Fetrete kesinlikle izin vermeyeceğiz

Fetrete kesinlikle izin vermeyeceğiz


Başbakan Ahmet Davutoğlu, O binaları, ambulansları yakanlar yıkanlar bunları yapabilecekler, siyaset özgürlüğünü yok edecekler, insanlarımızın, vatandaşlarımızın seyahat özgürlüğünü yok ederek, yolları kesecekler, fikir özgürlüğünü yok ederek kendileri dışında düşünenleri 3. katlardan atıp katledecekler. Bütün bu özgürlükler yok edilirken susanlar, şimdi biz bunların hesabını sormak için tedbir aldığımızda seslerini yükseltecekler. Yok öyle yağma. Biz bu ülkenin hiçbir semtini, mahallesini, köyünü, kasabasını, ilçesini, ilini, eşkıyaya, teröristlere, Vandalizme teslim etmeyiz, mağdur etmeyiz dedi.

Davutoğlu, şehir meydanında düzenlenen toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada, IŞİD bahanesiyle yapılan izinsiz gösterileri değerlendirdi.

 Tahrikler neticesinde 33 vatandaşın, iki polisin şehit olduğunu belirterek, Biri de Hüseyin Hatipoğlu, Amasyalı, kahraman Hüseyin Hatipoğlu şehit oldu. Onun yetimi Yaren, 2 yaşında yetim kaldı. Amasyalılar, gurur duyabilirsiniz, o şehidin annesini, babasını, eşini aradığımda duyduğum sözler, gördüğüm metanet Amasya'nın niçin sığınılacak bir şehir olduğunu bize gösterdi. Allah, Hatipoğlu ailesinden razı olsun, gösterdikleri metanet ve kahramanlıkla diye konuştu.

Diyarbakır'da bir kişinin daha şehit edildiğini anımsatan Davutoğlu, şöyle devam etti:

Yasin Börü, belki güvenlik güçlerimizden değil ama kurban eti dağıtmak için, hayır, hasenat için arkadaşlarıyla yola çıkan Yasin Börü'yü, 16 yaşındaki Yasin Börü'yü üçüncü kattan aşağı attılar, taşla başını ezdiler, katlettiler. Şimdi oynanan oyuna karşı sembol iki isim, Hüseyin Hatipoğlu ve Yasin Börü. Biri Türk, biri Kürt. Ama bu hainlerin elinde şahadet şerbetini tattıkları gibi eminim ahirette de dünyada olduğu gibi omuz omuza 'şehitler' olarak haşrolacaklar. Bu da şuna işarettir ki böyle bir Vandalizm, terör geldiğinde Türk, Kürt, Arap hiçbir özellik taşımadan, herkesi aynı anda katlediyor. Aslında Muharrem ayı yaklaşırken şehidimiz Hüseyin Hatipoğlu da vatandaşımız ve bu anlamda şehidimiz Yasin Börü de sembol olarak Hazreti Hüseyin'in makamına yükseldiler. Muharrem ayı yaklaşırken Kerbela'da nasıl Hazreti Hüseyin şehit olmuşsa, bu kardeşlerimiz de eşkiyaların ve fetret çıkarmak, kardeşi kardeşe düşman etmek isteyenlerin ellerinde şehit oldular.

Fetrete kesinlikle izin vermeyeceğiz

Konuşmasında, Şimdi HDP'nin de CHP'nin de Demirtaş'ın da Kılıçdaroğlu'nun da hesap verme vaktidir ifadesini kullanan Davutoğlu, şöyle devam etti:

Türk'ü Kürde kırdırmak isteyenler, Kürdü Türk'e düşman etmek isteyenlere izin vermeyeceğiz, vermeyeceğiz. Şimdi, gelip sığındığımız Amasya'dan haykırıyoruz, aşk şehri Amasya'dan diyoruz ki, bizim siyasetimiz aşk ve muhabbet siyasetidir. Türkü Kürte, Kürt'ü Türk'e ve bu topraklarda yaşayan herkesi, Aleviyi Sünniye, Sünniyi Aleviye kardeş kılma siyasetidir. Nasıl Ferhat Şirin ile bir aşkla, muhabbetle buluşmuşsa, bu toprakların doğusu batısıyla, kuzeyi güneyiyle aşkla, muhabbetle buluşacak Allah'ın izniyle diye konuştu.

Bu buluşmaya Amasya'daki bu kararlı tavır ve tutumun öncelik edeceğini ifade eden Davutoğlu, Amasya'dan sesleniyoruz, aşkı ve muhabbeti bu topraklarda egemen kıldığımız gibi, milletin birliğini, dirliğini ve huzurunu da egemen kılacağız. Fetrete kesinlikle izin vermeyeceğiz. Bu topraklarda bir daha düzensizliğe, kargaşaya verecek olanlar bu emellerine ulaşamayacaklar. Üçüncüsü yine bir mesaj, nasıl Amasya başımız sıkıştığında Malazgirt sonrasında da, Osmanlı'da da, Cumhuriyetin hemen öncesinde de sığınılacak şehirse, Türkiye'de bütün mazlumların sığındığı ülkedir dedi.

Kararlılıkla yola devam edeceğiz

Malazgirt'te, İstiklal Harbi'nde ya da Fetret Dönemi'ni aşarken gösterilen kardeşlikte olduğu gibi bu topraklarda kardeşliği egemen kılacaklarını ifade eden Davutoğlu, Çözüm sürecinden bizim anladığımız, Ferhat ile Şirin'in muhabbetini bütün Türkiye'ye egemen kılmaktır. Doğu, batı, kuzey, güney, her bir vatandaşımızı birbiriyle kardeş kılmaktır. Bu kararlılıkla yola devam edeceğiz. Ne yaparlarsa yapsınlar çözüm sürecinde hedeflediğimiz milli birlik ve kardeşliği tahrip edemeyecekler. Buna izin vermeyeceğiz'' diye konuştu.

Milli birliği, dirliği, devletin düzenini esas almak üzere, kamu düzenini en güçlü şekilde ihdas edeceklerini vurgulayan Davutoğlu, şunları kaydetti:

Şimdi biz bazı tedbirler almaya başlayınca, bu tedbirleri yasal çerçeveye oturtma kararlılığı gösterince hemen birtakım çevrelerden sesler yükselmeye başladı. Türkiye otoriterleşiyor mu?, Türkiye polis devleti haline dönüşüyor mu? diye. Peki, Yasin Börü'nün, Hüseyin Hatipoğlu'nun hunharca katledilmelerine niye sessiz kaldınız? Bilsinler ki Türkiye'nin dirliği, düzenliği söz konusu olduğunda, kamu düzeni söz konusu olduğunda her türlü tedbiri hiç çekinmeden alacağız. Ama özgürlükleri de kararlılıkla koruyacağız ve geliştireceğiz. Demokrasi ve özgürlüklerden bir nebze dahi fedakarlık etmeyeceğiz.

Ama eğer iki, üç gün içinde bin 122 bina yıkılmış, yakılmışsa, bu binaların içinde kuran kursları var, müzeler var, 214 tane okul var, okul. Öğrenciler için yapılan okul. Onlar o okulları yakarak bu ülkenin gençlerinin, çocuklarının geleceğini yakmak istediler. Bu binaların içinde AK Parti binaları var. Neden o AK Parti'ye saldırdılar biliyor musunuz? Demek istediler ki, Bu bölgede sadece biz siyaset yaparız. Siyaset yapma özgürlüğü bize aittir. Biz de onlara, buradan, Amasya'dan diyoruz ki, Siz ne yaparsanız yapın, bu ülkenin her bir karışında siyaset yapmaya, milli birliği korumaya, savunmaya devam edeceğiz.

Suç işlemeye niyetleri var

Bu baskılara direnen kahraman belediye başkanlarını Ankara'ya çağırdığını belirten Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

Hepsi tam bir kararlılıkla ifade ettiler, Ne yaparlarsa yapsınlar bu Vandalizme geçit vermeyeceğiz dediler. Onları da Amasya'dan selamlıyorum. Her bir Güneydoğu ve Doğu Anadolu'daki belediyemizi selamlıyorum. Kahramanca hem al bayrağı, hem AK Parti bayrağını oralarda dalgalandırdıkları için. O binaları, ambulansları yakanlar yıkanlar bunları yapabilecekler, siyaset özgürlüğünü yok edecekler, insanlarımızın, vatandaşlarımızın seyahat özgürlüğünü yok ederek, yolları kesecekler, fikir özgürlüğünü yok ederek kendileri dışında düşünenleri 3. katlardan atıp katledecekler... Bütün bu özgürlükler yok edilirken susanlar, şimdi biz bunların hesabını sormak için tedbir aldığımızda seslerini yükseltecekler. Yok öyle yağma. Biz bu ülkenin hiçbir semtini, mahallesini, köyünü, kasabasını, ilçesini, ilini, eşkıyaya, teröristlere, Vandalizme teslim etmeyiz, mağdur etmeyiz. Gereken tedbirleri de alırız.

Bu tedbirlerin özgürlükleri teminat altına alan tedbirler olduğunu ifade eden Davutoğlu, Diyorlar ki, Bu tedbirler alınmasın, yani maske takıp. Aziz Amasyalılar o nur yüzlerinizi ben görüyorum. Allah o nur yüzünüzün tebessümünü daim eylesin. Ama hiçbirinizin yüzünde maske görmüyorum. Niye maske takmadınız, işte burada toplantı ve gösteri hakkı kullanılıyor, niye takmadınız? Çünkü siz buraya suç işlemek için gelmediniz. Aşkla, muhabbetle geldiniz. Nefret ve kinle gelmediniz. Ama İstanbul sokaklarını, bırakın Diyarbakır'ı, Batman'ı, Van'ı, İstanbul sokaklarını, Okmeydanı'nın caddelerini kesip, maske takarak sağa sola ateş edenler özgürlük mü kullanıyorlar? Niye maske takıyorsunuz? Çünkü suç işlemeye niyetleri var.

Kılıçdaroğlu'nun bildiği tek şey CHP geleneğinden gelen, baskıcı, diktacı zihniyettir

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Kılıçdaroğlu, bu topraklara ekilen merhamet tohumunu bilmez. Kılıçdaroğlu'nun bildiği tek şey CHP geleneğinden gelen, baskıcı, diktacı zihniyettir. Dersim katliamını yapanların geleneğini tenkit edemeyen birisi, tabii ki Esed'i de tenkit etmez dedi.

Kimsenin gösteri ve toplantı özgürlüğünü kullanırken maske takmayacağını belirten Davutoğlu, bu yolla muhalefetin de maskesinin düştüğünü söyledi.

Davutoğlu, Çünkü onlar siyaseti de maske takarak yapıyorlar. Sokağa vandalları da maske takarak sürüklüyorlar. Maskeler düşmüştür. Barış ve Demokrasi diye partisinin adını koyduktan sonra insanları şiddete ve nefrete çağıranların maskesi düşmüştür diye konuştu.

Kobani konusundaki maskelerin de indiğini söyleyen Davutoğlu, İnsanlık adına nasıl davranış gösterilmesi söz konusu olduğunda herkesin yüzü, felsefesi, düşüncesi ortaya çıktı ifadesini kullandı.

Esed'in uçaklarının Halep'i, Humus'u bombaladığını, Halid Bin Velid'in türbesini bombayla yıkıp, tahrip ettiğini, Humus'ta insanları açlıkla imtihan ederek öldürdüğünü, Bayırbucak Türkmenleri'nin bombalandığını, sürüldüğünü, Tel Abyad'da Arapların sürüldüğünü, Rakka'da, Halep'te Kürt köylerinin bombalandığını aktaran Davutoğlu, şöyle devam etti:

Kılıçdaroğlu'ndan ses duydunuz mu? Bir merhamet çağrısı duydunuz mu? Bir tavır gördünüz mü? Aksine en yakın adamlarını Beşşer Esad'ı neredeyse tebrik edercesine gönderdi. Şimdi çıkıyor diyor ki, Sadece Kobani'ye dönük olarak bir teskere çıkaralım. Aslında maskesi düşüyor. Diyor ki 'Esadıma dokunmayın, sadece IŞİD'e dokunun, ona da Kobani'de dokunun' ama televizyon programında Kobani nerede dendiğinde 2-3 kelime dışında bir şey söyleyemiyor. Bilmez. Biz Halep'i biliriz, Humus'u biliriz, Bayırbucak'ı, Cerablus'u, Tel Abyad'ı, Çobanbey'i, Lazkiye'yi, Dara'yı, Rakka'yı, Haseke'yi, Kamışlı'yı her yeri adım adım aşkla muhabbetle biliriz. O ise 'teskereyle girelim ve çıkalım' dediği yeri bilmez. Çünkü meselesi insanlık değil. Meselesi Esed rejiminin korunması, meselesi Türkiye'de Kobani için tahrik edilen kitleleri bir daha tahrik etmek.

Selçuklu'nun, Osmanlı'nın, Türkiye Cumhuriyeti'nin, şehzadelerin, gazilerin sığındığı Amasya'ya sığınmaya geldiğini, Amasya'nın sığınılacak kuşak, sığınılacak ana kucağı, ata kucağı olduğunu söyleyen Davutoğlu, Nasıl Amasya sığınacak ana kucağıysa aziz Amasyalılar, kudretli ve şefkatli Türkiye Cumhuriyeti devleti ve Anadolu toprakları kapısına gelen herkes için ana kucağıdır dedi.

Türkiye'nin, Boşnaklara, Bulgaristan'dan gelen Türk soydaşlara, Kosova'dan gelen Arnavutlara, Irak'tan gelen Kürtlere, Suriye'den gelenlere, etnik kökenine, inancına bakmaksızın kucak açtığını belirten Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

Şimdi 3,5 sene sonra orada 300 bin kardeşimiz katledilmişken, bu katliamdan kaçanlar fevç fevç nerede bana yardım edecek, bana el uzatacak kardeşlerim nerede' diye sınırlarımıza gelmişken biz o sınırları kapatabilir miydik? Biz Çanakkale'de bizim dedelerimizle birlikte şehit düşmüşlerin torunlarını aç ve açıkta Esad'ın uçaklarının bombalarına terk edebilir miydik? Biz babası annesi öldürülerek elindeki tek bir küçük çantayla fevç fevç Gaziantep'e, Kilis'e, Hatay'a gelen o yetimleri yalnız bırakabilir miydik? O yetimleri yalnız bıraksaydık, Allah'ın huzuruna, Amasya'yı Amasya yapan şehzadelerin, Fatih'in huzuruna çıkabilir miydik? İşte Anadolu'nun irfanı.

Tanrı misafiri bereket demektir

Anadolu insanının Tanrı misafiri dendiğinde kapısını açtığını belirten Davutoğlu, şöyle konuştu:

Tanrı misafiri demek bir ev için bereket demektir ama şimdi Kılıçdaroğlu diyor ki, hepiniz dinlediniz, 1,5 milyon Suriyeli'yi kabul etmek, Türkiye'ye ihanettir' diyor. Kendisinin yaptığı insanlığa ihanet, insanlığa. Demek istiyor ki, o kadınları, o çocukları bıraksaydık ve benim kardeşim, kendi kardeşi yani Esed onları rahatlıkla öldürseydi' demek istiyor. O yetimleri orada bıraksaydınız demek istiyor. O kadınları Esed'in zalimlerinin, Şebbihaların eline bıraksaydınız diyor. Tel Abyad'dan, Çobanbey'den IŞİD'den kaçıp gelen ki 1,5 milyonun içinde onlar da var, 'Türkmenler'i IŞİD'in zulmüne terk etseydiniz diyor. İşte Kılıçdaroğlu'nun ahlakı da mantığı da bu kadar. Çünkü Kılıçdaroğlu Amasya'yı bilmez. Kılıçdaroğlu, bu topraklara ekilen merhamet tohumunu bilmez. Kılıçdaroğlu'nun bildiği tek şey CHP geleneğinden gelen baskıcı, diktacı zihniyettir. Dersim katliamını yapanların geleneğini tenkit edemeyen birisi tabii ki Esed'i de tenkit etmez. Söyledim yine söylüyorum, niye HDP Esed'e karşı çıkmadı? Biz söylüyoruz, bakın gür bir sesle iftira edenlerin yüzlerine bakarak söylüyorum, biz Esed zalimini de IŞİD zalimini de en güçlü kelimelerle lanetliyoruz, her ikisine de karşı mücadele vermeye hazırız. Peki siz hazır mısınız? İşte siz kendi gönlünüzden geleni söylüyorsunuz ama Kılıçdaroğlu ve Demirtaş salı günü yaptıkları grup toplantısında dediler ki sadece Kobani'ye girelim. Ondan sonra Bayırbucak Türkmenlerini korumaya gelince 'girmeyelim' diyor özetle. Ondan sonra Halep'teki Türkmenleri, Arapları korumak gerektiğinde girmeyelim diyor. Çünkü orada Esed var. Dedikleri 'Esed'e dokunmayın' niye biliyor musunuz? Çünkü Esed arap Baas'ı, CHP ve Kılıçdaroğlu Türk Baas'ı, HDP ve Demirtaş Kürt Baas'ı. Aynı zihniyet, aynı mantık, aynı yaklaşım.

Suriye'deki her bir köye kasabaya sahip çıktıkları gibi Kobani'ye de sahip çıktıklarını, sahip çıkmaya devam edeceklerini ifade eden Davutoğlu, Ama onları bahane ederek birileri Türkiye'yi karıştırmak isterse hadlerini bildirmek de bizim boynumuzun borcudur. Maskeler inmiştir. Kim barış istiyor, kim demokrasi istiyor. Kim hürriyetten yana, kim şiddetten, nefretten yana dedi.

 

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Karadenizli esnaf Türk lirasına sahip çıkıyor
Türkiye
Ek iş olarak başladılar, 20 tonluk üretime ulaştılar
Dünya
Haydi Müslümanlar, şimdi !!!

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu