Tahriklerin hesabı sorulacak

Tahriklerin hesabı sorulacak


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rize Valiliği önündeki toplu açılış töreninde halka hitap etti.

Rizeli hemşehrilerini hasret ve muhabbetle selamlayarak konuşmasına başlayan CumhurbaşkanıErdoğan, Rize seninle gurur duyuyor sloganları üzerine, Biz de sizlerle gurur duyuyoruz karşılığını verdi. Rize ile Rizeli olmakla, Rizelilerin güvenine mazhar olmakla iftihar ettiğini söyleyen Erdoğan, 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yüzde 81 gibi çok yüksek bir oy oranıyla bu kardeşinize, bu hemşehrinize sahip çıktığınız için her birinize tek tek teşekkür ediyorum dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

Milletin oylarıyla iş başına gelen bir cumhurbaşkanı, milletin her meselesini kendisine dert edinen, her meselesiyle ilgilenen bir cumhurbaşkanı olmak mecburiyetinde. Anayasa ve yasalar çerçevesinde, siyasi partiler arasındaki tarafsızlığımızı koruyarak, hükümetimizle uyum ve koordinasyon içinde koşan, koşturan, terleyen bir cumhurbaşkanı olarak görevimi ifa ediyorum ve edeceğim.

Birilerinin dediği gibi Cumhurbaşkanı, bir siyasi partinin sözcüsü gibi konuşuyor gibi yakıştırmalar, kusura bakmasınlar, bizim prim vereceğimiz yakıştırmalar değildir. Biz hükümetimizle, bir cumhurbaşkanıolarak iktidarımla el ele omuz omuza Türkiye'yi nasıl daha ilerilere taşırız, bunun gayreti içerisinde olacağız. Biz kalkıp da hükümetimizle hemfikir olduğumuz her konuda, sonuna kadar, bir cumhurbaşkanıolarak onların arkasında duracağım, durmaya devam edeceğim. Çünkü hükümet, devleti çalıştıran mekanizmadır. Bu siyasi mekanizmadan halkın seçtiği bir cumhurbaşkanı olarak bizim ayrı kalmamız düşünülebilir mi? Farklı cumhurbaşkanı olmak budur. Yola çıkarken ne demiştik, Biz farklı bircumhurbaşkanı olacağız. Onun adımlarını atıyoruz.

Erdoğan, IŞİD bahanesiyle yapılan izinsiz gösterilere ilişkin, Sokaktaki bu teröristlerden olduğu kadar, onları sokağa itekleyen, onların arkasına saklanan siyasetçi kılığındaki korkaklardan da bu tahriklerin hesabı sorulacaktır dedi.

Erdoğan, şöyle devam etti:

( Cumhurbaşkanı bir siyasi partinin sözcüsü gibi konuşuyor) gibi yakıştırmalar, kusura bakmasınlar bizim prim vereceğimiz yakıştırmalar değildir. Biz, hükümetimizle bircumhurbaşkanı olarak, iktidarımla el ele, omuz omuza, Türkiye'yi daha ileriye nasıl taşırız bunun gayreti içerisinde olacağız. şeklinde konuştu.

Üzüldüğünüzü biliyorum. Bu şımarıklık karşısında, bu nankörlük karşısında, sabırla ve metanetle durduğunuzu da biliyorum. Biz milletçe bu sağlam duruşumuzu bu sabırlı duruşumuzu asla bozmayacağız. Bu sokağa dökülenler, bu teröristler, bu Vandallar, bu yağmacılar aslında milletin öfkelenmesini, milletin taşmasını, milletin karşılarına çıkmasını istiyorlar. Bunların asıl amacı bu, bunların kurdukları tuzağın asıl hedefi bu.

Biz devlet olarak bu vatan topraklarını asla bu teröristlere yar etmeyiz. Gereken neyse onu yaparız. Asla bundan taviz vermeyiz, bedeli ne olursa olsun yaparız. Bu sokağa çıkanlar da bu piyonları sokağa itenler de bir şeyin farkında değiller. Türkiye Cumhuriyeti devleti bundan 15 yıl 20 yıl önceki şartlarda değil. TSK bugüne kadar hiç olmadığı şekilde donanımlı, müteyakkız ve her duruma hazırlıklı. Emniyet teşkilatımız son derece dikkatli, son derece tecrübeli.

Türkiye Cumhuriyeti gerek başbakan olduğum dönemde, gerekse şu anki başbakan ve hükümetimiz, bugüne kadar hiçbir terör örgütüne en ufak bir bu tür destek asla vermemiştir. Hükümetimize, devletimize bu tür iftirayı yapanlar, çok açık ve sert konuşuyorum, alçaktır, bunlar vatan hainidir. Kim bu ifadeleri kullanıyorsa, hukukta bir kaide var: İddia sahibi iddiasını ispatla mükelleftir. Kim hangi iddiayı ortaya atıyorsa, bu iddiasını ispatla mükelleftir. İspat edemiyorsa alçaktır, haindir.

Başınız öne eğilmesin. Karamsarlığa, kötümserliğe asla prim yok. Umutsuzluğa asla ve asla mahal yok. Türkiye'nin emin ellerde ve emin adımlarla geleceğe ilerlediğini unutmayın. Kötü, kötülüğünü yapacak ama biz iyilik için mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz.

Dün bazı uluslararası gazete ve dergiler, adeta düğmeye basılmışcasına, Türkiye'de çözüm süreci bitiyor' diye ortak bir ağızla yayın yaptılar. İçeride de bazı medya kuruluşları, bazı kalemler çözüm süreci bitiyor zannıyla adeta avuçlarını ovuşturuyorlar. Biz çözüm sürecini teröre, terör örgütlerine, onların kanlı tuzaklarına kurban etmeyiz. Çözüm süreci, kardeşlik sürecidir ve inşallah Türkiye 77 milyonun kardeşliğini en güçlü şekilde tesis edecektir.

Kürt kardeşlerimize anne babalara diyorum ki huzuru bozan karanlık ellerde oyuncak olan, kanları üzerine kirli hesaplar yapılan çocuklarınıza lütfen sahip çıkın. Eğer Kürt bir ailenin çocuğu elinde molotofla sokaklarda bu tür her yeri yakıyor yıkıyorsa kusura bakmayın anne babalar da bundan sorumludur, onlar da evlatlarına sahip çıkacaklar. Ey anneler, ey babalar bu çocukları, bu gençleri lütfen sokaklardan toplayın. Yarın siz de 'Benim oğlum, benim çocuğum dağda' diyemezsiniz, bununla da karşı karşıya kalabilirsiniz. Bu terör örgütü de bu siyasi parti de sizin çocuklarınızın kanı ve canı üzerinden hesaplar yapıyor. Sizin çocuklarınızı kullanarak uluslararası karanlık çetelere maşalık yapıyorlar. Çocuklarınızı kullandırtmayın, gençleri kullandırtmayın. Hem kendiniz acı yaşamayın, hem de Türkiye'nin acı yaşamasına müsaade etmeyin.

Devletin içinde paralel devlet. Böyle bir şey olabilir mi? Artık bu paralel yapı ve bunun uzantıları bundan sonra inşallah çok farklı bir yere oturtulacak ve bu da inşallah hemen bu ay sonundaki Milli Güvenlik Kurulumuzun yine gündeminde yer almak suretiyle geleceğe, onlarla ilgili çok daha farklı bir adımı atacağız. Çünkü bu operasyon öyle lokal değildir. Geneldir ve bunun adımını atacağız. Çünkü Türkiye'de devlete alternatif bir adım atılamaz. Buna müsaade etmeyeceğiz.

Kimse bu vatanın üzerinde operasyon düşünmesin. Asla ne bayrağımıza ne de vatan topraklarında böyle bir operasyona müsaade edilmez.

Bu olayların arkasında sadece PKK yok. Bu olayların arkasında sadece bölücü terör örgütü PKK'nın gölgesinde siyaset yapan parti yok. Bu olayların arkasında, Türkiye'de her türlü kaosun içinde yer alan çevreler var. Bu olayların arkasında, Suriye'nin eli kanlı zalim Esed rejimi de var. Bunlara yol arkadaşlığı yapıyorlar. Bu olayların arkasında Esed rejimiyle kol kola olan, ele ele olan Türkiye'deki malum siyasi parti de var. Günlerdir terör örgütüyle aynı çizgide yayın yapan, terör örgütüne methiyeler düzen sorumsuz bazı medya kuruluşları, sorumsuz bazı kalemler de bunun içinde. Aynı şekilde bu olayların arkasında, o malum uluslararası medya kuruluşları var. Bu olayların arkasında, Türkiye aleyhine her türlü ihanet fırsatını değerlendirmeye çalışan o Pensilvanya da var.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti gerek başbakan olduğum dönemde gerekse şu andaki başbakan ve hükümetimiz bugüne kadar hiçbir terör örgütüne en ufak bir destek asla vermemiştir. Bu tür iftirayı yapanlar, hükümetimize, devletimize bu tür iftirayı yapanlar çok açık ve sert konuşuyorum, alçaktır, bunlar vatan hainidir dedi.

Erdoğan, Rize Valiliği önünde düzenlenen toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada, son günlerde Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki şehirlerde, Ankara, İstanbul ve İzmir gibi büyükşehirlerde yaşanan hadiselere dikkat edilmesi gerektiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu illerde yaşanan gelişmeler karşısında vatandaşların üzüldüğünü bildiklerini, şımarıklık, nankörlük karşısında sabır ve metanetle durulduğunun farkında olduğunu ifade ederek, Bu sağlam, sabırlı duruşumuzu asla bozmayacağız. Bu sokağa dökülenler, bu teröristler, bu Vandallar, bu yağmacılar aslında milletin öfkelenmesini, milletin taşmasını, milletin karşılarına çıkmasını istiyorlar. Bunların asıl amacı bu, bunların kurdukları tuzağın asıl hedefi bu diye konuştu.

Gezi olaylarında 17 – 25 Aralık darbe girişimlerinde, bu çevrelerin Rize’ye de girmek istediklerini, ama Rizelilerin gereğini yaparak, buna izin vermediğini dile getiren Erdoğan, kim öfkesine hakim olamazsa, bunların karşısına öfkeyle, nefretle çıkarsa tuzağa düşmüş olacağını, oyuna geleceğini kaydetti.

Hiç endişeniz olmasın askerimiz, polisimiz, istihbarat birimlerimiz son derece başarılı biçimde onlarla gereken mücadeleyi veriyorlar diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bingöl’de 2 polisi şehit eden alçakların başarılı bir operasyonla ölü olarak ele geçirildiğini, Türk bayrağını ateşe veren hainlerin” yakalandığını, şehirlerdeki başarılı operasyonlarla zanlıların tek tek toplandığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

 Daha da fazlası yapılacak. Sokaktaki bu teröristler ile onları sokağa itekleyen, onların arkasına saklanan siyasetçi kılığındaki korkaklardan da bu tahriklerin hesabı sorulacaktır, bunu bilmenizi istiyorum. Bir taraftan Sokağa dökülün diyeceksin, öbür taraftan Biz özgürlük, barış, demokratik hakları kullanın dedik, ‘Şiddete başvurun demedik diyeceksin. Bu nasıl bir siyasi sorumluluktur? Böyle bir şey olabilir mi? Siz neden rahatsız oldunuz? Mutluluk, huzur, refah bu mu sizi rahatsız etti?

Düne kadar Güneydoğu, Doğu Anadolu’nun yaşam koşulları ortadaydı. 12 yıldır bu ülkede ayrım yapmaksızın 780 bin kilometrekareyi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkarma mücadelemiz ortada dururken ben buradan sesleniyorum; ey benim Güneydoğulu, Doğulu Kürt kardeşlerim, eğer bugün bölgeye yatırımcı gelmiyorsa. Sizin adınıza konuşanlar yüzünden yatırımcı gelmiyor. Ne olacak? Adam gelip Güneydoğu’da yatırım yapıp da ondan sonra fabrikasının yanmasını mı bekleyecek? Devletin bankalarını yakacaksın, yıkacaksın, bankamatiklerin hepsini yakacak, yıkacaksın sonra utanmadan, sıkılmadan Burada banka niye yok mu? diyeceksin. Okulları, hastaneleri, huzurevlerini yakıyorsunuz, çocukların kaldığı pansiyonları yakıyorsunuz Siz nasıl bir siyasetçisiniz, siz nasıl bir insansınız? Neymiş, Kobani. Kobani ile Van’ın, Erciş’in ne alakası var? Kobani ile Muş’un, Hakkari’nin ne alakası var? Kobani ile İstanbul’un, Ankara’nın, Diyarbakır’ın ne alakası var. Dert başka. Ağrı’nın, Patnos’un ne alakası var? Patnos’ta belediye binasını yaktılar. Belediye binası senin neyini rahatsız etti? Bindiğiniz otobüsleri yakıyorsunuz, Kürt vatandaşımın araçlarını yakıyorsunuz. Ey benim Kürt kardeşim hala bu adamlara dersini vermeyecek misiniz? Verseniz de vermeseniz de biz devlet olarak bu vatan topraklarını asla bu teröristlere yar etmeyiz, bunu bilmenizi istiyorum. Gereken neyse onu yaparız, asla bundan taviz vermeyiz bedeli ne olursa olsun yaparız.

TSK hiç olmadığı kadar donanımlı, müteyakkız

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sokaklarda şiddet olayları yapanların, onları sokağa itenlerin Türkiye Cumhuriyeti devletinin bundan 15  20 yıl önceki şartlarda olmadığının farkında olmadıklarına işaret ederek, Türk Silahlı Kuvvetlerinin hiç olmadığı kadar donanımlı, müteyakkız, emniyet teşkilatının da son derece dikkatli, tecrübeli, bu tür olaylara karşı hazırlıklı, istihbarat birimlerinin de hiç olmadığı kadar aktif ve başarılı olduğunu anlattı.

Erdoğan, sarsılmadan, taviz vermeden, asla geri adım atmadan demokrasi, insan hak ve özgürlüklerini, hukuku en güçlü şekilde savunduklarını ve savunacaklarını belirterek, “Yani hem güvenlik noktasında çok iyi durumdayız hem de güvenlik ve özgürlük dengesini çok iyi muhafaza ediyoruz. Bu sokaktaki piyonlar ve onların ipini tutan efendileri Türkiye’nin 90’lara dönmesini istiyor ve bunun için yakıp yıkıyorlar. Türkiye 90’lara dönmeyecek. Hem güvenliği en üst seviyede muhafaza edeceğiz hem de inadına demokrasi, inadına özgürlük, inadına barış ve kardeşlik diyeceğiz” değerlendirmesinde bulundu.

Son günlerde eylemlerin Suriye’nin Ayn El-Arab, diğer ismiyle Kobani’de yaşanan olaylarla alakası olmadığına dikkati çeken Erdoğan, şöyle devam etti:

Kobani’de terör saldırı var diyerek Türkiye içinde terör estirenlerin bu nankörlüğü hiç kimseye yutturamazlar. Dikkatleri bir noktaya çekmek istiyorum; son günlerde yaşanan olayların arkasında kimlerin olduğuna lütfen dikkat edin. Bu olayların arkasında sadece PKK yok, sadece bölücü terör örgütü PKK’nın gölgesinde siyaset yapan parti yok. Bu olayların arkasında Türkiye’de her türlü kaosun içinde yer alan çevreler var. Bu olayların arkasında Suriye’nin eli kanlı zalim Esed rejimi de var, bunlara yol arkadaşlığı yapıyorlar. Bu olayların arkasında Esed rejimiyle kol kola olan el ele olan Türkiye’deki malum siyasi parti de var.

Günlerdir terör örgütüyle aynı çizgide yayın yapan, terör örgütüne methiyeler düzen sorumsuz bazı medya kuruluşları, sorumsuz bazı kalemler de bunun içinde. Bu olayların arkasında o malum uluslararası medya kuruluşları var. Bu olayların arkasında, Türkiye aleyhine her türlü ihanet fırsatını değerlendirmeye çalışan o Penslivanya da var. Dikkat edin hepsi aynı anda ve aynı dille, aynı üslupla saldırıya geçti. Ne dediler? Türkiye IŞİD’e yardım ediyor’ dediler. Türkiye Cumhuriyeti gerek başbakan olduğum dönemde gerekse şu andaki başbakan ve hükümetimiz bugüne kadar hiçbir terör örgütüne en ufak bir destek asla vermemiştir. Bu tür iftirayı yapanlar, hükümetimize, devletimize bu tür iftirayı yapanlar çok açık ve sert konuşuyorum, alçaktır, bunlar vatan hainidir. Kim bu ifadeleri kullanıyorsa hukukta bir kaide var, 'İddia sahibi iddiasını ispatla mükelleftir. Kim hangi iddiayı ortaya atıyorsa bu iddiasını ispatla mükelleftir. İspat edemiyorsa alçaktır, haindir. Bu sıradan bir olay değil. Türkiye Cumhuriyeti devletine batının bazı ülkelerinin yakıştırmasıyla konuşmak ihanettir. Bunu ispat etmeleri gerekir. Biliyorsunuz bunları Gezi olaylarında da yapmışlardı, 17 – 25 Aralık darbe girişiminde de yapmışlardı. 30 Mart seçimlerinde, 10 Ağustos seçimlerinde bu kirli ittifak millete karşı saf tutmuştu. Türkiye aleyhine, Türkiye’deki istikrar ve güven aleyhine nerede bir hareket, eylem varsa bu çevreler kenetlenmiş, bu şekilde bize karşı saldırıya geçmişlerdi, ama millet buna prim vermedi, millet bunları derdest etti.

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Karadenizli esnaf Türk lirasına sahip çıkıyor
Türkiye
Ek iş olarak başladılar, 20 tonluk üretime ulaştılar
Dünya
Haydi Müslümanlar, şimdi !!!

Hava Durumu

Detaylı Hava Raporu