Bu Fotoğraf Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

  • UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
İzlanda'nın Gayzer yaylası büyülüyor.. İzlanda'nın Gayzer yaylası büyülüyor.. Tabiat 13 Kasım 2015 00:33 Gayzer: kesintili bir biçimde sıcak su ya da sıcak buhar fışkırtan, kükürt yayan kaynarca.
Sıradışı salon takımları Sıradışı salon takımları Yaşam 08 Kasım 2015 10:10
Milli keskin nişancı tüfeği MKEK JNG-90 BORA-12 Milli keskin nişancı tüfeği MKEK JNG-90 BORA-12 Bilim ve Teknoloji 17 Nisan 2016 08:01 Türkiye’nin yapmış olduğu ilk uzun menzilli keskin nişancı tüfeğidir. Toplam olarak 5 yıllık bir çalışmanın ürünü olup bu çalışmalar sonucunda seri üretime geçmiştir. Bora 12 silahının namlu çapı 7,62 milimetredir.
Seçimi hedef alan utanç manşetleri! Seçimi hedef alan utanç manşetleri! Gündem 03 Kasım 2015 21:56 AK Parti 1 Kasım Genel Seçimleri'nden ezici bir zaferle çıktı, oylarını 5 ay gibi kısa sürede 8 puan artırarak yüzde 49'a çıkardı.
Zebra çizgilerinin sırrı. Zebra çizgilerinin sırrı. Belgesel 09 Haziran 2016 12:41
Meke Gölü'nün büyüleyici güzelliği. Meke Gölü'nün büyüleyici güzelliği. Tabiat 06 Kasım 2016 14:52
Şırnak'tan son görüntüler! Şırnak'tan son görüntüler! Gündem 31 Mart 2016 14:10
Peygamber Efendimizin Tavsiye Ettiği 18 Yiyecek Peygamber Efendimizin Tavsiye Ettiği 18 Yiyecek Sağlık 02 Mayıs 2015 00:24 İşte o yiyecekler ve faydaları..
Türkiye'de demokrasi nöbeti devam ediyor Türkiye'de demokrasi nöbeti devam ediyor Gündem 02 Ağustos 2016 20:56
Ayı hiç böyle görmediniz Ayı hiç böyle görmediniz Yaşam 14 Haziran 2016 14:05
80'lerde 90'larda çocuk olmak 80'lerde 90'larda çocuk olmak Yaşam 03 Kasım 2015 18:32 Ne değişti de böyle olduk! Bizim çocukluğumuzda annelerimiz çalışmazdı.Okuldan eve geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı hiç açmadım. Hatta Babamın bile anahtarı yoktu. Annem evimizin bir parçası gibiydi, hep evdeydi. Her yere birlikte giderdik, zaten öyle çok da gidilecek bir yer yoktu ki. . . En büyük eğlencemiz sokaklarda oynamaktı. Sokakta oynamak diye bir kavram vardı yani. Cafelerde, alış veriş merkezlerinde buluşmazdık. Okula arkadaşlarımızla gider, birlikte çıkar, oynaya, zıplaya yürüyerek gelirdik.Servis falan yoktu. Ayakkabılarımız eskirdi. Hatta öyle olurdu ki; çantalarımızı kaldırımlara koyar oyuna bile dalardık. Annelerimiz bu durumu bildiklerinden kardeşlerimizle bizlere ekmek arası bir şeyler hazırlar gönderirdi.Mahallemizdeki teyzeler Annemiz gibiydi.Susayınca girer evlerine su içerdik.Ya da pencereden bize bir sürahi bir bardak uzatırlar, hepimiz aynı bardaktan kana kana içerdik. Kısacacı evine gidip gelen elinde mutlaka yiyecekle dönerdi. Anneleri o arada çocuğuna verdiği şeyden bizlere de gönderirdi. Bu bazen bir kurabiye, bazen bir meyve olurdu. Cebimizde harçlığımız olduğunda düşmesin diye çıkarır cantamızın üstüne koyar oyun bitince geri alırdık. Çok garip ama kimse almazdı. Sokaklarımız evimiz kadar güvenli idi.Düşünce kaldırırlar, kavga edince barıştırırlardı bizi... Polisler gelmezdi kavgalarımıza, zabıtlar tutulmazdı. Sonra kavgalarımız da öyle ustura, falçata ile olmaz, onlar nedir bilmezdik bile, asla kanla falan da bitmezdi, en fazla saçlarımızdan çeker, hayvan adları sayar, tekme atar, yine oyuna dalardık.Birbirimizin suyundan içer, elmasına diş atardık.Misket oynamaktan parmaklarımız kanar yine de mikrop kapmazdık.Azar işitip, acillere taşınmazdık. Düşerdik ekmek çiğner basarlardı alnımıza, oyuna devam ederdik. Röntgenlere, ultrasonlara girmezdik.Ben bizim çocukluğumuzu çok özledim.Sokaklarımız ruhsuzlaştı sanki.Komşumu tanımıyorum ama evinin camında,temizliğe gelen kadını haftada bir görür kolay gelsin der konuşurum.Onun dışında orada kim oturur hiç bilmem. Evimizi kendimiz temizlerdik, kapı silmece ;bilmem kaç kuruş hepimizin elinde bezler güle oynaya bitirirdik işleri. Evlerimiz var, içinde yaşayan yok.Parklarımız var, içinde oynayan çocuk yok.Ama her yıl sökülüp yenilenen kaldırımlar, lüks binalar, ışıl ışıl vitrinler, girip çıkan yapay insanlar... Ruh yok, buz gibi buz, bu biz değiliz.Tahta iskemlelerimizde oturan yaşlılarımız,onlara dede, nene diye hatırını soran çocuklarımız yok oldu.Ben kapılarında ' vale ' lerin, ' bady ' lerin beklediği yerlerden hep korkmuş çekinmişimdir.Kapısını çarparak örtüyor diye çocuğuna kızıp,taksidini bitiremediği arabanın anahtarını, hiç tanımadığı birine vermek ters gelir bana. Benim değildir bu kültür. Ne ruhuma, ne kültürüme ne de cüzdanıma hitap eder. Nedir bunlar? Reklamlarla desteklenen beyni, ruhu ele geçirilmiş insanlar olduk. Birbirimize yabancı, yalnızlıklarımızla yaşar olduk. İyi de neden böyle olduk ? Biz mi istemiştik? Yoksa birileri mi böyle istedi.?? Paylaşmanız Dileğiyle..
Sıvı Sabun Kullananları Bekleyen Büyük Tehlike Sıvı Sabun Kullananları Bekleyen Büyük Tehlike Sağlık 17 Haziran 2015 18:11 Günümüzde özellikle anneler için sihirli kelime, Antibakteriyel… Aman çocuğum hasta olmasın diye özellikle antibakteriyel sabunların kullanımı gerçekten doğru bir yaklaşım mı? Kesinlikle Hayır! Size kesinlikle şunu söyleyebilirim ki, antibakteriyel sabunları kullanmayın! Peki neden? Marketlerden sıkça alınan antibakteriyel sabunların içeriğinde triklosan maddesi bulunmaktadır.