Orta Vadeli Program açıklandı

Orta Vadeli Program açıklandı


08.10.2014 - Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, bu yıl için yüzde 3,3, gelecek yıl için yüzde 4 büyüme beklediklerini belirtti. Babacan, 2016 ve 2017 yıllarında ise yüzde 5'lik büyüme öngördüklerini kaydetti.

Babacan'ın, Orta Vadeli Program (2015-2017) ile ilgili Başbakanlık Yeni Bina'da düzenlediği basın toplantısına, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz ile Maliye Bakanı Mehmet Şimşek katıldı.

Bu yıl için yüzde 3,3 büyüme beklediklerini ifade eden Babacan, Orta Vadeli Program'da 2015 için yüzde 4, 2016 ve 2017 yılları için ise yüzde 5'lik büyüme öngördüklerini açıkladı.
Bu yılı yüzde 5,7 cari açıkla kapatmayı öngördüklerini bildiren Babacan, cari açığı 2017 sonu itibarıyla yüzde 5,2'ye indirmeyi beklediklerini belirtti.
Başbakan Yardımcısı Babacan, yıl sonu enflasyon beklentilerinin yüzde 9,4 olduğunu bildirdi. Babacan, Gelecek yıl için yüzde 6,3'e düşeceğini öngörüyoruz, 2016 ve 2017 için ise yüzde 5'lik enflasyon hedeflerimizi koruyoruz dedi.
Orta Vadeli Program'da kişi başına düşen milli gelirin yıl sonunda 10 bin 537 dolar, 2017 yılı sonunda ise 12 bin 229 dolar olması öngörüldü.

2009 krizinden sonra uygulanan politikalar istenilen sonucu henüz vermedi

Küresel büyümeye bakıldığında 2009 krizinden sonra uygulanan politikaların istenilen sonucu henüz vermediğini belirten Babacan, dünya genelinde güçlü sürdürülebilir ve dengeli büyüme hedefine hala ulaşılamadığını kaydetti. 
Büyüme oranlarının kriz öncesi seviyelerin altında seyrettiğine dikkati çeken Babacan, G-20 dönem başkanı olarak 1 Aralık'tan itibaren önem verecekleri konulardan birinin bu olacağını dile getirdi. 
Babacan, gelişmiş ekonomilerde kriz sonrasında yavaşlama eğilimine girmiş bir büyüme trendi olduğunu, bu dönemde bu trendin yavaş yavaş toparlanmakta olduğunu gördüklerini söyledi. 
Dünya ekonomisine gelişmiş ekonominin katkısının bir miktar arttığını ifade eden Babacan, kriz sonrası dönemde dünya ekonomisinin lokomotifinin gelişmekte olan ülke ekonomileri olduğunu bildirdi. 
Babacan, son dönemde gelişmekte olan ekonomilerin büyüme hızında da bir yavaşlama gördüklerinin altını çizerek, bu noktada 2014 ve 2015 yıllarında da pek bir toparlanma olmayacağını, önümüzdeki 10 yıl boyunca gelişmekte olan ekonomilerin büyüme hızının geçmiş 10 yıla göre daha düşük olacağını söyledi.
Dünya ticaretinin kriz öncesine göre zayıf seyrettiğini, dünya ticaretinin büyüme hızının kriz öncesi dönemlerin altında kaldığını, burada yavaş yavaş bir toparlanma beklentisi varsa da kriz öncesi rakamlara hala dönülmediğini ifade eden Babacan, Uluslararası Para Fonunun açıkladığı Dünya Ekonomik Görünümü Raporu'na bakıldığında dünya ticareti 2014 yılında yüzde 3,8 büyüyebilecek, gelecek yıl da yüzde 5, halbuki geçen sene bu döneme baktığımızda bu yıl dünya ticaretinin 4,9, gelecek yıl da 5,4 büyüyeceğini bekliyorduk. Geçen yıla göre dünya ticaretindeki büyüme beklentileri hem 2014 hem de 2015 için aşağı doğru revize edilmiş durumda diye konuştu.

ABD ve Avrupa ekonomisine bakış

ABD ve Avrupa ekonomisine ilişkin de bilgi veren Babacan, ABD ekonomisi ile ilgili gelişmelerin Türkiye'yi özellikle küresel likidite açısından ilgilendirdiğini belirterek, Amerika'da işsizlik oranlarının düştüğünü, yüzde 6'nın altına indiğini ancak bunun kalitesinde sorunlar olduğunu kaydetti. 
Babacan, Avro bölgesinde toparlanmanın çok daha zayıf ve kırılgan olduğuna dikkati çekerek, deflasyon riskinin de arttığını bildirdi. 
Önümüzdeki dönemde Amerikan Merkez Bankasının daha kısıtlayıcı, daraltıcı para politikaları uygulamasını beklediklerini ifade eden Babacan, şöyle konuştu:
Bu yıl ekim ayında varlık alım programı tamamlanacak gelecek yıl ortalarından itibaren de faiz artış süreci başlayacak,  2017 yılı sonuna kadar bir faiz artış sürecini başlatacak. En azından bugün için açıklamaları yönlendirmeleri bu yönde. Öte yandan Avrupa Merkez Bankası da tam tersine deflasyon riskinden korunmak için ve büyümeyi daha güçlendirmek için de genişleyici politikalar uygulamaya devam ediyor. Hatta son açıkladıkları tedbirlerle detaylarını henüz vermeseler de daha gevşetici yönde para politikaları uygulama konusundaki iradelerini ortaya koymuş durumdalar. Bizim ticaret kanalında en yakından ilgilenmemiz gereken, Avrupa'nın asıl ekonomik toparlanması, büyüme hızı bizim ekonomimiz üzerinde ihracatımız üzerinde belirleyici rol oynuyor. Avrupa Merkez Bankasının para politikasındaki genişleme sürecinin Türkiye açısından olumlu sonuçlar getireceğini biliyoruz. Öte yandan FED'in daraltıcı politiklarının da Türkiye üzerinde olumsuz etkilerinin olabileceğini bekliyoruz. Bu ikisi birbirini ne kadar dengeleyecek hangisi daha ağır basacak bunu önümüzdeki aylarda, 2015 yılında göreceğiz. Önemli olan bunları çok yakından izlemek ve Türkiye üzerindeki etkilerini sürekli değerlendirmek ve ona göre ilgili kurumlarımızın gerektiği zaman gerekli adımları atabilmesi.

Yıl sonu enflasyon tahmini

İşgücü piyasalarında enteresan gelişmeler olduğuna işaret eden Babacan, Türkiye'de son birkaç yıldır işgücüne katılım oranının hızlı bir şekilde arttığını söyledi.
Kadınların işgücüne katılım oranının da hızlı arttığını vurgulayan Babacan, Ekonomimiz istihdam üretmeye devam ediyor. Türkiye'de son 12 ayda yaklaşık 1 milyon 200 bin kişilik istihdam artışı var. Ancak işgücüne katılım oranının da aynı anda arttığını düşünürsek bu yılın ortalama işsizlik oranının yüzde 9,6 gerçekleşmesini bekliyoruz. İşgücüne katılım oranındaki tedrici, küçük küçük artışları da dikkate alarak 2017 yılında da işsizlik oranının yüzde 9,1'e düşeceğine inanıyoruz diye konuştu.
Babacan, yıl sonunda enflasyonun yüzde 9,4 olacağını tahmin ettiklerini bildirerek, Merkez Bankamız bu ay sonunda enflasyon raporunu açıklayacak. Raporda yeni beklentileri ortaya koyacak. Bu rakam bizim Kalkınma Bakanlığımızın, Hazine Müsteşarlığımızın, Merkez Bankamızın teknik olarak çalıştığı ve yıl sonu için yapmış oldukları bir tahmin. Merkez Bankamızın ay sonunda açıklayacağı rakamı bilemiyorum. Bu rakamın 2015'te yüzde 6,3'e düşeceğini tahmin ediyoruz, 2016-2017 için yüzde 5'lik hedeflerimizi koruyoruz ifadelerini kullandı. 

Maliye politikası hedefleri

Başbakan Yardımcısı Babacan, yıl sonu itibariyle program tanımlı toplam kamu faiz dışı dengesinin Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya (GSYH) oranının yüzde 0,4 olacağını tahmin ettiklerini söyledi. 
Dünyada faiz dışı fazla veren ülke sayısının çok sınırlı olduğuna dikkati çeken Babacan, Türkiye'nin bu az sayıda ülkeden biri olduğunu dile getirdi. Geçen yıl bu rakamı yüzde 1 olarak öngördüklerini kaydeden Babacan, bunun yüzde 0,4'e çekilmesinin enerji kitlerinden kaynaklandığını, merkezi hükümet bütçesinde herhangi bir sıkıntı olmadığını ifade etti.
Gelecek yıl için faiz dışı fazla hedefinin yüzde 1,2 olduğunu belirten Babacan, TBMM'ye gönderilecek bütçenin bu faiz dışı dengeyle uyumlu olduğunu vurguladı. 
Babacan, 2016 için yüzde 1,5, 2017 için de yüzde 1,8'lik bir faiz dışı fazla hedeflerinin bulunduğunu açıkladı.
Merkezi Yönetim Bütçesinde 2014 için bekledikleri açığın yüzde 1,9 olduğunu anlatan Babacan, şöyle konuştu:
Merkezi hükumetin bütçe açığı yüzde 1,9 değil, yüzde 1,4 olarak gerçekleşecek. Burada da hedeflenen yüzde 0,5 daha iyi bir noktada bu yılı kapatacağız. Burada kuşkusuz özelleştirme performansımızın büyük katkısı var. Maliye Bakanımıza teşekkür etmek istiyorum, özelleştirmede hedefin de üzerinde bir performans var. Bunun yanında yine gelir performansımız iyiyken, giderler konusunda da dikkatli bir tutum izlemeye devam ediyoruz. 2017 itibariyle neredeyse denk bütçe hedefi görüyorsunuz, yani 2017'de Merkezi yönetim bütçe açığımızın milli gelire oranının yüzde 0,3 olmasını öngörüyoruz. Burada sıkı maliye politikasının asıl hedefi kamunun ülkemizin tasarruf oranlarına destek verebilmesi.
2008-2009 dönemine kadar bizim sıkı maliye politikamızın hedefi kamunun borç sürdürülebilirliğini garanti altına almaktı, bunu gerçekleştirdik. Niye hala sıkı maliye politikası? Cari açığımızın oluşu ve toplam tasarruflarımızın burada etkili oluşu. Türkiye'nin toplam tasarruflarına biz kamu olarak, sıkı maliye politikasıyla, daha yüksek faiz dışı fazlayla ve daha düşük bütçe açığı ile destek verebiliriz. Dolayısıyla sıkı maliye politikasındaki bakış açımız cari açığı düşürebilme, Türkiye'nin tasarruf oranını artırabilmek. 
Babacan, AB tanımlı borç stoğunun yıl sonu itibariyle GSYH'nin yüzde 33'üne düşmesini hedeflediklerini ifade etti. Babacan söz konusu rakamı program sonunda, 2017'de yüzde 28,5'e düşürmeyi öngördüklerini söyledi.

İhracat yıl sonunda 160 milyar doları geçecek
Babacan, bu yıl ihracatın 160 milyar doları geçmesini beklediklerini kaydederek, Bu, yılbaşında koyduğumuz hedefin biraz altında. Asıl sebep Rusya, Ukrayna ve Irak'a olan ihracatımızın jeopolitik nedenlerle beklenenin altında kalması. Öte yandan Avrupa'ya olan ihracatımız da beklenin üzerinde performans gösteriyor. İthalat rakamlarının, yılbaşında beklenenin oldukça altında kalarak, 244 milyar dolarla kapanacağını öngörüyoruz diye konuştu.
Turizm gelirlerinin 30 milyar dolara yaklaştığına değinen Babacan, 46 milyar dolarlık cari açıkla 2014'ü tamamlamayı öngördüklerini bildirdi. 
Babacan, 2015 yılı için 472,9 milyar liralık Merkezi Yönetim Bütçesi hedeflediklerini kaydetti.

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gündem
Mescid-i Aksa baştan başa yenilendi
Türkiye
Meteorolojiden 20 il için fırtına uyarısı
Dünya
Almanya'nın gizli belgelerini yayımladılar

Hava Durumu

11°
Detaylı Hava Raporu