Göstergeler en yüksek noktada

Göstergeler en yüksek noktada


Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, İzmir İl Danışma Meclisi Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, AK Parti olarak önemli dönemlerden geçtiklerini, iktidarın 12. yılını tamamladıklarını, bu yıl içerisinde 2 önemli seçimi başarıyla geçtiklerini, halkın yoğun destek ve teveccühüyle, başarıyla yollarına devam ettiklerini anlattı.

Türkiye'nin zor bir coğrafyada olduğunu, Ukrayna ile Rusya arasında ciddi problemlerin yaşandığını, Suriye'de iç savaşın, Irak'ta ciddi sorunların bulunduğunu, her gün insanların öldüğünü ifade eden Babacan, Böylesine bir zor coğrafyada AK Parti, Türkiye'nin istikrarının güvencesi, istikrarının sigortası olarak yola devam ediyor dedi.

Türkiye'nin iç huzurunu, barışını bozmaya çalışanların olduğunu dile getiren Babacan, Gençlerimizle uğraşanlar var, fitne fesat peşinde olanlar var. Türkiye'nin bu coğrafyada istikrarının sembolü olmasını çekemeyenler var. Kendi içimizde de maalesef söylüyorum ihanet edenler var. Uzaklarda da Türkiye'nin başarısını, Türkiye'nin güçlenmesini istemeyenler var. Bunlara karşı uyanık olacağız, diri olacağız, bir olacağız, birlik ve beraberlik içerisinde, kardeşlik içerisinde olacağız diye konuştu.

Musul, Bağdat, Şam gibi bölge coğrafyasında yüzlerce yıl farklı kültürlerin, etnik unsurların, farklı mezhep ve dinlerden insanların bir arada, huzurlu bir şekilde yaşadığını dile getiren Babacan, şöyle konuştu:

Peki ne oldu da insanlar birbirine düştü? Ne oldu da etnik çizgiler ya da mezhep çizgileri insanları bölüyor, komşuyu komşuya düşman hale getiriyor? Çok dikkat etmemiz lazım. Etrafımızdaki pek çok ülkeyi karıştırdılar. Türkiye'yi de karıştırmak isteyenler var ama şuna da kuvvetle inanıyoruz ki biz uyanık olduktan sonra, akıllı hareket ettikten sonra, kendi içimizdeki birlik ve beraberliği koruduktan sonra inşallah Türkiye'nin istikrar ve güven ortamını hiç kimse bozamaz.

AK Parti iktidarı olarak devraldıkları 23 milyar dolarlık IMF borcunu Mayıs 2013'de tamamen ödediklerini, bunun ardından Gezi olaylarının başladığını, 17 Aralık, 25 Aralık darbe girişimlerinin yaşandığını, son olarak Kobani bahanesiyle ülke içinin karıştırılmaya çalışıldığını anlatan Babacan, şöyle devam etti:

Bütün bu sıkıntılı dönemde geçen yıl Türkiye yüzde 4,1'lik ekonomik büyümeyi elde etti. Bu oran, Avrupa'nın en yüksek büyüme oranı. 2013 yılında, 28 tane AB üyesi ülke var. 7-8 tane de üye olmayan ülke var. Bunların tamamında Türkiye en hızlı büyüyen ekonomi oldu. Bu niye böyle oldu, bu nasıl oldu. Bu halkımızın sağduyusuyla, geleceğe güveniyle oldu. Halkımızın o fitne, fesat, bölücülük peşinde koşanları elinin tersiyle itmesiyle oldu. Halkımız geleceğe güvenle bakıyor, iş dünyamız geleceğe güvenle bakıyor. Şu anda bütün güven endeskleri, uluslararası güveni ölçen bütün ölçütler, endeksler Türkiye'de hem halkımızda hem de iş dünyasında güven göstergelerinin en yüksek noktada olduğunu bize söylüyor. Güven olunca yatırım oluyor, finans sistemimiz asli fonksiyonunu yerine getirmeye devam ediyor. Güven olunca halkımız günlük yaşantısına, alışverişe devam ediyor. Böylece ekonominin çarkları dönüyor ve ekonomimiz büyümeye devam ediyor. Bu yıl da inşallah yüzde 3,3'lük büyümeyi öngörüyoruz. Bu da yine Avrupa'nın en hızlı büyüme oranlarından bir tanesi olacak. Belki biz yüzde 5'lik, 6'lık bazı dönemlerde gördüğümüz büyüme oranlarıyla karşılaştırdığımızda 'acaba daha iyi olmaz mı' diye gönlümüzden geçiyor. Daha yüksek rakama ulaşmak için çalışıyoruz. Bu rakamlar dahil Avrupa'nın içindeki coğrafyanın en yüksek rakamlardır. Ekonomideki gelişmeler dahi bizi bölme, parçalama çabasında olanlara fitne, fesat peşinde olanlara en güzel cevaptır halkımızın verdiği.

Türkiye'nin etrafındaki coğrafyada 6-7 ülkede devlet mefhumunun ortadan kalktığını, o ülkelerin devletleriyle muhatap olamadıklarını, pek çok ülkede terörist örgütlerin, birbirleriyle kavga eden, savaşan grupların oluştuğunu, devletsiz bir ülkenin ne hale gelindiğinin görüldüğünü vurgulayan Babacan, 130 milyar varillik kanıtlanmış petrolüyle dünyanın en büyük ikinci petrol rezervine sahip Irak'ın etnik bazdaki parçalanmalar, mezhep bazındaki bölücü politikalar nedeniyle zenginlik içinde sefalet yaşanılmasına neden olduğunu kaydetti.

Çözüm süreci

Bunun için birlik ve beraberliğin kıymetinin bilinmesi gerektiğinin altını çizen Babacan, şunları söyledi:

Bizim AK Parti olarak felsefemiz şu; Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı bazında etnik kökeni, mezhebi, dini ne olursa olsun hepsi vatandaşımızdır diyoruz. Hepsini kucaklıyoruz. Zaten çözüm süreci dediğimiz işin özü de bu. Nedir çözüm süreci diye sorduğunuzda hemen 2-3 cümleyle cevabı çok basit. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı herkesin temel hak ve özgürlüklerden doyasıya yararlanması ve demokratik sistem içerisinde barışçıl yollardan kendini ifade edebilmesi. Aynı zamanda da devletin tüm vatandaşlara, etnik kökeni, mezhebi, dini ne olursa olsun, aynı samimiyette tüm vatandaşlarını kucaklaması. Özü bu. Fakat bakıyoruz maalesef barışçıl ve demokratik yollarla TBMM içerisinde bir yandan Mecliste demokrasi şapkasını takan fakat Meclis dışında terörist örgütle kol kola gezen arkadaşlar var. Bu arkadaşların net bir tercih yapması lazım. Demokrasi mi diyorlar, barışçıl yollardan hak ve özgürlük ifade arayışında mı bulunmak istiyorlar ya da şiddeti, vahşeti mi destekliyorlar. Net bir tercih yapmaları lazım. Biz AK Parti olarak yolumuzu seçtik. Politika tercihlerimiz çok çok açık. Biz ne dedik. Tek millet, tek devlet, tek vatan, tek bayrak dedik. Bu kavram altında zaten tüm vatandaşlarımız huzur ve güven içerisinde yaşayacaktır.

Babacan, Türkiye'nin zor bir coğrafyada yer aldığını, zor dönemler geçirdiğini kaydederek, AK Parti'nin güvendiği en önemli unsurun halkın dirayeti ve sağduyusu olduğunu belirtti. Halkın dirayeti ve sağduyusunun sağlam halde devam ettiği sürece hiçbir şeyden korkulmaması gerektiğini vurgulayan Babacan, Türkiye'nin önüne ne kadar engel koyarlarsa koysunlar, ne kadar problem sarmaya çalışırlarsa çalışsınlar bu dirayet en zor şartlardan dahi tertemiz sıyırır çıkarır Türkiye'yi. Türkiye, bir başarıdan diğerine koşmaya devam eder. Gelecek yıl inşallah genel seçimler var. Özellikle de bu genel seçimlere giderken provokasyona açık bir ortam olabilir. Farklı metotlarla tahrik etmek isteyenler olabilir. Her türlü tahrike, provokasyona karşı sapasağlam, soğukkanlılığımızı koruyacağız ifadelerini kullandı.

Babacan, Türkiye'nin vatandaşının güvenliğini sağlamak için ne gerekiyorsa yapacağını ama reform ve çözüm sürecinden de vazgeçmeyeceğini belirtti. 

Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde dün askerlerin şehit edilmesi olayına değinen Babacan şehitlere Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı ve sabır dilediğini belirtti. Tüm bunlar nedir biliyor musunuz ? Türkiye'nin iç huzuruna, güven ortamına yapılmış suikasttir" diyen Babacan, bunun hep farkında olduklarını, her adımda mutlaka dirayetle ve akıllı şekilde hareket edeceklerini, gereken neyse gözlerini kırpmadan yapacaklarını söyledi.

Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinin tamamına bakıldığında halkın en çok destek verdiği, 1 numaralı partinin AK Parti olduğunu söyleyen Babacan, Kürt kökenli vatandaşların temsilcisi olduğunu iddia eden partinin ise aslında bölgenin tamamında AK Parti'den çok gerilerde olduğunu kaydetti.

Türkiye'nin son 12 yılda her alanda büyük başarılar ortaya koyduğunu, ülkede son yaşananların da bu gelişmeyi çekemeyenler ve kıskananların bulunduğunu gösterdiğini savunan Babacan, Çekemediler, kıskandılar fakat ben şunu ifade edeyim, biz onları kıskandırmaya devam edeceğiz. Ne kadar çekemeyen, ne kadar Türkiye ile uğraşan varsa bunun cevabını kendi içimizde birlik, beraberlik içinde kalarak ve çok çalışarak vereceğiz. İçimizde de dışımızda da rahatsız olanlar var, biz onlara rahatsızlık vermeye devam edeceğiz dedi.

Sağlık ve eğitimdeki başarılar

Konuşmasında İzmir'e eğitim, sağlık ve ulaştırma alanlarında yapılan yatırımlara değinen ve 2002 yılına göre karşılaştırmalar yapan Babacan, eğitimde nicelikten sonra niteliğin artırılması için Milli Eğitim Bakanlığı'nın yeni stratejiler üzerinde çalıştığını ifade etti.

Babacan, sağlıkta yapılan reformun tüm dünyaya örnek gösterildiğini, eski Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın Harvard Üniversitesi'nde 25-30 ülkeden sağlık bakanları ve yöneticilerine dersler verdiğini, bunun nereden nereye gelindiğini gösterdiğini dile getirdi.

Türkiye'nin dünyanın dört bir yanına yardım eden bir ülke haline geldiğini, dış yardımların 2013 yılında 3,5 milyar dolara ulaştığını, insani yardımlar açısından da dünyanın 3. ülkesi haline geldiklerini anlatan Babacan, dünyanın 16'ıncı büyük ekonomisinin insani yardımda üçüncü olduğunu ifade etti.

Babacan, Afrika'da 5 sene önce 12 olan büyükelçilik sayısının 35'e çıktığını, kriz nedeniyle büyükelçiliğini kapatan Avrupa ülkelerinin binalarını satın aldıklarını belirterek İstanbul'un da Newyork'tan sonra dünyada en fazla yabancı temsilciği bulunan şehir haline geldiğini, THY'nin ise 107 ülkeyle dünyada en geniş ağda uçanhavayolu haline geldiğini belirtti. Bu başarı nedeniyle bazı kurumların ortaklık teklif ettiğine işaret eden Babacan, işbirliğine tamam dediklerini ancak bir stratejilerinin bulunduğunu, bu yolda çalışmaya devam edecekleri yanıtını verdiklerini ifade etti.

Türkiye'nin elde ettiği başarılara rağmen uluslararası basın kuruluşlarında olumsuz değerlendirmelerin bulunduğunu dile getiren Babacan, şöyle konuştu:

Belli odakların yönlendirmesiyle hareket eden bazı basın yayın kuruluşları, Türkiye'yi olduğundan daha farklı yansıtmaya çalışıyorlar. Arkasına bakıyoruz nedir diye, kıskançlık var, çekememezlik var. Türkiye'nin etki alanının genişlemesinden rahatsızlık var. Tabii ki Türkiye'de her şey yüzde 100 mükemmel demiyoruz, sorunlar var. İktidar olarak da dönem dönem hatalarımız olabilir. Hatasız kul olmaz, bunun da farkındayız ama biz bu hataların da farkında olarak eksiklerimizi kapatmak, başarı alanlarımızı genişletmek için yoğun bir çaba içerisindeyiz. Kim ne söylerse söylesin biz herkesi dinleriz, tüm görüşlere açığız. Ama Türkiye Cumhuriyeti için doğru neyse, ortak akıl nerede oluşuyorsa o istikamette politikalarımızı uygularız.

Konuşmasında 2015'de yapılacak genel seçimlerin önemine dikkati çeken Babacan, 2015'den sonra 4 yıl seçim olmayacağını, 2019'da ise yerel ve genel seçimlerle birlikte cumhurbaşkanlığı seçiminin yapılacağını ifade etti. 

2015 seçimlerini ne kadar iyi bir başarıyla tamamlarsak Türkiye seçimsiz geçireceği 4 yılda da o kadar başarılı olacaktır. 2015 genel seçimi, 2019'a kadar tek fırsat. Bu seçimde iyi bir sonuç alıp mecliste güçlü bir çoğunluğu yakalarsak, Türkiye yakaladığı bu ivmeyi, gücü en az 2019'a kadar kuvvetle taşır. İnşallah 2019'dan sonra da2023'e kadar bir hamleyle daha, Cumhuriyetimiz'in 100. yılına AK Parti iktidarıyla, ama 2023 hedeflerini yakalayarak ulaşırız. 2015 seçimi önceki seçimlerden biraz daha farklı. Daha önce bir seçim olmadı mı başka bir seçim daha vardı. Şimdi bu seçim var ondan sonra 4 yıl yok. Bunun farkına varalım. Bu bilinçle çalışalım. Biz inşallah İzmir'de de çok daha iyi sonuçlar alabileceğimize inanıyoruz. İzmir teşkilatımız güzel çalışıyor. İzmir'in şartlarının kolay olmadığını biliyorum. Ama asla bir yılgınlık yok, ümitsizlik yok. Daha kuvvetli bir azimle hep beraber çalışmaya devam edeceğiz. Geçmişte aldığımız neticeler tamam ama çok daha iyi neticelere doğru inşallah hep beraber çalışacağız.

Yeniden yapılanma sürecinde partinin birlik ve beraberliğinin önemli olduğunu, siyasette kırgınlık, yılgınlık, gönül koymaya yer olmadığını belirten Babacan, dün idrak edilen Hicri yılbaşına da dikkati çekerek bu yılın güvenlik, huzur, barış ve refah içinde geçmesini temenni ettiğini sözlerine ekledi.

 

 

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
CHP gençlik kolları Beşiktaş'taki saldırıyla böyle dalga geçti
Türkiye
Turizm köyü Türk lirasına sahip çıkıyor
Dünya
Kahire'de bombalı saldırı: 6 polis öldü

Hava Durumu

10°
Detaylı Hava Raporu