürlükler hiçbir zaman kısıtlanmayacaktır. 

Eski Türkiye, IMF kapısında, sıradan IMF memurlarıyla müzakere ederek faizleri ödemeye çalışan bir Türkiye'ydi. Yine Sayın Bahçeli, o günün kadrolarını bugün bünyesinde barındıran CHP, bir özeleştiri yapmak durumunda. 'Yeni Türkiye'den kastettiğiniz ne' diye bize soruyorlar. Çok açık söylüyorum, yeni Türkiye'den kastettiğimiz, bir daha değil namerde, merde dahi muhtaç olmayan bir Türkiye'dir. Ama onların zihinleri, gönülleri, yürekleri bunu almaz. Çünkü onlar kısa dönemde iktidara ayarlıydılar, iktidar olmayı hedef ediniyorlardı. Bizse iktidar olmayı bir araç olarak görüyoruz, milletin yükselmesine, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin yüzüncü yılında küresel güç olmasına dönük faaliyetlerin bir aracı olarak görüyoruz. Biz sadece bu yolda hizmetkarlarız, bu yolda yürüyen neferleriz. Onun için zihnimizden ve gönlümüzden, hiçbir zaman tek bir vatandaşımızı dahi dışlamak, onun aidiyetine halel getirecek bir söylemde bulunmak geçmez.

Yeni Türkiye  uluslararası gündemin en önemli aktörlerinden biridir

Eski Türkiye'nin faiz ödemelerini yapmaktan aciz bir ülke olduğunu belirten Davutoğlu, şimdi ise Gayri Safi Milli Hasıla'nın 3 buçuk kat büyüdüğünü, OECD hesaplarına göre 2023'e kadar en yüksek kalkınma hızı gerçekleştirecek iki ülkeden biri durumuna gelindiğini dile getirdi. 

Dünya gündemine sadece ekonomik krizler, depremler, terörde kaybedilenlerle gelen eski Türkiye'nin yerine artık yaptıklarıyla gündemde olan bir ülke olduğuna dikkati çeken Davutoğlu, şöyle konuştu:

Yeni Türkiye, birileri eleştiriyor, birileri üzerimize geliyor ama yaptıklarıyla, vizyonuyla, insanlık merhametine sahip çıkmasıyla her gün uluslararası gündemin en önemli aktörlerinden biridir, böyle olmaya da devam edecektir. Bu coğrafya pasiflerin, korkakların, ürkeklerin coğrafyası olamaz. Bu coğrafya azimle, kararlılıkla, cesaretle tarihin içinde özne olma idaresini gösterenlerin coğrafyasıdır. Aksi takdirde ayakta duramayız.

Türkiye'de, 4 Kasım sabahı yeni bir iktidara doğmuş Türkiye'de, özgür, demokratik bir ülkede, aidiyet bağlarının güçlendiği, millet-devlet beraberliğinin tahkim edildiği, ekonominin istikrarla büyüdüğü, dünyada etkili ve sözü dinlenen bir Türkiye yolunda yürüyenler" ile Her gün felaket tellallığı içinde, tekrar acaba karanlık günlere dönmemiz mümkün mü diye hesap edenlerin oluşturduğu iki temel yaklaşım bulunduğunu anlatan Davutoğlu, siyasi geçmişleri ve sloganları farklı görünse de CHP, MHP ve HDP'nin mantığının aynı olduğunu kaydetti. Her üç siyasi partinin de Türkiye ile ilgili bir vizyon üretemediğini dile getiren Davutoğlu, şöyle devam etti:

Bütün yaptıkları, AK Parti'nin eleştirisi üzerinden, bir tür kısa dönemli siyasi rant elde etme çabası. Hepsine soruyorum, Türkiye'nin temel meseleleriyle ilgili kanaat ve görüşleriniz nedir? Grup toplantınızda bir kez de eğer AK Parti'nin ekonomik politikaları yanlışsa, doğru olan ekonomik politikaları zikredin. Eğer 'AK Parti'nin takip ettiği demokratikleşme siyaseti yanlış' diyorsanız, sizin siyasetiniz nedir, onu söyleyin. Eğer AK Parti'nin dünya politikasında takip ettiği merhamet ve vicdan odaklı yaklaşım yanlışsa, sizin siyasetiniz nedir, onu söyleyin. Onlar ve onu perde gerisinde destekleyen paralelci vesayet sahiplerinin tek rüyaları, Türkiye'nin kaosa girmesi, ekonominin tekrar onların yaşadığı, iktidar olduğu dönemdeki gibi felç olması. Ama o beddualar, o karamsarlıklar hiçbir zaman bu güneşin yükselmesini engelleyemeyecektir.

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Karadenizli esnaf Türk lirasına sahip çıkıyor
Türkiye
Ek iş olarak başladılar, 20 tonluk üretime ulaştılar
Dünya
Haydi Müslümanlar, şimdi !!!

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu