Haber Seyret Manifestosu

Fethedene dek durmayacağımız Kudüs'e, Doğusu’na İslambol’u kurduğumuz Batı Roma'ya, Daha önce önümüze sürü gibi katıp Avrupa’ya sürdüğümüz ve bizim
baskılarımızla Avrupa’da çağ açan Germenlerin İmparatorluğu'na, bütün şer odaklarını tek potada toplayıp karşımıza çıkma cesaretini göstermektense
hep piyonlarını öne süren İngiltere Birleşik Krallığı'nın fethine and olsun ki tek bir kişi kalsak dahi bu mücadelede Allah imkan verdiği
müddetçe kalemlerimiz, mürekkep bittiği zaman adaletin olmadığı yerde de bileklerimiz istirahat etmeyecek.

Haberseyret olarak herhangi bir partinin veya kuruluşun maaşlı palyaçosu iddialarını reddediyoruz. Haberseyret ve bu savunma hattı aylık maaşlarla
ölçülemeyecek kadar kutsal olduğunun farkında olan yiğitlerin cephesidir. Bu cephede savaşmanın motivasyonu bizler için ancak ve ancak mürekkebi
yüreğe işleyen kalemlerin final resitalinde bütün şer odaklarını perişan edeceğine inanmakla mümkündür.

Ne olursa olsun uğrunda yaklaşık 1500 yıldır kan veren, can veren yiğitlerin yolunda bizim pişmanlığımız ancak Ebubekir'in malının tamamını tasadduk
ettiğine şahitlik edip ciğerleri alev alan Ömerin pişmanlığı kadar olabilir. Bizim pişmanlığımız “neden yaptık” sorusu üzerine değil, neden daha
fazla yapamadık minvali üzerine olur. Bunu ise yine sadece hicrânı yüreğinde her dakika infilak eden Ammarlar anlar, Yasinler anlar...
Bizim güttüğümüz bu dava şuuru haklı olmasına rağmen kardeşi Kabile "Ben sana elimi kaldıracak değilim" diyen Habilin masumiyetinde, Ebubekir'i bu sefer
geçtim diye sevinerek malının yarısını infak eden Ömer'in hüzünlü heyecanında, İstanbul’un muhasarası esnasında düşman gemilerinin Türk
donanması arasından sıyrılarak halice girmeyi başarması üzerine atını denize süren Fatih Sultan Mehmed Hân’ın öfkesinde gizlidir.

Bu şuur kendisini anlayanı kucaklayan, kendisine hakaret edeni yok eden bir ruhun şahlanışıdır. Şimdi Haberseyret ekibini hükümetçi, akpartici ya da
herhangi bir gruba bağlı düşünen üyelerimize, kardeşlerimize sormak istiyoruz. Seçimlerden sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ve Akparti’yi kast ederek
binyılın Selahaddin Eyyübisi durduruldu diyen İtalyan gazetesi La Republica’nın yanında mı durmalıydık? Tam olarak batılılaşamamış müslüman ülkelerin
kendi kendini yönetmesine izin vermemeliyiz diyen İngiliz The Guardian gazetesinin yanında mı durmalıydık? Erdoğan’ın kaybı Ortadoğu’da ki müslümanların da
kaybına sebep oldu diyerek dalga geçen La Stampa gazetesinin yanında mı durmalıydık? Türkmen mücahidlere yardım götüren İstihbarat tırlarına engel olan
Pensilvanyalı ve emir erlerinin yanında durup soydaşlarımızın ölümüne kına mı yakmalıydık? Güneydoğu’da silah zoru ile oy toplayan, evlere baskın yaparak
kapılara zorla afiş astıran, 15 yaşında gencecik Yasin Börü’yü bıçakladıktan sonra 4. Kattan aşağı fırlatan, İslam’a olan öfkelerini bu gencecik çocukta
söndürmek isteyip yere düştükten sonra kafasını ezen ve yetmemiş olacak ki daha sonra ölmüş bedenini parçalayana dek, Annesi’nin bile tanımayacağı
hale getirene dek satırla doğrayan HDP ve zihniyetinin yanında mı durmalıydık?

Ey bizi Akpartili ya da yandaş ya da bilmem ne olmakla suçlayan kardeşim. Söylesene ne olmalıydık ! Nerede durmalıydık? Suriye’de milyonlarca insanı
göçe zorlayan ve resmi olmayan rakamlara göre 1 milyona yakın masum insanın ölümüne sebep olan ve hala her gün insanların yüzlerini gözlerini yakarak
öldüren varil bombalarını eğlence olsun diye üzerlerine fırlatan Esedin yanında mı durmalıydık? Yemen’i ateşe vererek iç savaş çıkartan, Suriye’de
mücahidlerin galip geleceği an taşeron olarak kullandığı Hizbullahı Suriye’ye gönderen, PKK’ya destek olup bize ve kürtlere karşı kullanan İran’ın
yanında mı durmalıydık? Kudüs’ün yanında, Halep’in yanında, Myanmar’ın yanında, Rohingyalı müslümanların yanında, Doğu Türkistanlı müslümanların yanında,
Keşmir’in yanında durarak hata mı ettik ey Arkadaşım ! Haberseyret ekibi olarak 6 yıldan fazla bir süredir Sosyal Medya ve Haber mecralarında
tesbihimizi “heyt” çekerek değil “hu” çekerek gururla salladık. Ne bu tesbihi elimizden ne de “hu” lafzını dilimizden asla düşürmeyeceğiz.
Namerde karşı merdi muhtaç etmeyeceğiz.

Bize devletin haber sitesi diyenlere sözümüz. Evet biz devletin haber sitesiyiz hükümetin değil. Bilin ki devlet kalıcı, hükümetler ise geçicidir. Eğer bu sosyal
medyaya devlet olarak bakıyorsanız biz de bu sosyal medyada derin devlet olduğumuzu gururla ilan ediyoruz. Bize “hu” çekerek gelenlere derinliğimizin sevgi,
merhamet ve cömertlik sıfatları ile, bize “heyt” çekerek gelenler ise derinliğimizin gazabı ile karşılaşacaktır. Devletin emanetini eline alan hükümet kim olursa
olsun, biz 6 yıl önce başladığımız bu yolu Habil’den ödünç aldığımız samimiyet, Hamza’dan öğrendiğimiz cesaret ve Peygamberlerden miras kalan devamlılık ve
sabır ile sürdüreceğimizden hiç kimsenin şüphesi olmasın. Bilinsin ki şüphesi olanlar çoktan okçular tepesini terk etti. Ve yine bilinsin ki bu tepe
asla sahipsiz kalmayacak. Selahaddin’in yaktığı ateşi Fatihler, Fatihlerin yaktığı ateşi Süleymanlar, Süleymanların yaktığı ateşi Abdülhamidler sürdürdü.
Bu ateşin yükü hiç bir ölümlünün maddi bir beklenti karşılığında taşıyabileceği bir yük olmadı. Bu ateşin yükü sadece iman ve cesaretin kaldırabileceği
bir yüktü. Bunu anlayanlar bizimle beraber bu yolda yürümeye devam ettiler. Bize iftira atanlar filtreden geçemeyerek sınıfta kaldılar.

Haberseyret olarak bütün okurlarımıza, takipçilerimize çağrımız bu yükü taşıyan isimsiz kahramanların karşılığını sadece Allah’tan bekledikleri bunca emeğe saygı
göstererek bizi yine kendimizin anlattığı şekilde tanımaları, bizi yine kendimizin ifade ettiği şekli ile kabul etmeleri. Çünkü müslümanlar olarak
inanıyoruz ki hiç bir maddi yardım almadan evinden, işinden, ofisinden, hatta iş bulamadığı halde imkanlarını zorlayarak bu ekipte yer almaya çalışan
mücahid ve mücahidelerin emeğinden eğer olurda tek bir damla çalmaya kalkarsanız,yani olur da bu masum insanlara iftira ederseniz, Hz. Allah’ın gazabı
kaçınılmaz ve sizin çaresizliğiniz Kabil’in çaresizliğinden daha acınası olur.

Haberseyret’i tanımak isteyenler yine Haberseyret’e sorsun. Biz “Elestu bi Rabbikum” diye bize sorulduğunda “Ente Rabbi” diyerek verdiğimiz
cevabı ve karşılığında satın aldığımız cennet vaadini unutmayanlarız. Biz canlı yayında kucağında çocuğu öldürülen Filistinli babayı unutmayanlarız.
Biz Yermük mülteci kampında açlıktan ölenleri unutmayanlardanız. Biz küresel planları ile ülkemizi çevreleyen, Türkiye’ye son bir darbe indirdikten
sonra İslam dünyasını tamamen avuçlarına almak isteyen baronları ve uşaklarını unutmayanlarız.

Fethedene dek durmayacağımız Kudüs'e, Doğusu’na İslambol’u kurduğumuz Batı Roma'ya, Daha önce önümüze sürü gibi katıp Avrupa’ya
sürdüğümüz ve bizim baskılarımızla Avrupa’da çağ açan Germenlerin İmparatorluğu'na, bütün şer odaklarını tek potada toplayıp karşımıza
çıkma cesaretini göstermektense hep piyonlarını öne süren İngiltere Birleşik Krallığı'nın fethine and olsun ki tek bir kişi kalsak dahi bu
mücadelede Allah imkan verdiği müddetçe kalemlerimiz, mürekkep bittiği zaman adaletin olmadığı yerde de bileklerimiz istirahat etmeyecek.

Haber Seyret | Gerçeği Farket