Bu Fotoğraf Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Bu Galeriye 1 Yorum Yapılmış

Tüm yorumları okumak için tıklayın

Bir İnstagram Efsanesi Bir İnstagram Efsanesi Medya 22 Ekim 2014 12:59 Robert Jahns
Bunun çölün ortasında ne işi var Bunun çölün ortasında ne işi var Tabiat 22 Nisan 2015 11:32
Kadın işçilerin sıcakla imtihanı Kadın işçilerin sıcakla imtihanı Gündem 29 Ağustos 2013 08:45 Hava sıcaklığının güneşte 41 dereceyi bulduğu Şanlıurfa’da, karayollarında çalışan bayan işçiler zor zamanlar geçiriyor.
Balıkçılar ‘Vira Bismillah’ demeye hazırlanıyor Balıkçılar ‘Vira Bismillah’ demeye hazırlanıyor Gündem 29 Ağustos 2013 08:57 Balıkçılar 1 Eylül'de başlayacak av sezonu hazırlıklarına başladı.
1975 model Murat 124'ün büyük değişmi 1975 model Murat 124'ün büyük değişmi Otomobil 31 Mart 2016 13:15
Sağlıklı olmak için küçük sırlar Sağlıklı olmak için küçük sırlar Sağlık 08 Temmuz 2016 19:13
80'lerde 90'larda çocuk olmak 80'lerde 90'larda çocuk olmak Yaşam 03 Kasım 2015 18:32 Ne değişti de böyle olduk! Bizim çocukluğumuzda annelerimiz çalışmazdı.Okuldan eve geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı hiç açmadım. Hatta Babamın bile anahtarı yoktu. Annem evimizin bir parçası gibiydi, hep evdeydi. Her yere birlikte giderdik, zaten öyle çok da gidilecek bir yer yoktu ki. . . En büyük eğlencemiz sokaklarda oynamaktı. Sokakta oynamak diye bir kavram vardı yani. Cafelerde, alış veriş merkezlerinde buluşmazdık. Okula arkadaşlarımızla gider, birlikte çıkar, oynaya, zıplaya yürüyerek gelirdik.Servis falan yoktu. Ayakkabılarımız eskirdi. Hatta öyle olurdu ki; çantalarımızı kaldırımlara koyar oyuna bile dalardık. Annelerimiz bu durumu bildiklerinden kardeşlerimizle bizlere ekmek arası bir şeyler hazırlar gönderirdi.Mahallemizdeki teyzeler Annemiz gibiydi.Susayınca girer evlerine su içerdik.Ya da pencereden bize bir sürahi bir bardak uzatırlar, hepimiz aynı bardaktan kana kana içerdik. Kısacacı evine gidip gelen elinde mutlaka yiyecekle dönerdi. Anneleri o arada çocuğuna verdiği şeyden bizlere de gönderirdi. Bu bazen bir kurabiye, bazen bir meyve olurdu. Cebimizde harçlığımız olduğunda düşmesin diye çıkarır cantamızın üstüne koyar oyun bitince geri alırdık. Çok garip ama kimse almazdı. Sokaklarımız evimiz kadar güvenli idi.Düşünce kaldırırlar, kavga edince barıştırırlardı bizi... Polisler gelmezdi kavgalarımıza, zabıtlar tutulmazdı. Sonra kavgalarımız da öyle ustura, falçata ile olmaz, onlar nedir bilmezdik bile, asla kanla falan da bitmezdi, en fazla saçlarımızdan çeker, hayvan adları sayar, tekme atar, yine oyuna dalardık.Birbirimizin suyundan içer, elmasına diş atardık.Misket oynamaktan parmaklarımız kanar yine de mikrop kapmazdık.Azar işitip, acillere taşınmazdık. Düşerdik ekmek çiğner basarlardı alnımıza, oyuna devam ederdik. Röntgenlere, ultrasonlara girmezdik.Ben bizim çocukluğumuzu çok özledim.Sokaklarımız ruhsuzlaştı sanki.Komşumu tanımıyorum ama evinin camında,temizliğe gelen kadını haftada bir görür kolay gelsin der konuşurum.Onun dışında orada kim oturur hiç bilmem. Evimizi kendimiz temizlerdik, kapı silmece ;bilmem kaç kuruş hepimizin elinde bezler güle oynaya bitirirdik işleri. Evlerimiz var, içinde yaşayan yok.Parklarımız var, içinde oynayan çocuk yok.Ama her yıl sökülüp yenilenen kaldırımlar, lüks binalar, ışıl ışıl vitrinler, girip çıkan yapay insanlar... Ruh yok, buz gibi buz, bu biz değiliz.Tahta iskemlelerimizde oturan yaşlılarımız,onlara dede, nene diye hatırını soran çocuklarımız yok oldu.Ben kapılarında ' vale ' lerin, ' bady ' lerin beklediği yerlerden hep korkmuş çekinmişimdir.Kapısını çarparak örtüyor diye çocuğuna kızıp,taksidini bitiremediği arabanın anahtarını, hiç tanımadığı birine vermek ters gelir bana. Benim değildir bu kültür. Ne ruhuma, ne kültürüme ne de cüzdanıma hitap eder. Nedir bunlar? Reklamlarla desteklenen beyni, ruhu ele geçirilmiş insanlar olduk. Birbirimize yabancı, yalnızlıklarımızla yaşar olduk. İyi de neden böyle olduk ? Biz mi istemiştik? Yoksa birileri mi böyle istedi.?? Paylaşmanız Dileğiyle..
"Kaçabilen kaçsın " "Kaçabilen kaçsın " Gündem 02 Haziran 2016 12:53
Umudu 2 bin kilometre uzakta aradılar Umudu 2 bin kilometre uzakta aradılar Dünya 07 Ekim 2013 15:49 Suriye'de yaşanan olaylardan kaçan 5 aile Edirne’ye yerleştirildi.
IŞİD'den geriye kalan 'Harabe Şehir' IŞİD'den geriye kalan 'Harabe Şehir' Gündem 08 Kasım 2014 13:13
Şehitler ailelerine teslim edilmiyor Şehitler ailelerine teslim edilmiyor Dünya 16 Ağustos 2013 17:52 Mısır'da sadece yaşayanlar zulüm çekmiyor, kimi boğazından kimi başından vurularak şehit edilmişlerde zulüm çekiyorlar. Bunlardan biride Amir Bedir. Ailesi ise bu konuda mağdurlar.
Kötü arkadaş gazabına uğramış,  uykusu ağır olan 15 insan.. Kötü arkadaş gazabına uğramış, uykusu ağır olan 15 insan.. Medya 07 Eylül 2015 03:58 Üniversite kazanan her gencin ilk meselesi yeni bir hayata başlayacağı şehirde başını sokacağı bir ikametgah bulmak oluyor. Eğitim uğruna ailesinden uzaklaşan taze üniversitelilerin kimi ‘Kalabalıktan hoşlanmam.’ deyip birkaç arkadaş birleşip ev tutuyor. Uykusu ağırsa başına gelmeyen kalmayabilir. İşte uykusu ağır olanlara yapılan bazı şakalar..

Çin Halk Cumhuriyeti’ndeki in Shi Huang Türbesi


1974’te Çin Halk Cumhuriyeti’nin Shaanxi eyaletine bağlı Xi’an yakınlarında bir çiftçi tarafından bulunan, her birinin yüz ifadesi farklı olan ve büyük bir gizem taşıyan binlerce adet toprak askerin bulunduğu bu mekana girişler ve araştırmalar Çin Halk Cumhuriyeti tarafından kısıtlanmıştır. Bu gizemli heykellerin “İlklerin imparatoru” olarak bilinen Çin Şı Huang’ın mezarını koruduğuna inanılmaktadır. Boyları 183-195 santimetre arasında değişen toprak askerlerin bulunduğu kazı alanında çoğu hala toprak altında 8.000 asker, 520 atıyla birlikte 130 savaş arabası, 150 süvari atı bulunduğu tahmin edilmektedir. (Eskiden yasak olmasına rağmen şu an ziyarete açık. )